Oruç tutmak koronavirüsle mücadelede fayda sağlar!

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, oruç ve bağışıklık sistemi ilişkisi hakkında merak edilenleri TRT Haber'de cevapladı.

Yeni tip koronavirüs (COVID-19) tüm dünyayı tehdit ediyor. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak, koronavirüsle mücadele için son derece önemli. 


Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, orucun, bağışıklık sistemini ve hücre yenilenmesini olumlu yönde etkilediğinin bilimsel olarak kanıtlandığını söyleyerek, şunları anlattı:


"Normal insanların oruç tutmasında, bağışıklık sistemini de güçlendireceğini bilmemiz lazım. Vücut direncini artıracağını bilmemiz lazım. Ancak hasta olan kişilerde kendi durumlarının, kendi diğer hastalıklarının da dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Sağlıklı kişiler açısından orucun faydalı olduğunu söylerken, hasta kişilerin de oruç karşısında daha titiz olmalarını, hastalıkları oruç tutmaya müsaade etmiyor ise oruç tutmamalarını söyleyebilirim."

 


Kimler oruç tutamaz?


Prof. Dr. Erdöl, kimlerin oruç tutup kimlerin tutamayacağına dair bilgi verdi. 


"Devamlı ilaç kullanan kişiler, insülin kullanan şeker hastalarımız, böbrek nakli gibi çok ciddi hastalıklarla mücadele eden hastalarımız var. Bunların oruç tutmalarının kendilerine zarar verebileceği dolayısıyla oruç tutmamaları gerektiğini söyleyebiliriz. Bunun dışında devamlı su içmek zorunda olan hastalar veya sık aralıklarla yemek yemesi gereken hastalar var. Bunlar mutlaka oruçlarını ertelemeli, düzelirlerse düzeldikten sonra tutmalılar."


Sağlıklı bireyler için koronavirüsün veya başka basit diğer hastalıkların oruç tutmaya engel bir durum olmadığını söyleyen Erdöl, "Ancak sağlık personelinden özellikle çok yorucu şartlar altında çalışan kişilerin de oruçlarını tutmaya güçleri yetmiyor ise erteleyebileceklerini düşünüyorum" dedi.

 


"Yavaşça yememiz lazım"


"Sağlıklı bireylerin oruç tutmaları kendi sağlıkları açısından çok faydalı" diyen Prof. Dr. Erdöl, orucun sadece bir aç kalma olayı olmadığını ise şöyle anlattı:


"Oruç açlığa niyetlenme olayıdır. Çünkü biz yemek yerken, niyetlenirken vücudumuz kendini yemek için hazırlıyor. Aynı şekilde oruç tutmaya niyetlendiğinizde de aç kalmaya şartlıyor kendini vücut. Oruç tutmanın zihinsel ve ruhsal boyutu var. Oruç tutma başlı başına bir aç kalma, susuz kalma olayı değildir. Oruç tutarken kişi kendini zihnen ona hazırlıyor. İftarla birlikte bu programdan çıkıyor. İftarda da her şeyi anında yemememiz lazım. Yemeye başladığımızda yavaşça yememiz lazım. Aksi halde vücut aniden yükselen bir yemekle kendini yoracaktır."



"Sahurda ömür boyu aç kalacakmışız gibi yemeye gerek yok"


Yenilenlerin porsiyonuna dikkat edilmesi konusunda da uyarılarda bulunan Erdöl, şöyle konuştu:


"İftarda sanki hiç yememişiz gibi, sahurda da ömür boyu aç kalacakmışız gibi çok fazla yemeye gerek yok. Abartılı yemeyelim. Bol sıvı alalım. Susuz kalmamaya dikkat edelim."


Vücudun oruca kendini hazırlama periyodu olduğunu söyleyen Erdöl, "Yemek yerken de aynı şekilde tüm organlarımız yemeğe hazırlanıyor. Bu yönüyle saygı duymamız lazım. Tuttuğumuz oruç vücudumuzdaki hücrelerin yenilenmesine, vücut direncimizin artmasına vesile oluyor" dedi.

DİĞER HABERLER