Milli Görüş ile TC statükosu arasındaki iktidar mücadelesi İttihat ve Terakki ile Sultan Abdülhamid’in iktidar mücadelesinin devamı

Zeki Geçkil
Zeki Geçkil

Türkiye’de yaşanmakta olan Sultan Abdülhamid devrinden kalma kapanmayan bir hesaplaşmadır. Tarih tekerrür eder sözü bir kez daha doğrulanıyor. 26-27-28 Mayıs 1978 günleri Yukarı Ayrancı’da yapılan bir seminerde Erbakan’ın şu sözlerine şahit oldum: “Yahudi hangi yöntemlerle Osmanlı Devletini yıkıp bu hile rejimi ve köle düzenini kurduysa biz de aynı yöntemlerle bunu yıkıp Yeniden Büyük Türkiye ve Adil Düzen’i kuracağız.”

Peki, Yahudi Osmanlı Devletini hangi yöntemlerle, nasıl yıkıp TC’yi kurdu? Erbakan bunu da uzun uzun anlattı. Özeti şu; Avusturyalı Yahudi gazeteci Theodor Herzl Sultan Abdülhamid’den Filistin’de Yahudi devleti kurmak için toprak isteyip ret cevabı aldıktan sonra 1897 Basel Siyonist Kongresinde şu kararlar alındı:

İlk 50 yılda Sultan Abdülhamid halledilecek, Osmanlı Devleti yıkılacak, kurtarılacak Filistin topraklarında İsrail Devleti kurulacak. İkinci 50 yılda ise Arz-ı Mevud üzerinde Büyük İsrail kurulacak.

İspanya’dan sürgün edilip Osmanlı Devletinin Balkanlarda iskân ettiği Yahudiler Selanik ve çevresinde toplanmışlardı. Selanik nüfusunun yüzde 70’i Yahudilerden oluşmuştu. İzmirli haham Sabetay Sevi de Selanik’te Tapınak Şövalyelerini örnek alarak Türk ve Müslüman gözüken ancak Yahudiliğin gereklerini gizlice yapan bir tarikat kurmuştu.

Daha önce beklenen Mesih olduğunu söyleyerek Osmanlı Devletine isyan eden fakat yakalanıp İstanbul’a getirilen haham Sabetay Sevi, saraydaki Yahudi nüfus sayesinde yalandan Müslüman olarak salıverilmiş ve Selanik’e yerleşmişti.

Basel Siyonist Kongresinde alınan kararları hayata geçirmek amacıyla İtalyan Yahudisi Emanuel Karaso gelip Selanik’e yerleşti. Sabetay Sevi tarikatının mensupları Osmanlı yönetimini ele geçirmek amacıyla siyasi İttihat ve Terakki Cemiyetini kurdular. Emanuel Karaso Mason locası aracılığıyla Yahudi olmayanların da cemiyete girmesini sağladı.

Gizli bir siyasi cemiyet olarak İttihat ve Terakki İstanbul, İzmir ve başka merkezlerde de örgütlendi. İstanbul’da Sultan Abdülhamid’e karşı ayaklanan ajan Derviş Vahdeti, şeriat isterük, diye isyan başlattı. Bu isyanı bastırmak gerekçesiyle Selanik’te Hareket Ordusu adıyla bir askeri birlik oluşturularak trenle Sirkeci Garına intikal ettirildi. Mustafa Kemal’in de içinde yer aldığı Hareket Ordusunun başına bir Yahudi olan Mahmut Şevket Paşa getirildi.

Sözde Derviş Vahdeti’nin 31 Mart Vakası denilen isyanını bastırmak gerekçesiyle Başkent’e gelen Hareket Ordusu tam aksine isyanın hedefindeki sarayı kuşatarak Sultan Abdülhamid’in halledilmesini sağladı.

Ardından bir dizi baskın, darbe ve suikast gerçekleştirerek İttihat ve Terakki Fırkası (Partisi) olarak devlet yönetimini ele geçirdi. Siyonizm’in başlattığı 1. Dünya Savaşına Osmanlı Devletini İttihat ve Terakki Partisi iktidarı soktu, birçok cephede savaştırarak nihayetinde Çanakkale Savaşında bütün varlığını yok etti. Böylece İngiliz Donanması Çanakkale Boğazını geçerek Başkent İstanbul’u 5 yıl boyunca işgal etti.

