Yahudi her zaman faka bastı, kazanan hep Erbakan oldu

Erbakan’ın en önemli stratejilerinden biri hedefinin açık planının gizli olması idi.

Hile rejimi ve köle düzeni diye nitelediği vesayetçi sistemin yerine Yaşanabilir Bir Türkiye liderliğinde Yeni Bir Dünya O’nun nihai hedefi idi ve bunu da açıkça dile getiriyordu.

Ancak hedefine giden yolu asla açık etmeyerek gizli tuttu ya da çoğu zaman söylemleriyle manipüle ederek Yahudi’yi sürekli ters köşe yaptı. Hatta genellikle kendi planını Yahudi’nin planı içine gizleyerek hedefine vardı. Asla akıntıya kürek çekmedi, hedefini akıntının yönüne yerleştirerek başarıya ulaştı. 

Kısacası Erbakan’a karşı planı Yahudi yaptı, bu planı uygulamaya koymak için ortamı yine kendi hazırladı ama o planı tersine çevirip ortamdan faydalanan hep Erbakan oldu.

Şöyle ki...

Yahudi Milli Görüş’ün önünü kesmek için Erbakan’ın partisini (MNP)kapattı, Erbakan iktidar ortağı olarak daha güçlü döndü. Darbe yaptı, Milli Görüş her darbeden daha da güçlenerek çıktı. Partisini böldü yine Milli Görüş kazandı.

Bunun içindir ki bir partilinin; "Millî Görüş ne zaman iktidara gelecek" sorusuna Erbakan "Millî Görüş iktidardan hiç inmedi ki" cevabını vermişti.

Bu elbette üstün bir zeka, keskin bir ileri görüş, karşı konulamaz bir dirayetin yanında tabii ki ilahi yardımla mümkündür.

Yazının başında da belirttiğimiz Erbakan kendi planını çoğu zaman Yahudi’nin planı içine gizleyerek yol aldı.

Mesela Yahudi hem 12 Eylül’de hem de 28 Şubat’ta darbe için bahane ararken Erbakan da geri adım atmayıp aksine ateşe körükle giderek onların istediği ortamın oluşmasına adeta katkı sağladı.

CIA Ajanı Paul Henze’nin Başkan Jimmy Carter’a “bizim çocuklar başardı” diye haber verdiği 12 Eylül gerçekten de Erbakan’a karşı planlanmıştı ancak süreç aleyhlerine işledi.

Erbakan Kenan Evren ile anlaşınca sağ/sol muvazaası ile yönetilen statükocu sistem kan kaybetti, vesayetçi militan bürokrasi Kılıç artığına döndü. 

12 Eylül bir milat oldu ve bundan sonra Türkiye’de hiç bir şey eskisi gibi olmadı.

“Sen Kenan Evrendin evrensel oldun” diye methiyeler dizip darbeyi alkışlayanlar Erbakan ile işbirliği anlaşılınca Evren’i “kanlı Lider” ilan ettiler. Ölüm döşeğinde yargılanması bile yüreklerini soğutmadı.

Çünkü Yahudi 12 Eylül’de zokayı yuttu.

Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat’ın ardından sadece darbeci bıçkın generaller değil darbeye destek veren medya, sermaye ve siyaset de 5 yıl içinde daha Erbakan hayatta iken tasfiye edildi. 

Darbeye destek verdiği için başbakanlıkla ödüllendirilse de Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit’in partilerinin de kendilerinin de sonu getirildi.

Beşli çete denilen TOBB Başkanı Fuat Miras, DİSK Başkanı Rıdvan Budak, TİSK Başkanı Refik Baydur, TÜRK-İŞ Başkanı Bayram Meral, TESK Başkanı Derviş Günday da birer birer koltuklarından edildiler.

28 Şubat sürecini destekleyen sermayeye ait 22 banka batırıldı.

28 Şubat sürecine öncülük eden Sabah ve ATV Grubunun sahibi Dinç Bilgin’in elinden bankası ve medya kuruluşları alınarak, üstelik de hortumculukla suçlanarak cezaevine konuldu.

