MALUM REENKARNASYON YOK; ANCAK DÜNYAYA TEKRAR DÖNMEK VAR!

Yüce Allah dünyayı imtihan için bir temsil yeri (tiyatro salonu, film seti gibi) şeklinde tanzim buyurmuş -ki bu nedenle âlem-i misal denilmektedir- bu maksatla hayatı ve ölümü yaratmıştır. “O, amel bakımından hanginizin daha iyi olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı...” (Mülk Suresi; 2) Görülüyor ki ölüm bir hal (durum) değil, sonradan yaratılan bir olaydır.

Yüce Allah kullarını HAK ve BATIL ile imtihan etmektedir. Yeryüzünde hakkı, bir ismi de Hak olan Yüce Allah elçiler ve kitaplar göndererek yönetmektedir. Batılı yönetme görevini ise Mudill (Saptırıcı) isminin tecellisi olarak Şeytan’a vermiştir.

Yeryüzünde HAK da BATIL da daima tek merkezden yönetilmektedir. Gece ile gündüzün art arda gelmesi gibi yeryüzünde bazen HAK bazen BATIL hâkim olmaktadır. Böylece insanlar bazen HAK, bazen de BATIL hâkimiyetinde imtihan edilmektedirler.

Hak değişmez gerçek demektir, varlığı kendinden ve hakikidir. BATIL ise bir gerçekliği olmayan yanılsamalardan oluşmaktadır. BATIL; Şeytan’ın Hak Dini, hak ve hakikatleri tahrif etmesinden, çarpıtmasından, saptırmasından oluşmaktadır. Bu bakımdan içinde bir miktar gerçeklik payı da bulunur.

Malum (bildik) reenkarnasyon da içinde gerçeklik payı bulunan Şeytani BATIL bir düşünce ve inançtır. 

Önce bir defa ölümü ve hayatı imtihan için yaratmış olan Yüce Allah Adl ve Hak isimlerinin sahibidir. Kullarına adalet eder ve asla haksızlık etmez…

İnsanların hayatına bakıldığında çok büyük farklılıklar görülmektedir. -Gerçekten sizin çabalarınız darmadağınıktır- (Leyl Sûresi; 4)  İnsanların kimi zengin, kimi fakir; kimi amir, kimi memur; kimi patron, kimi işçi; kimi efendi, kimi köle; kimi güçlü, kimi zayıftır. Vs. Herkesin imtihan şartları bir değildir. Bir güçsüz insanın zulüm yapma imkânı yok, ama bir kralın var. Bir din görevlisinin ibadet etme imkânı, bir meyhanede garsonluk yaparak hayatını kazanan kişinin ibadet etme imkânı bir değil. Açıktır ki; eşit şartlarda olmayan bir imtihanda adalet de olmaz, hak da tecelli etmez. Peki; imtihanda adalet ve hakkaniyet nasıl gerçekleşir? 

Yüce Allah ruhları huzuruna toplayarak buyurdu: Ben sizin Rab’iniz değil miyim? Evet dediler. Bunun üzerine insanları âlem-i ervahtan (ruhlar âleminden) âlem-i misal (temsil âlemi) olan dünyaya imtihan için ana rahmi yoluyla göndermektedir. İmtihanı gerçekleşenleri ise ölüm/kabir yoluyla mahşer âlemi için bekleme salonu niteliğindeki berzah âlemine göndermektedir.

Yüce Allah her şeyi baştan takdir buyurup bir kitapta (Levh-i Mahfuz) yazmış, öyle de gerçekleştirmektedir. İnsanların dünya hayatındaki rolü de baştan belirlenmiş ve yazılmıştır. Buna kader denilmektedir.

Yüce Allah ruhlar âleminden insanları dünyaya gönderirken herkes ömür olarak yaşayacağı/oynayacağı rolü kendisi seçmektedir! Yani, insanlar dünyada hangi rolü oynayarak imtihanı kazanabileceklerini düşünerek senaryosu yazılmış rollerden birini seçmektedirler. Zor ve dayatma yok. Yoksa imtihanda adalet ve hakkaniyet olmazdı.

Yüce Allah insanları unutma kanununa tabi tutarak ana rahmi yoluyla rollerini oynayıp imtihan olmak üzere dünyaya göndermektedir.

