Depremde yüksek binalar değil çürük binalar hasar aldı o zaman kat sayısı düşürme planı neden?

İlimizde gerçekleşen 6,8 şiddetindeki deprem sonrası binlerce çok sayıda bina için ağır hasar raporu verilerek yıkımına başlandı. Peki sonrası süreç nasıl olacak? Elazığ Belediyesi yeni bir imar planı üzerinde çalışırken kat sayısı mevcuttaki gibi yüksek mi olmalı düşük mü? İstatistikler ne diyor, halk ve müteahhitler ne istiyor?

24 Ocak tarihinde ilimizde meydana gelen 6,8 şidddetindeki depremin yaraları ilk günden itibaren sarılmaya devam ediyor. Devletin tüm kurumlarının ilimiz için seferber olduğu çalışmalarda depremzede halkın barınma sorunu konteyner kentlerle ilk etapta çözüldü.


Şimdi ise sırada kalıcı konutların inşasına geldi. Bir yandan hasar tespiti kesinleşmiş binalarda yıkım işlemleri sürerken diğer taraftan da hasar tespit raporlarına itirazlar devam ediyor. Valiliğin 19 itiraz noktasına yapılan başvurular için son açıkladığı rakam 23.765… Şimdi bu itirazlar değerlendiriliyor ve ona göre yol haritası izlenecek.



İMAR PLANI ÇALIŞMASI SÜRÜYOR


Bu süreçte sessiz sedasız yürütülen bir çalışma daha var. Elazığ Belediyesi kentsel dönüşüm çalışması kapsamında bir imar planı üzerinde çalışıyor. Mart ayı başında açıklanması beklenen planda kat sayıları çok düşük olduğu için itirazlar olduğu ve bunun üzerine belediyenin kat sayılarını yükseltmek için çalışma yürüttüğü belirtiliyor. Planın Nisan ayında açıklanması planlanıyor.



YÜKSEK KAT VATANDAŞI DA YÜKLENİCİYİ DE MAĞDUR ETMİYORDU


Peki imar planında ilimizin menfaatine olan nedir? Kat sayılarının eskisi gibi yüksek kalması mı yoksa düşürülmesi mi? 2013 yılında ihalesi yapılan ve 2016 yılında uygulamaya konulan mevcut İmar Planı uygulaması başarılı oldu mu?


İsterseniz gelin önce şu istatistiği bir inceleyelim…



Son 2013-2018 yılına ait istatistikler böyle… Peki bu istatistikler ne anlama geliyor? 


Mevcut İmar Planının 2016 yılında uygulanmaya başladığını göz önüne alacak olursak öncesinde ortaya çıkan bağımsız bölüm sayısının ve metrekare biriminin azlığı dikkat çekiyor. Yani düşük katlı imarda daha az sayıda konut inşa edilmiş daha az sayıda ruhsat alınmış…


Elazığ’da inşaat sektörünün altın yılı olarak adlandırılan 2017 yılında ise büyük bir konutlaşma oranı dikkat çekiyor. 700 adet yeni ruhsatın hazırlandığı yılda 406 adedi sıfır bina yapımı için alınmış…


8917 adet bağımsız bölüm inşa edilirken 406 adet ruhsatla 2 Milyon 157 bin 948 metrekare inşaat alanı yapılmış. Bu rakamı yeni imar planının yürürlüğe girmediği 2014 yılı ile kıyaslayacak olursak; 220’si sıfır bina yapımı için olmak üzere toplamda 549 adet yeni ruhsat alınmış. Bu ruhsatlarla 3.338 konut inşa edilirken kullanılan inşaat alanı da 739 bin 941 metrekare olarak gerçekleşmiş.



İNŞAAT SEKTÖRÜ DE CANLANMIŞ!


2017 yılıyla kıyasladığımızda en dikkat çeken yön yine ruhsat alma sayısının arttığı oluyor. Yani hem müteahhitler memnun hem de vatandaşlar... Ve böylece konut yapımı ve dönüşüm sayısı artmış. 


Zaten kentsel dönüşümün gerçekleşmesi için şu kriterlere önem veriliyor:

◾ Binanın değeri,

◾ Arsa payı,

◾ Dönüştürme maliyeti,

◾ Müteahhit payı,

◾ Mülk sahiplerinin hakkı,

◾ Binaların satılacağı dönemde edeceği tutar…


Eğer bunlar hem konut sahibi hem de işi yüklenecek firma açısından karlılık arz etmiyorsa bir yerde kentsel dönüşümden bahsetmek mümkün değil. Yani kentsel dönüşüm eşittir rantın yüklenici ve konut sahibi arasında bölüşümü…


Fotoğrafta da görüldüğü gibi arka kısımdaki yüksek binalar hasarsız olarak dururken ön kısımda yıkılan binaların kat sayısı ise 4 ve 5 kat olarak kayıtlarda yer alıyor.

