Şehit Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ardından

İdamla yargılandığı mahkeme salonunda duruşma sırasında fenalaşıp hayatını kaybederek şehit olan Mısır’ın seçimle göreve gelen ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi Genelkurmay Başkanı Abdülfettah Sisi’nin yaptığı askeri darbeyle devrilmişti.

İhvan-ı Müslimin hareketinin mensubu bir siyasetçi olan Muhammed Mursi, Arap Baharının Mısır’a sıçramasıyla başlayan halk ayaklanması sonucu Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in devrilmesi ardından yapılan seçimde Cumhurbaşkanı seçildi.

Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ile ileri derecede iyi ilişkiler kuran Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP iktidarı boyunca Hüsnü Mübarek ve yönetimi ile de ilişkileri çok iyiydi.

Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek zamanında daha önce kötü olan Türkiye-Mısır ilişkileri adeta altın çağını yaşadı. Bu öylesine değildi, önemli bir arka planı vardı.

Erbakan’dan bir seminerde -daha önce de defalarca aktardım- bizzat şunları dinledim: “Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Suudi Arabistan Kralı Fahd, Ürdün Kralı Hüseyin, Kuveyt Emiri El-Sabah, Pakistan Cumhurbaşkanı Ziya-ül Hak, Filistin Lideri Yaser Arafat ile birlikte 14 milyar $ sermayeli DAR EL MAL EL İSLAMİ Şirketini kurduk. İsviçre’de de 20 milyar $ sermaye ile faizsiz finans şirketi kurduk.”

Mısır daha önce karşısında rakip bir siyaset izlediği Türkiye ile Hüsnü Mübarek zamanında dostane ilişkiler kurdu. Dahası Erbakan’ın kurduğu D-8’e üye olan Mısır Türkiye’nin liderliğini benimsemiş oluyordu.

Hafız Esat yönetiminin Şam’da himaye ettiği Abdullah Öcalan yüzünden savaşla burun buruna gelen Türkiye-Suriye arasında arabuluculuk yapan Hüsnü Mübarek mekik diplomasisi ile uzlaşma sağlamıştı. Hafız Esat Abdullah Öcalan’ı Şam’dan çıkarmış ve sonunda CIA Kenya’da paketleyerek Türkiye’ye teslim etmişti.

Millî Görüş’ten 50 yıl önce Mısır’da ortaya çıkan İhvan-ı Müslimin hareketine siyasi alan yasaklanarak dini alanda faaliyet yapmasına göz yumuluyordu.

Erbakan -ismini hatırlayamadığım- İhvan lideri avukatı Ankara’ya davet etmiş kendisine şöyle demişti: “Bu ne halin? Şu sakalını gidip kısaltacaksın, entarini çıkaracaksın, takım elbise giyip kravat takacaksın ve gidip Mısır’da bir siyasi parti kuracaksın…”

Adam Mısır’a dönüp Erbakan’ın dediğini yapmaya kalkınca molla takımı İhvan yönetimi “Biz büyük bir davayı temsil ediyoruz, bir siyasi parti çatısı altına giremeyiz” diyerek şiddetle karşı çıktı. Bir yanda bağnazlık öte yanda İsrail’in etkisi ile siyasetten uzak durmak istiyorlardı. Zira etliye sütlüye karışmadan gettolarda mücahitlik taslamak daha kolaydı. Rejim de bunu istiyordu.

Erbakan engeli aşacak bir formül buldu. İhvan-ı Müslimin Örgütünün dini yapısı ve yönetimi aynen devam edecek, ancak o avukat siyasi uzantısı olarak bir parti kuracaktı. Öyle yapıldı.

Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek İhvancı Partiye her türlü kolaylığı ve dolaylı desteği sağladı, seçimlere girdi, parlamentoda ana muhalefet konumuna geldi. Ancak Mısır’daki İsrail bu gelişmeyi engellemek için elinden geleni ardına koymadı.

İhvan yönetimi Muhammed Mursi’nin Cumhurbaşkanı adayı olmasına da karşı çıktı; ancak engelleyemedi. Muhammed Mursi Cumhurbaşkanı seçilince “Adamlarımızı görevlere getirmiyor” diye eleştirerek aleyhine çalıştı.

Siyonizm’in asıl amacı Türkiye dostu Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i demokrasi adına devirmekti. İhvancıların da desteğinde bunu başardı. Sonra da Siyonizm İhvancıların desteğinde Genelkurmay Başkanı Sisi’ye darbe yaptırıp Türkiye’nin dostu Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi devirdi.

Türkiye’deki tarikat, cemaat ve dini yapılanmalar nasıl ki Erbakan ve Millî Görüş’e karşı vesayetçi tağuti Kemalist rejimin yanında yer alıp onun partilerine destek verdilerse Mısır’da da İhvan-ı Müslimin Cemaati zımnen hep tağuti rejimin yanında yer aldı ve Müslümanları gettolarda yaşamaya mahkûm etti. Zira İsrail çoktan İhvan-ı Müslimin Örgütüne sızıp işbirlikçilerini rejimin de desteğiyle yönetimin kilit noktalarına yerleştirmişti.


Yazarın Diğer Yazıları