Bu işgal sürecinde İngilizlerin hazırladığı bir senaryo Anadolu’da sahnelenerek sahte bir kurtuluş savaşı süreci yaşandı. Takiye ile İslam cihadı süsü verilerek yapılan kurtuluş savaşıyla Anadolu’daki işgal kuvvetlerine karşı İslam Âlimlerinin başlattığı direniş de kırıldı. İngilizlerin vesayetinde kurulan TC Lozan’da tescil edildikten sonra Başkent İstanbul’daki işgale herhangi bir direniş ve çatışma olmaksızın son verildi.

TC’nin ilanından sonra Tapınak Şövalyelerinin gerçekleştirdiği Fransız İhtilalindeki devrimler bir bir hayata geçirildi. Osmanlı Devletinde mevcut bütün siyasi partiler ve gazeteler kapatılarak tek parti CHP diktası kuruldu.

Erbakan da Siyonist Kongrede alınan kararlar gibi 50 yıllık planlar çerçevesinde hareket etti. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı 1919’un 50. yılında Anadolu’dan Milli Görüş hareketini başlatarak 1969’da bağımsız Konya milletvekili seçildi. TC’nin ilanı 1923’ün 50. yılında ise Milli Selamet Partisi ile Meclis’e girerek 52 parlamenterle bir grup kurdu.

CHP – MSP koalisyonuyla iktidar ortağı olan Erbakan son günlerinde Milli Görüş ne zaman iktidar olacak sorusuna, Milli Görüş hiç iktidardan düşmedi ki, cevabını vermişti. Peki, bu arada neler oldu?

Erbakan Yüksek Askeri Akademide ders verdiği sırada ordu bünyesinde bir örgüt kurmuştu. Başbakan Ecevit bu örgütün varlığını tespit ettiğini söyleyerek adına kontrgerilla demişti. ABD’de Milli Görüş’ü bertaraf etmek üzere planlanan 12 Mart Muhtırası sürecinde Milli Nizam Partisi kapatıldı ancak Erbakan ordu bünyesindeki örgütüyle bu süreci kontrol etti.

ABD’nin amacı şuydu: Muhtırayla Başbakan Demirel istifası sağlanarak mağdur edildi. Bülent Ecevit de bu muhtıra asıl bana karşı verildi diyerek CHP Genel Sekreterliğinden istifa etti. Böylece sağda ve solda iki mağdur lider oluşturuldu. Başbakan Demirel’in mağduriyetiyle Milli Nizam Partisi kapatılan Erbakan’ın mağduriyeti önemsizleştirildi. Ancak Erbakan 12 Mart Muhtırasına imza atan generallerin desteğiyle Milli Selamet Partisini kurup Meclis’e girdi. Böylece ABD’nin 12 Mart Muhtırasıyla yapmaya çalıştığı akamete uğratıldı.

Erbakan’ı ve ordu bünyesinde kurduğu örgütünü tasfiye etmek için bu defa ABD’de 12 Eylül 1980 Darbesi planlandı. Bu arada önemli bazı suikastlar gerçekleştirildi. TC’nin kurucu iradesini temsil eden Selanik Dönmesi yazarlar 12 Eylül Darbesinin amacını köşelerinde şöyle yazdılar: Erbakan demokrasi trenini raydan çıkardı askeri yönetim bu treni raya oturttuktan sonra Demirel – Ecevit ikilisiyle demokratik sistem devam edecek.

Ancak kısa süre sonra böyle olmadığı görüldü. Darbe lideri Cumhurbaşkanı Kenan Evren “bu tencereyi güç bela temizledik kirletenlere tekrar teslim etmeyeceğiz” diyerek Ecevit - Demirel ikilisini gözden çıkardığını ilan etti. Bunun üzerine darbeyi destekleyen, darbe şartlarının oluşmasına katkı yapan Selanik Dönmesi Sabetaycı Zümre ve sessiz kalan Demirel – Ecevit ikilisi darbe yönetimine karşı harekete geçtiler.

12 Eylül 1980 sonrasının özeti, Milli Selamet Partisinin İzmir milletvekili adayı Turgut Özal Başbakan olarak iki dönem ülkeyi yönetti. TC’nin Sabetaycı Zümre kontrolündeki ekonomisini herkese ve dışa açarak başlattığı kalkınma hamleleriyle kendi ifadesiyle Türkiye’ye çağ atlattı.

İlk suikast girişiminden sağ kurtulan Başbakan Özal Cumhurbaşkanı olarak ikinci suikasttan kurtulamadı. Ancak ardından Erbakan Başbakan olarak ülkenin yönetimine geçti. Bu defa ABD’de Erbakan’a karşı 28 Şubat post modern darbe süreci başlatıldı. Başbakan Erbakan’ı ve ordu bünyesindeki örgütünü tasfiye etmek üzere hazırlanan planda artık askerlere güvenilmediği için “bu defa silahsız kuvvetler” ile sonuç alınmak istendi.