Zaten ilimizdeki kentsel dönüşümün de gelip tıkandığı noktalardan birisi de burasıydı. Normalde kentsel dönüşümde dönüşümü yapacak firma vatandaşlarla yeni yapacağı konutların farkı için vatandaştan üzerine alacağı tutar hususunda anlaşır ve o bedeli alarak kentsel dönüşümü gerçekleştirir. 


Ama özellikle ilimizde bu sistem tamamen kentsel dönüşüm için para vermeyi bırakın bir de müteahhitlerden üste para alma şeklinde işliyor. Hatta çoğu yerde aç gözlülüğün de devreye girdiği ve kentsel dönüşüm anlaşmalarının bu sebeple neticelenemediği de görülüyor. Şimdi böylesi bir durumda kat sayılarının çok büyük oranda düşürülerek uygulanmak istenen imar planıyla Elazığ’da kentsel dönüşüm gerçekleşebilmesi artık imkânsız gibi görünüyor. Düşünsenize üste para almasına rağmen anlaşılamayan bir sistemden üste para verilen bir sisteme geçiş mümkün olur mu?


İnşaat sektörü gibi paranın çabuk ekonomiye aktarılabildiği sektörün kat sayılarının şehrin ihtiyacı düşünülmeden sadece popülist bir söyleme kurban edilerek düşük verilmesi şehrin başta ekonomi olmak üzere her açıdan önünü tıkayacaktır.


8 vatandaşımızı kaybettiğimiz Dilek Apartmanının deprem öncesi ve sonrası durumu...

AYNI MAHALLEDE DEPREMDE YIKILAN DİLEK APARTMANINDAN DAHA ESKİ BİR SİTE DÖNÜŞTÜ VE YIKILMADI!


24 Ocak’taki büyük depremde Sürsürü Mahallesi’ndeki Dilek Apartmanı’nda 8 vatandaşımız yıkılan binanın altında can verdi. Yine aynı mahallede Dilek Apartmanından daha eski bir konut olan Beyaz Sitesi vardı. İşte o site kentsel dönüşüm kapsamında çok kısa süre önce yıkılarak yerine 8 katlı bir bina inşa edildi. Ve belki de olası yıkımın önüne geçilmiş oldu.


Öncesinde 4 katlı bloklardan oluşan 60 dairenin bulunduğu site konut sahipleri ile anlaşılarak yıkıldı ve yerine tam iki katı yükseklikte 8 katlı ve 128 daireden oluşan bir bina kentsel dönüşüm kapsamında inşa edildi.


Peki yerine yapılan 8 katlı binadaki hasar durumu nedir diye soracak olursanız binada az hasar kaydı bile yok. Yani hasarsız… Aslında 2016 yılından itibaren yapılmış yüksek binaların hepsi için durum böyle… Hepsi de depremi hasarsız atlatmış durumda… 


Yani o yeni yapılmış yüksek binaların hepsi mühendislik hizmeti aldığı için yüksek yapıldı ve depremden hasar almadan çıktı. İşte bu gerçekler bize şunu gösteriyor. Depremde yüksek katlı binalar değil çürük binalar yıkıldı, ağır hasar aldı... 


Yine 4 ve 5 katlı binalar ağır hasara aldığı için yıkılırken arka bölümdeki son dönemde yapılmış yüksek katlı binalar ise sağlam bir şekilde duruyor.

GÖZLER BELEDİYEDE

Madem istatistikler bize makul kat sayısı yüksekliğinin şehirde inşaat sektörünü ve kentsel dönüşümü arttırdığını gösteriyor… Madem yaşanılan olaylarla da gerçekler bize kat yüksekliğinin değil çürük binaların yıkıma sebep olduğunu söylüyor o halde vatandaşı da müteahhitleri de mağdur edecek kat sayısı düşürmede ısrar neden?


Şimdi gözler belediyede… Mart ayında açıklanması beklenen yeni planda kat sayısı çok düşük gösterildiği için itirazların olduğu ve yeni bir düzenlemeyle yükseltilmek istendiği ifade ediliyor. Umarız yetkililer şehrin faydasını da düşünerek makul bir kat sayısı yüksekliği ile Nisan ayında açıklanması beklenen imar planını şekillendirir ve şehrin önünün açılmasına katkı sağlayarak tarihe adlarını güzel bir şekilde kaydederler. 


Aksi takdirde özellikle bazı mahallelerde bırakın kentsel dönüşümü harabeye dönse bile yıkılamamış binalar görmek çok uzakta değil!


Yine TOKİ'nin düşük kat ve küçük konutlar yapacağını da dikkate alacak olursak... Şehrimizdeki kentsel dönüşüm yaptırmak isteyen konut sahiplerinin de bunu yapacak müteahhitlerin de mağdur olmayacağı bir planın çıkarılması çok büyük önem arz ediyor.

DİĞER HABERLER