12 EYLÜL 1980 ÖZGÜR, BAĞIMSIZ, LİDER ÜLKE TÜRKİYE’NİN MİLADI

12 Eylül 1980 Darbesi yapıldığında bendeniz Millî Selamet Partisi Elazığ İl Yönetimindeydim. Birçok toplantı ve seminerde Türkiye ve dünyanın ahvalini Erbakan’dan ilk ağızdan dinlemiştim.

Millî Selamet Partisi’nin eğitim merkezi olarak kullanılan Millî Görüş Kültür Sarayında (eski Demet Sineması) 26-27-28 Mayıs 1980 günleri (üç buçuk ay önceden) yapılan seminerin kapanış konuşmasında Erbakan şifreyle darbenin yapılacağını, gününü de vererek şöyle bildirmişti: 

“Bir 30 Ağustos sabahı uyandığınızda radyonun düğmesini çevirirken ordunun yönetime el koyduğuna dair bir bildiri okunuyorsa; sokakta karşılaştığınız ilk askerin postalını öpün. Bilesiniz ki o şeriat askeridir!”  Osmanlı’nın kullandığı Rumi Takvim ile Miladi Takvim arasında 13 gün var. Böylece Rumi Takvime göre 12 Eylül 30 Ağustos’a denk gelmektedir. Nitekim bugün de Rumi Takvime göre 30 Ağustos'tur.

Tıpkı 12 Mart 1971 Muhtırası ve en son 28 Şubat 1997 post modern darbesi gibi 12 Eylül 1980 Darbesi de Erbakan’a karşı ABD’de planlandı. 

Türkiye’deki İsrail; medyası, akademiyası, siyasetçileri, işçi sendikaları, diğer sivil toplum örgütleri ile birlikte tıpkı 28 Şubat 1997’deki gibi hararetle 12 Eylül 1980 Darbesini desteklemiş, dahası orduyu sürekli müdahaleye davet etmişti. Köşe yazarları olayı şöyle açıklıyorlardı: “Demokrasi trenini raydan çıkaran Erbakan bertaraf edilerek siyaset arenası yeniden Demirel-Ecevit ikilisine bırakılacak.”

Ancak öyle olmadı. Kenan Evren Sivas Mitinginde “Beklendiği gibi, güçbela temizlediğimiz bu tencereyi kirletenlere tekrar vermeyeceğiz” diyerek Demirel-Ecevit ikilisine ülkeyi teslim etmeyeceğini açıklayınca birden herkes ve her şey değişti; 12 Eylül yönetimi hedef haline getirildi. O güne kadar sesini hiç çıkarmamış olan Demirel-Ecevit ikilisi şiddetli muhalefete giriştiler. Türkiye’deki İsrail hararetle desteklediği darbeyi bu defa karalayıp itibarsızlaştırmaya başladı.

12 Mart’ta başarısız kalıp sonuç alınamayan, 12 Eylül’de devam ettirilip tamamlanmak istenen planın senaryosu şuydu: Erbakan ve Millî Görüş hareketini bertaraf etmek için Demirel ve Ecevit şike ile hedef alınarak görevlerinden uzaklaştırılacak. Bu arada Erbakan elimine edilirken mücadeleyi kazanarak zafer elde edecek olan Demirel-Ecevit ikilisi demokrasi kahramanları olarak yeniden siyaset sahnesine dönecekler.” 12 Mart Muhtırasında Başbakan Demirel görevinden ayrılırken; CHP Genel Sekreteri olan Ecevit de “Muhtıra asıl bana karşı verildi” diyerek görevini bırakmış, sonra da İsmet İnönü’yü devirip Genel Başkan seçilmişti.

Günde 20 kişinin öldüğü, bir o kadarının da yaralandığı sağ-sol anarşisini ve Alevi-Sünni katliamlarını ABD’de planlanan 12 Eylül Darbesi için şartları, ortamı, gerekçeleri hazırlamak için CIA-MOSSAD ve “onların şubesi konumundaki” MİT örgütleyip tertipliyordu. Sonra bütün her şeyi -kontrollerinden çıkınca- Kenan Evren’e yıktılar.

12 Eylül Darbe yönetimi ve lideri Kenan Evren baştan beri Erbakan’ın ordu bünyesinde kurduğu derin devlet ile dirsek teması halindeydi.  Şöyle bir anekdot anlatılırdı:

CHP-MSP Koalisyon Hükümetinde Başbakan Ecevit yardımcısı Erbakan’a “Askeri Şura toplantısında tayin-terfileri ele alacağız. MSP Grubu olarak bir isteğiniz var mı?” der. Ağzının arandığını anlayan Erbakan “Bizim bir talebimiz yok. Pek kimseyi de tanımıyoruz. Madem dediniz, Kenan Evren’i emekli edin başka bir şey istemeyiz” der. Manipülasyona gelen Ecevit emekliye ayrılacaklar listesinde olan Kenan Evren’i Genelkurmay Başkanlığına getirerek zokayı yutar. 

Erbakan her yıl 29 Mayıs Fetih Kutlamalarından önce 26-27-28 Mayıs günleri Ankara’da seminer düzenlerdi. 26-27-28 Mayıs 1978 günleri Ankara’da yine bir seminere katılmıştık. Darbeden yaklaşık iki buçuk yıl önceydi. Şöyle demişti Erbakan: “Her gece generallerle beraberiz. Bana diyorlar ki bu ülkeyi senden başkasına teslim etmeyiz. Onlara diyorum ki bana teslim edersiniz de; Yahudi elimde 3 gün bırakmaz, geri alır. Öyle bir gün Türkiye’yi teslim alacağım ki artık Yahudi geri alamasın.”

Selanik’te Hareket Ordusunu oluşturup Sultan Abdülhamid’i tahttan indiren ve Osmanlı Devletini İngilizlerle birlikte yıkan, Yahudi’nin kurduğu gizli siyasi örgüt İttihat ve Terakki Cemiyetinin TC’deki uzantısı Ergenekon Derin Devleti ülkeyi yönetiyordu. Erbakan da buna karşı ordu bünyesinde bir derin devlet kurdu. Ecevit Başbakanlığı sırasında bunu Kontrgerilla diye tanımlayarak deşifre etmeye çalıştı, başaramadı.

 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 Darbesi ve 28 Şubat 1997 post modern darbesi süreçlerini Erbakan Millî Görüş Derin Devleti aracılığıyla kontrol altına alıp tersyüz ederek yönetti. Halen Türkiye’yi Millî Görüş Derin Devleti yönetmektedir. 

 >>>O<<<  

Yazarın Diğer Yazıları