YILMAZ VURAL KIRDI GEÇİRDİ!

Futbol Ateşi’ne konuk olan

YILMAZ VURAL KIRDI GEÇİRDİ!

Spor-Toto Süper Lig’in değerlendirildiği TRT’nin beğeniyle takip edilen Programı’na “Futbol Ateşi” ekibinin yanı sıra İstanbul BŞBspor Teknik Direktörü Bülent KORKMAZ ile SB Elazığspor Teknik Direktörü Yılmaz VURAL konuk oldular…

Pazartesi akşamı TRT 3’te yayınlanan “Futbol Ateşi Programı”na canlı yayın konuğu olan Teknik Direktör Yılmaz VURAL Bordo-Beyazlı Temsilcimiz Sanica Boru Elazığspor’un yanı sıra, Süper Lig’de küme düşme barajına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de futbolcuya dayalı bir sistemin olduğunu en çok ezilen ve en çok mağdur olanların oyuncular olduğunu ifade eden tecrübeli teknik adam “Bakın bu ülkede bir oyuncu seni istemesin gidersin. Beş-on tanesi istemesin yönetimi götürür.” şeklinde konuştu.

Teknik Direktör VURAL, Bordo-Beyazlı Takım’ın yanı sıra, Süper Lig’de küme düşme barajına ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Yılmaz VURAL’ın kenar yönetimde sergilediği davranışlar da espri konusu oldu.

Futbol Ateşi programına konuk olan Arif Erdem ile Yılmaz Vural arasında geçmişte yaşanan bir anı stüdyoyu kahkahaya boğdu.

Teknik Direktör Yılmaz VURAL, Bordo-Beyazlı Oyuncuların sergilediği performanstan memnuniyetini dile getirirken, “Türkiye Ligi bize teşekkür etmeli bu heyecanı buraya kadar getirdik…” dedi.

VURAL’ın programda konuştuğu konuların satır başları ise şöyle:

Serdar ve Aydın çok önemli oyuncular…

“IVESA, Allah’a şükürler olsun adam bizi her maç kurtarıyor. Eskişehir Maçı ilk yarım saat 4 olur maç. Yani ondan sonra da olay dönüyor tabi, takıma hava geliyor. Sedat, Orhan, BILICA yani aklıma gelmiyor birisinin ismini unutacağım ayıp olacak.

Serdar zaten acayip bir şey. Türk futbolunun şu döneminde bir takım böyle bir genç oyuncuya şans veremezdi doğrusu, zordur. Biz verdik. Galatasaray maçında gösterdi kendini ne biçim penaltı yaptırdı uçtu gitti. Ümit Millî Takıma da çağrıldı. Aydın da mesela çok önemli bir oyuncu.”

“Türkiye Ligi bize teşekkür etmeli”

“Bu oynayacağımız Gençlerbirliği ve Kayseri maçlarından dört puan alamazsak 35 puan hedefini tutturamıyoruz. Dolayısıyla ne kadar az alırsak son 6 hafta bizim ligde kalmamız çok zor olur. Çok zor bir hedefti aslında. Şimdi 31 puan, dört puan almamız lazım ki bizim son 6 maçta dört puan alırsak ligde kalalım olsun. Fakat şimdi bakıyorsun bu 39 yeter mi acaba diye tartışmaya başladık aramızda. Çünkü biz barajı yükselttik. Bir kazandık pir kazandık 6 takım daha sondan üç olmaya aday oldu. Yoksa biz artık düşmüş olsaydık zaten Akhisar, Mersin durumları ortada hep birlikte burada bir mücadele üçümüzden belki Allah’ın yardımıyla birimiz kurtulabilir olurduk. Diğerleri de rahat olur bu lig bitmiş olurdu. Ne heyecanı kalırdı ne bir şey. Yani Türkiye Ligi bize teşekkür etmeli bu heyecanı buraya kadar getirdik.”

