SURİYE POLİTİKASI BAŞINDAN BERİ EN BASİRETLİ EN İSABETLİ EN KÂRLI ÇIKAN ÜLKE TÜRKİYE’DİR

Zeki Geçkil
Zeki Geçkil

Her olaya İsrail penceresinden bakan takiyeci Zümre illüzyoncu medya ve akademiyası gelişmeleri geçmişinden koparıp günübirlik vererek kamuoyuna balık hafızalı muamelesi yapmakta böylece çarpıtarak olduğundan farklı gösterebilmektedir.

Türkiye’nin Suriye politikasında da hep bunu uygulamıştır. Önce bir kere Suriye’deki olaylar Arap Baharının bu ülkeye sıçramasıyla başladı. O ana kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Beşar Esad iki ülke ilişkilerini zirveye çıkarmış adeta kanka gibiydiler. Yani Türkiye’nin Suriye’nin rejimine ve iç işlerine karışmak gibi bir yaklaşımı yoktu.

Ancak Zümre illüzyoncu medya ve akademiyası Türkiye – Suriye ilişkilerinin bozulmasının nedenini iktidarın Suriye’nin rejimine müdahale etme çabasıyla açıklamaya çalıştı. Ayrıca Türkiye – Suriye ilişkilerini Arap Baharı öncesi ile sonrası arasındaki değişen durumu Türkiye politikasının bir çelişkisi gibi gösterdi.

Oysa Türkiye’nin Suriye stratejisi başından itibaren hiç değişmeden istikrarlı şekilde yürütüldü. Buna karşın ABD ve müttefiklerinin sürekli değişen zikzaklı politikalarını illüzyoncular Türkiye’ye mal ettiler.

ABD ve müttefikleri ilk önce Beşar Esad yönetimini devirmeyi, demokratik bir yönetim oluşturmayı hedefleri olarak açıkladılar. Bu amaçla da Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) oluşturuldu. Ancak maksatlarının Suriye ile savaştırıp bütün Arap dünyasıyla karşı karşıya getirmek olduğunu anlayan Türkiye bu tuzağa düşmedi.

Türkiye’nin Suriye’de savaşma niyeti olmadığını anlayan ABD ve müttefikleri ise Özgür Suriye Ordusu ile ilgili eğit - donat programından vazgeçtiler. Buna karşın Türkiye basiretli davrandı ÖSO’nun eğit - donat programını tek başına üstlenip yürüterek halkına katliam yapan Esad rejimine ve terörist gruplara karşı örgütledi.

Burada Türkiye’nin kazanımı şu oldu: Eğer ABD ve Batılı müttefikleriyle birlikte ÖSO’nun kuruluşuna ve eğit – donat programına katılıp destek vermeseydi ÖSO terör örgütü olarak lanse edilecekti. Kuruluşuna kendileri de iştirak ettikleri için ABD ve müttefikleri ÖSO’yu terörist listesine alamadılar. Buna karşın kendilerinin destekledikleri DAEŞ’i Türkiye’nin desteklediği iddiasını sürekli dillendirdiler.

ABD ve Batılı ülkelerin Türkiye’yi hedef alan hilekâr ve entrikacı politikalarına Zümre illüzyoncu medya ve akademiyası daima destek verdi. Suriye’de olup biten olumsuzluklara neden olarak daima Türkiye’nin politikalarını gösterdi. Aslında Suriye’deki olayların seyri Türkiye’nin değil İsrail, ABD ve müttefiklerinin aleyhine geliştiği için eleştirildi yerden yere vuruldu.

Türkiye Suriye’ye müdahalesini ve başlattığı askeri harekâtları durup dururken keyfice yapmadı. Suriye sınırından terör gruplarının sürekli saldırılarına, havan topu atışlarına, terör eylemlerine hedef olan bölge, il, ilçe, kasaba ve köylerinde can kayıpları yaşandı, güvenlik sorunları oluştu, okullar tatil edildi. Devlet nerede diye gösteriler yapıldı. Bütün bunlardan sonra bir de 15 Temmuz FETÖ ambalajlı NATO darbesine muhatap olan Türkiye bıçak kemiğe dayanınca Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı Harekâtlarını başlattı.

Takiyeci Zümre illüzyoncu medya ve akademiyası ile dümen suyunda hareket eden muhalefet partileri öncesindeki gelişmeleri kamuoyuna unutturarak Türkiye’nin saldırgan politikalar izlediğini iddia ettiler. Suriye’de ne işi var diye sordular. Esad rejimini devirmek istediğinden dem vurdular.

Ayrıca Türkiye’nin Suriye sınırında İsrail, ABD ve müttefiklerinin destekleriyle bir terör devleti oluşturulmakta olduğu gerçeğini de göz ardı edip unutturmaya çalıştılar. Türkiye’ye yönelik Suriye’den mülteci akınını da bir iç sorun oluşturmak için Esad rejimini ve terör örgütlerini kullanarak İsrail, ABD ve Batılılar sevk ve idare ettiler.