28 Şubat sürecinin muhatabı Başbakan Erbakan olayı şöyle anlattı: “Türkiye 28 Şubat’a menfi sermaye, menfi medya, menfi siyasetle girdi.” Erbakan da silahlı kuvvetleri değil silahsız kuvvetleri sorumlu tuttu.

28 Şubat’ın Başbakan yaptığı Bülent Ecevit şunu dedi: “Refah Partisini kapatmakla, tabelasını indirmekle bu iş bitmez. Bunların kökünü kazımamız lazım.” Bununla Erbakan’ın ordu bünyesinde kurduğu örgütü kastediyordu. Zaten kontrgerilla diyerek ilk teşhis eden de oydu. Ancak silahsız kuvvetler de başarılı olamadılar. Erbakan şık bir demokratik manevrayla Refah-Yol iktidarını bırakıp 28 Şubat destekçisi partilerin yönetime gelmesini sağladı. Ardından 28 Şubat’a destek veren sermaye, medya, siyaset ve STK’ları bertaraf etti.

Tamamı Siyonist sermayeye ait 24 banka batırıldı. Dinç Bilgin’in elinden medyası ve bankası alınarak hapse tıkıldı. Aydın Doğan’ın dişleri sökülerek kullanıldı. Uzan Ailesinin elinden medyası, bankaları ve kuruluşları alındı. İktidardaki 28 Şubatçı siyasi partilerin tamamı alınan erken seçim kararıyla barajın altında bırakıldı. Böylece tek başına AKP iktidarı 28 Şubat’tan arındırılmış bir Türkiye teslim aldı.

28 Şubat sürecine destek vermeyen Deniz Baykal’ın kurucusu olduğu CHP de tek başına ana muhalefet partisi olarak Meclis’e girdi. Böylece 3 Kasım 2002 genel seçiminde AKP tek başına iktidar CHP tek başına muhalefet olarak Meclis’te yerini alırken 28 Şubat sürecine destek veren siyasi parti ve liderler Meclis dışında bırakıldı. O gün bugündür Türkiye demokrasisi AKP iktidarı ve CHP ana muhalefetiyle yürütülmektedir.

Türkiye’yi 3 Kasım 2002 erken seçimine götürerek 28 Şubatçı siyasetçileri baraj altına sokan Devlet Bahçeli de AKP iktidarının devamını sağlamaktadır. Selanik Dönmesi Sabetaycı Zümrenin himaye ettiği Kemalcı Eski Türkiye statükosunun yıkılıp Cumhurbaşkanlığı sisteminin getirilmesine vesile olan da Devlet Bahçeli’dir.

2023 seçimi Selanik Dönmesi takiyeci Sabetaycı Zümre ile Milli Görüş’ün iktidar mücadelesinin finali olacaktır. Görülüyor ki Yahudi Osmanlı Devletini nasıl yıkıp TC’yi kurduysa Erbakan’ın da aynı yöntemlerle Eski Türkiye statükosunu yıkıp Yeniden Büyük Türkiye liderliğinde Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen kurulması vizyonu gerçekleşmektedir.

1897 Siyonist Kongresinin 50. yılında planlandığı gibi Filistin’de İsrail Devleti kuruldu. Ancak ikinci 50. yılı olan 1997’de planlandığı gibi Arz-ı Mevud üzerinde Büyük İsrail kurulamadı. Çünkü 1997’de Erbakan Başbakan’dı ve Büyük İsrail’i kurmak üzere bölgede konuşlandırılan Çekiç Güç’ü bölgeden uzaklaştırıp geri göndermişti.

Siyonizm’in ikinci 50 yılda kurmayı planladığı Büyük İsrail üzerinden çeyrek asır geçtiği halde gerçekleşemedi. Ancak TC’nin ikinci 50. yılında Erbakan’ın Yeniden Büyük Türkiye liderliğinde Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen kurulması projesi 2023’te tamamlanmış olacaktır.

>>>O<<<

- El-Aziz Gazetesi, Zeki Geçkil tarafından kaleme alındı
https://el-aziz.com/makale/9246697/zeki-geckil/milli-gorus-ile-tc-statukosu-arasindaki-iktidar-mucadelesi-ittihat-ve-terakki-ile-sultan-abdulhamidin-iktidar-mucadelesinin-devami