Futbolcular, Antrenörü düşman gibi görüyorlar…

“Şimdi diyelim 10 bin lira maç başı alsa ayda 10 bin lirası olur. % 25 yirmi beş iki bin beş yüz liradan olur. 10 bin lira pirim alıyorsan oynamayan oyuncu iki bin beş yüz lira alsa iki maç kazansan 5 bin lira oluyor. Yani adama sen 15 bin lira ayda para verirsen bu adam Türkiye’de 15 bin lirayla gayet güzel yaşar. Yani bunlara dikkat etmek lazım. Şimdi ben oyuncularıma şunu söylemek istiyorum yani kardeşim antrenörü düşman gibi görmeyin. Geçiyorsun karşısına hissediyorsun; Eyvah! Geldi bu bizim paramızı çalacak. Yani sana düşman gibi oluyorlar. Ne yapayım kardeşim ben birini seçmek zorundayım. 11 kişi oynayacak 18 olacak diğerleriniz oturacak. Oturan sayısı da çok fazla 9-10 kişi. Düşünsene 10 tane oynamayan adam dışarıda ne düşünürler; hoca lanet olsun para mı çaldın, oynayan mevkideki adama; aman ölse de ben oynasam. Şimdi takım da değilsen, rakip, rakip değil sana kendi oyuncuların rakip. Kendi takımın senin rakibin yani. Bunlarla uğraşmaktan antrenör bütün enerjisini takımın iç dinamiğini oluşturmaya veriyor daha çok.”

Oyuncuya soruyorlar en iyi antrenör kim?

“Yani sistem o kadar yanlış ki. Anamız ağladı ya ben elli yaşımda bay-pas oldum. Antrenörün elinde ne var bir oyuncuyu oynatıp oynatmamak. Başka hiçbir güç yok. Oynatırsam adam para kazanacak, oynatmazsam hayatı kayacak. Oyuncu bu durumda beni neden sevsin ki. Ama sevgi ve saygının olmadığı yerde de o takım nasıl ileri gider Allah aşkına. Oynatmadığın adam gidiyor bakkal, manav geziyor bu adam yaramaz diyor olmaz diyor hadi sen gidiyorsun. Bakın bu ülkede bir oyuncu seni istemesin gidersin. Beş on tanesi istemesin yönetimi götürür. Futbolcuya dayalı bir sistem var aslında futbolcu çok ezilen, çok mağdur olan ama tabi ona sen bu mağduriyetinden dolayı bir ayrıcalık veriyorsun oyuncu hissediyor bunu o kadar tilkiler ki ama oyunda bir o kadar da saflar. Oyunu bilmiyorlar sanki o kadar saflar. Ama oyunun dışında şeytan gibi hepsi. Oyuncuya soruyorlar en iyi antrenör kim? diye. Bana paramı veren antrenördür diyor. Muhasebe müdürü müyüm, antrenör mü? Ama çocuğun amacı o, para kazanmak. Paranın olduğu yerde de çok kötü bir rekabet oluyor sen bunu yöneticiler olarak kontrol altına almazsan o takımın başarılı olması mümkün değil. Biz Elazığ’da bu tarafı çok iyi becerdik.”

23 tane maçı 90+’larda kaybetmişim…

“Karabük’e gol attık 4 dakika var o dakikalar bitmiyor. Hakem bir 4 dakika daha uzatmaz mı? İçimden sahadan çıkıp gitmek geliyordu. Boşu boşuna değil o, kaçıyorum oradan. Döndüm arkama baktım gelen yok maç bitmemiş daha. Geçen Hürriyet gazetesinde bir kardeşimiz yazmış son yedi senemize bakmış bizim 23 tane maçı 90+ larda kaybetmişim. Buna can mı dayanır ya?

- El-Aziz Gazetesi, Spor bölümünde yayınlandı
https://el-aziz.com/video/8030024/yilmaz-vural-kirdi-gecirdi