İçerde de dışarda da İsrail'le mücadele eden Türkiye hep kazanıyor

İsrail’e bağımlı ABD ile anlaşan Türkiye Rusya’ya bağımlı Suriye ile neden görüşmesin diyen illüzyonist medya ve akademiya iki yalanı tersyüz ederek gerçekmiş gibi gösterip toplumu yanıltıyor.

İslamcı (doğrusu İsrailci) yazar Abdurrahman Dilipak da “madem İsrail ile ortak hareket eden ABD ile anlaştık Rusya ile ortak hareket eden Esat ile de görüşebiliriz” diyerek Soçi’deki görüşmede Esat’ın masada olması gerektiğini ısrarla savunanlardan.

İsrail ile ortak hareket ediyor dediği ABD’ye yıllardır vizesiz girip çıkma ayrıcalığına haiz tek Türk gazetecinin Abdurrahman Dilipak olduğunu da aklınızın bir köşesinde bulundurarak şu tavsiyeye kulak vermenizde fayda var.

Eğer herhangi bir konu hakkında fikrinizin doğru mu yanlış mı olduğuna karar vermekte tereddüde düşerseniz İslamcı(!) yazar Abdurrahman Dilipak’ı  turnusol kağıdı gibi kullanabilirsiniz. Durduğunuz yer eğer O’nun durduğu yerin karşısında ise doğru yerdesiniz demektir.

Şimdi gelelim İllüzyonist İsrailci medyanın çarpıtmalarına…

Neymiş?

Türkiye, ABD’ye güvenerek mutabakat imzalamakla hata etmişmiş, bu nedenle “aldatıldık” durumuna yeniden düşebilirmiş. Çünkü ABD İsrail’e bağımlı olduğu için İsrail ile ortak hareket ediyormuş.

Önce bir defa Türkiye, Trump’a rağmen YPG/PYD/PKK’ya binlerce tır siyah yardımı yapan Siyonist müesses nizamın koruyucusu Pentagon ile değil, Pentagona rağmen askerlerini Suriye’den çekme kararı alan Siyonist müesses nizam ile kavgalı Trump ile anlaştı.

Aksini iddia edenlerin anlaşma sonrası Siyonistlerin Trump’a saldırmasını nasıl izah edecekler? İsrail ile ortak hareket ettiği iddia edilen Trump’ın yine İsrailci çevreler tarafından linç edilmesi akla ve mantığa ne kadar uygundur? Trump İsrail çıkarlarına hizmet ediyorsa avengelist Neoconlar Trump’ı azletmek için neden siyasi ve hukuki mücadele başlatsın?

Diğer bir çarpıtma ise aslında İsrail’e tam bağımlı olan Esat yönetimindeki Suriye’nin Rusya’ya bağımlı olarak lanse edilmesi. 

Suriye’nin en kıymetli toprakları olan Golan Tepeleri’nin İsrail kontrolünde olmasına ses çıkarmayıp kabullenen bir Suriye Rusya’ya değil İsrail’e tam bağımlı demektir.

Bu gerçeği 1993 yılında İsrail’e yaptığı ziyaret esnasında Çevik Bir bizzat dile getirmiştir.

PKK’nın sözde lideri APO Bekaa Vadisi’nde ikamet edip Şam sokaklarında serbestçe dolaştığı halde PKK sorununun çözümü için İsrail’in kapısı çalınmıştır. Çevik Bir, “Suriye istihbaratı El-Muhâberât’ın size, yani MOSSAD''a angaje olarak çalıştığını biliyoruz dolayısıyla desteğinizi çekin” diyerek  APO adeta “sahibinden” istenmiştir. 

Sonrası malum. Suriye’yi terketmek zorunda kalan APO bir müddet sonra bizzat paketlenerek Türkiye’ye teslim edilmiştir.

PKK elebaşısı APO’nun paketlenerek Türkiye’ye  teslim edilmesi ile FETÖ elebaşısı GÜLEN’in Pensilvanya’ya kaçırılıp parallel yapılanmanın ivme kazanmasının yakın tarihlere rastlaması sadece bir tesadüf olmasa gerek.

Sonuç olarak Türkiye Barış Pınarı hareketiyle elde etmek istediği kazanımların fazlasını ABD ile yapılan mutabakatla elde etmiştir. Bu nedenle İsrail, içerideki  işbirlikçileri vasıtasıyla Türkiye’yi Esat’la görüşmeye razı ederek kaybını telafi etmek istemektedir. Çünkü görüşmede Esat’ın Türkiye’den Suriye topraklarını terketmesini istemesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla Esat’la  görüşülmesi  Türkiye’nin Suriye topraklarından çekilmesi anlamına gelmektedir.

Ancak yazıyı kaleme aldığımız saatlerde Erdoğan ve Putin’in Soçi’de başbaşa görüştükleri haber bültenlerine yansıdı. Yani “Masada Esat’ı da görürseniz şaşırmayın” diyen başta İslamcı(!) yazar Abdurrahman Dilipak olmak üzere bütün İsrailciler bir kez daha avucunu yaladı.

Soçi görüşmelerinin sonucunu merakla bekliyoruz. 

Türkiye’nin karşı konulmaz gücü karşısında ABD’nin Fıratı’ın doğusundan çekildiği gibi Rusya’da Münbiç’ten çekilir mi bilinmez.

Yazarın Diğer Yazıları