Ancak Yüce Allah Erhamarrahimin (merhametlilerin en merhametlisi) ve Adil olduğundan imtihanı kaybetmiş olanlara berzah âleminden dünyaya tekrar gelmek, imtihan olmak için yeniden şans tanımaktadır. Bu geliş de yine ana rahmi yoluyla olmaktadır.

İmtihanda başarı kazanıp cenneti hak edenler dünyaya bir daha gelmek istemedikleri için onlar sadece bir defa ölmektedirler. Ama bir daha şansını denemek isteyenler yine bir rol seçerek ve unutma kanununa tabi tutularak dünyaya gönderilmektedirler.

Bazıları da imtihanda hak ettikleri cennet derecelerini beğenmeyip kazanımlarını riske atarak bir daha imtihan olmak üzere dünyaya gelmek istemektedirler. Bazılarını ise yüce Allah elçilik (bu elçilik peygamberlik olmayan elçiliktir) görevi ile defalarca dünyaya göndermektedir. Hz. İsa da gökten inerek değil, ana rahmi yoluyla peygamberlik olmayan elçilik görevi ile dünyaya gönderilecektir. “Benim ümmetimin âlimleri Beni İsrail peygamberleri gibidir” hadisi peygamberlerin peygamberlik olmayan elçilik görevi ile de dünya yeniden geldiklerine işaret etmektedir. Böylece peygamberler de imtihan edilmiş olmaktadırlar. “…Biz bir elçi gönderinceye kadar (hiçbir topluma azap edecek değiliz” İsrâ Sûresi; 15) Burada sözü edilen elçilik peygamberlik olmayan elçiliktir.

Bu yazdıklarımız ile ilgili bazı ayetler şöyledir…

“Nasıl oluyor da Allah’ı inkâr ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi O diriltti; sonra sizi yine öldürecek ve sonra ona döndürüleceksiniz.” Bakara Sûresi; 28) Bu ayeti insanlar ruhlar âleminde ölü idiler, Yüce Allah dirilterek dünyaya gönderdi şeklinde açıklayanlar var ki doğru değildir. Çünkü ölüm bir olaydır ve Yüce Allah ölümü yarattığını Mülk Sûresi 2. ayetinde belirtmektedir. Yani ölüm bir hal/durum değil, yaratılan bir olaydır. İnsan diri ve hayatta olmadan ölüm olayı meydana gelmez. Ölmek için önce diri olmak gerekir. Yaratılmadan önceki yokluk haline ölüm denilemez. Ölüm yokluk değildir; bir intikal olayıdır.

Bir başka ayet: “Dediler ki; “Rab’bimiz, bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi çıkış için bir yol var mı?”

Cehenneme müstahak olan bu insanlar neden bir çıkış yolu istiyorlar? Çünkü daha önce defalarca dünyaya dönüp imtihan olmuşlar ve kaybetmişler. Bunu bildikleri için bir imkân daha umuyorlar. Oysa artık kıyamet kopmuş, imtihan yeri olan dünya yıkılmıştır. Yeniden dönüp imtihan olacakları bir dünya artık yoktur. Taleplerinin yerine getirilmesi artık mümkün değildir.

Bir ayet daha: “Suçlu günahkârları Rab’leri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: ‘Rab’bimiz, gördük ve işittik, şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım. Artık biz gerçekten kesin bilgi ile inananlarız’ (diye yalvaracakları zaman) bir görsen. (Secde Sûresi: 12)

Görülüyor ki bu ayette de cehenneme müstahak olanlar aynı talepte bulunuyorlar. Bu insanlar daha önce defalarca dünyaya dönüp imtihanı kaybetmiş olmasalar, böyle bir talepte nasıl bulunsunlar? Ancak taleplerinin yerine getirilmesi mümkün değil, çünkü kıyamet kopmuş, imtihan yeri olan dünya yıkılmış, mahşer kurulmuş, hesap görülmüş ve artık kesin olarak cehenneme müstahak olmuşlardır. Yeniden imtihan için geri dönecekleri bir dünya da yoktur.

Sözü edilen ölümü bir defa yaşayanlar ise dünyaya ilk gelişlerinde imtihanı kazanıp cenneti hak eden ve tekrar imtihan olmak için dünyaya gelmek istememiş olanlardır.

 >>>O<<< 

Yazarın Diğer Yazıları