İşte Batı'nın gerçek çocuk sevgisi! Bu çocukları kim öldürdü?

Geçtiğimiz mayıs ayından bu yana, Kanada’nın farklı bölgelerinde Katolik Kilisesi ve devlet tarafından ortaklaşa işletilen eski yatılı okulların civarında 1000’den fazla mezar tespit edildi. Bu okullarda vaktiyle, ailelerinden ayrılarak kendi kültürlerinden zorla koparılan ve asimilasyona maruz bırakılan Kızılderili çocukların barındırılıyor olması, söz konusu çocukların toplu halde öldürüldüğü şüphelerine yol açtı. Şimdilik bu şüpheyi doğrulayacak herhangi bir veri bulunmasa da, Kanada’daki Kızılderili hakları savunucuları, olayı “soykırım” şeklinde tanımladı. Ülke içinde ve dışında tepkiler giderek büyüyor.

150 BİN ÇOCUK

Kanada’daki asimilasyon okulları, 1874’ten 1996’ya kadar faaliyet gösterdi. Bu zaman zarfında, en az 150 bin Kızılderili çocuğun zorla ailelerinden alınarak, eğitime tabi tutulduğu belirtiliyor. Ana dillerini konuşmaları yasaklanan, kılık-kıyafetlerine müdahale edilen ve aileleriyle görüştürülmeyen çocukların dayak ve tacizle karşılaştığı da biliniyor. 1900’lerin ilk yarısında çocuklarını bu okullara göndermeyen Kızılderili ailelerin hapis cezası aldığını gösteren resmî kayıtlar bulunuyor.

Okullarla ilgili yapılan araştırmalarda, bazı çocukların “aniden” ortadan kaybolduğuna dair tanıklıklara rastlanmıştı. 2015’te hazırlanan bir rapor, okulların faaliyette bulunduğu süre içinde 6 bin civarında çocuğun “eğitim” sırasında öldüğünü kanıtladı. Şimdiye kadar, bu çocuklardan 4 bin 100’ünün kimliği tespit edilirken, son haftalarda üst üste bulunan mezarlardaki çocukların çoğunun kimlik kaydı yok.

ÖZÜR TALEBİ

Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 2017’de Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francis’e çağrıda bulunarak, okullarda yaşanan suiistimallerle ilgili özür dilemesini istemişti. Vatikan, bu çağrıya şimdiye kadar herhangi bir resmî mukabelede bulunmadı. Katolik Kilisesi dışında, Kanada’da yatılı okullar işleten Anglikan ve Presbiteryen kiliseleri ise 1980 ve 1990’larda özür açıklaması yayınlamıştı.

KİLİSENİN İMAJINA DARBE

Kanada’da yaşananlar, Katolik Kilisesi’ni yeni bir tartışmanın odağına yerleştirdi. Ancak siyasî gözlemcilerin dikkat çektiği bir husus daha var: Dünya çapında giderek daha fazla organize olan eşcinsel örgütler, LGBT türünde oluşumların meşruiyet kazanmasının önündeki en büyük engellerden birinin Katolik Kilisesi olduğunu düşünüyor. Eşcinsel lobilerinin, Kızılderili çocukların trajik akıbetini manipülasyon malzemesi yaparak, Katolik Kilisesi’ni itibarsızlaştırma kampanyalarını yoğunlaştıracağına kesin gözüyle bakılıyor.

HEYKELLER YERLE BİR

Çocuk mezarları etrafında başlayan tartışmalar, Kanada’da her yıl 1 Temmuz’da kutlanan “Kanada Günü”ne de gölge düşürdü. Kızgın protestocular, ülkenin resmî devlet başkanı olan İngiltere Kraliçesi İkinci Elizabeth’in heykelini devirdi. 1837-1901 arasında tam 63 yıl tahtta kalan İngiltere Kraliçesi Victoria da öfkeli kalabalıkların hedefindeydi. Victoria’nın heykelini de yerle bir eden protestocular, Kanada hükümetine de zor anlar yaşattı. Kamuoyundaki yaygın algıya göre, Kanada’daki Kızılderililere yönelik asimilasyondan İngiltere Krallığı direkt biçimde sorumlu. Suçu tek başına Katolik Kilisesi’ne atfetmek, bir tür hedef saptırmadan başka bir anlama gelmiyor.

- El-Aziz Gazetesi, Gündem bölümünde yayınlandı
https://el-aziz.com/haber/8023107/iste-batinin-gercek-cocuk-sevgisi-bu-cocuklari-kim-oldurdu