Başından beri takiyeci Zümre medya ve akademiyası ile güdümündeki muhalefet partileri Suriyeli mülteci konusunu çeşitli sorunlara, komplikasyonlara yol açsın diye üzerinde tepinip durdular. Buna karşın Suriyeli mülteci sorununu büyük bir basiretle aldığı tedbirler sayesinde göçün hedefindeki Batılı ülkeler için etkin bir koz, Türkiye ekonomisi için elverişli bir unsur haline getirmeyi başardı.

Bütün bu basiretli politikaları, tedbirleri, başarıları göz ardı eden takiyeci Zümre illüzyoncu medya ve akademiyası ile güdümündeki muhalefet partileri daima İsrail penceresinden bakarak her şeyi karaladılar, kötülediler, çarpıttılar ve sürekli kamuoyunu yanılttılar.  Öyle ki ABD ve müttefiklerinin devirerek demokratik bir yönetim kurmayı açıklamış oldukları ve şu anda hiçbir kıymeti harbiyesi kalmayan Beşar Esad yönetimi ile Türkiye’nin görüşmesini, anlaşmasını isteyecek kadar ihanetlerinde ileri gitmekteler. Çünkü hiçbir şey İsrail, ABD ve Batılı müttefikleri lehine gelişmiyor. Türkiye’nin başarıları ve lehindeki gelişmeler takiyeci Zümre’nin yüreğine oturuyor.

Suriye’deki her gelişmeye ve Türkiye’nin izlediği her politikaya karşı çıkan takiyeci Zümre illüzyoncu medya ve akademiyası İdlib konusunda da var gücüyle çarpıtma ve dezenformasyona başvurdu. Türkiye’nin Rusya ile birlikte terör örgütlerine karşı İdlib’de oluşturduğu güvenlikli bölge ile daha büyük göç dalgalarının Türkiye’ye yönelmesini engellemesine bile demediklerini bırakmadılar. Takiyeci Zümre illüzyoncu medya ve akademiyasının baştan itibaren Suriye’deki gelişmelere İsrail penceresinden bakarak kamuoyu oluşturma çabası aralıksız devam etti, devam ediyor.

Aslında Türkiye’nin Suriye’deki gelişmelere ilişkin stratejisi ve izlediği politikalar bir ilk değildi. Bunu daha önce ABD ve müttefiklerinin Irak işgalinde de uyguladı. İşgalci ABD ve müttefikleri Irak’ın kuzeyinde uçuşa yasak bölge ilan ettiler ve Kürtlerin Türkiye’ye doğru iltica akınını çeşitli yaygaralarla korkutarak kışkırttılar. Türkiye ile Irak Kürtlerini, iltica akınını engellemesini bekledikleri Türkiye ile Kuzey Irak Kürtlerini çatıştırmayı planladılar. Böylece PKK için elverişli opsiyonlar oluşturmak istediler.

Ancak Türkiye bu oyuna gelmedi. Türkiye’ye sığınan Kuzey Iraklı 2,5 Milyon Kürt halkını ağırladı, bağrına bastı, ekmeğini onlarla bölüştü. Ortam ve şartlar imkân verince de vatanlarına döndüler. Ne var ki işgal kuvvetlerinin PKK’ya sağladığı imkânlarla o aralıkta Türkiye’de terör olayları artmaya başladı. Türkiye’den de toprak istesin diye Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimini oluşturdular.

İleride oluşturulacak Kürt Federasyonu için temel taşı yapılmak istenen Kuzey Irak Kürt Yönetimi şu anda terör örgütü PKK’ya karşı Türkiye ile ittifak halindedir. Siyonist Haçlı emperyalizminin Irak ve Suriye’de başlattığı kanlı vahşi işgaller Türkiye’ye zarar vermek bir yana Türkiye’nin güçlenmesine, küresel güç olarak karşılarına dikilmesine yol açtı. Bu durum Batı işbirlikçisi takiyeci Zümre’yi korkutup telaşlandırıyor.

Manipülasyonlarla, dezenformasyonlarla, çarpıtmalarla kamuoyunu iktidar aleyhine oluşturma çabaları Başbakan Turgut Özal liderliğindeki ANAP iktidarında etkili olduğu kadar Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan liderliğindeki Cumhur İktidarına karşı etkili olamamaktadır.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem getirme iddiasıyla Eski Türkiye Kemalcı vesayet statükosunu geri getirip tahkim etme maksatlı Millet İttifakı da oluşturulan 6’lı masada çözülüp dağılmış durumdadır. Küresel güç haline gelen Yeniden Büyük Lider Türkiye’ye karşı sırtlarını dayayabilecekleri bir dış güç kalmayan takiyeci Zümre oligarklarının 2023 seçiminden de ümit kesmişken ne yapacakları merak konusudur.

>>>O<<<

- El-Aziz Gazetesi, Zeki Geçkil tarafından kaleme alındı
https://el-aziz.com/makale/10202764/zeki-geckil/suriye-politikasi-basindan-beri-en-basiretli-en-isabetli-en-karli-cikan-ulke-turkiyedir