Anlayacağınız Yahudi 28 Şubat’ta zokayı yuttu.

Yahudi 12 Eylül ile raydan çıkan Türk siyasetini yeniden yoluna koymak için Erbakan’a ihanet eden Milli Görüş tandanslı Özal ailesine ANAP’ı kurdurup destekledi. 

Statükocu oligarşinin elinde “küçük olsun benim olsun” zihniyetiyle yönetilen Türkiye’ye gerçekleştirdiği büyük atılımlarla adeta çağ atlatan Özal’a en sert muhalefeti yaparak Erbakan da dolaylı destek oldu.

Faka bastığını anlayan Yahudi kendi projesi olan ANAP’ı öyle hırpaladı ki önce yerel sonra da genel seçimde sandığa gömdü. Suikasta uğrayan Özal Çankaya’ya sığındı ancak burda da Yahudi’nin elinden kurtulamadı.

Çünkü Yahudi ANAP projesinde zokayı yuttu.

Turgut Özal ile Milli Görüş’ü engelleme projesinde faka basan Yahudi 20 yıl sonra bu kez Yenilikçi hareketi vitrine çıkardı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken ABD Büyükelçisi Abromowitz’in sırtını sıvazlayıp “Türkiye’nin böyle genç liderlere ihtiyacı var” diyerek vitrine çıkardığı Tayyip Erdoğan ve ekibini Erbakan da adeta dışlayarak kucaklarına itti.

Abramowitz “İstanbul Erdoğan için dar Türkiye'ye açılması gerek” deyip açık destek verdiği Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanı olmasına rağmen genel Başkan gibi il il dolaşıp miting yapmasına bile Erbakan göz yumdu. 

Neticede Bülent Eczacıbaşı'nın Yeniköy'deki yalısında Sakıp Sabancı, Tuncay Özilhan, Feyyaz Berker, Can Paker, Zafer Çağlayan, Aldo Kaslovski gibi 15 TÜSİAD üyesinin katıldığı yemekli toplantının baş konuğu olan Tayyip Erdoğan Liderliğinde AKP’nin temeli atılmış oldu.

Küresel sermaye sahiplerinin desteği ile kurulup iktidara gelen AKP ve kurucuları için “Bizans’ın çocukları” diyecek kadar sert muhalefet yapan Erbakan da AKP’ye dolaylı destek verdi. 

Erbakan’ın bu oldukça sert muhalif tutumu Milli Görüşçülerin ajite olup AKP’ye kaymasına yol açtığı gibi “Tayyip Erdoğan’ın gizli ajandası” olduğu endişesiyle güvenmeyen Kemalistlere de referans oluyordu.

“Milli Görüş gömleğini çıkardık kime lazımsa giyinsin” deyip TÜSİAD ile yola çıkan Tayyip Erdoğan 18 yıllık iktidarı döneminde Erbakan’ın kurduğu Milli Görüş Derin Devletinin kontrolünde Milli Görüş’ü Türkiye’nin iç ve dış politikası haline getirerek Erbakan’ın ne kadar projesi varsa hayata geçirdi.

“Muhtar bile olamaz” diye manşetlerin atıldığı siyasi yasaklı döneminde gerçekleştirdiği ABD ziyaretinde devlet başkanı protokolü ile kırmızı halıda karşılanan Tayyip Erdoğan için bugün diktatör diye manşetler atılmaya başlandı.

E-muhtıra, Balyoz ve Sarıkız Darbe planları, Gezi Eylemleri, Dolar spekülasyonu gibi girişimlerle iktidardan düşürülmeye çalışılan Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz’da ailesi ile birlikte iken hayatına kast edilecek kadar ileri gidildi.

Çünkü Yahudi AKP projesinde zokayı yuttu.

Sonuç olarak her projede Yahudi faka bastı kazanan hep Erbakan oldu.

Ne diyelim?

Yahudi Yahudi olalı çekmedi Erbakan’dan çektiği kadar. 

Yazarın Diğer Yazıları