Avrupa’nın sağlık sistemi çökerken Türkiye aşılama hızında nasıl rekor kırıyor?

Avrupa’nın sağlık sistemi çökerken Türkiye aşılama hızında nasıl rekor kırıyor?

Avrupa ve ABD'de aşılar hem ücretli hem de uygulamada sıkıntılar yaşarken Türkiye hem ücretsiz aşı hizmeti hem de büyük bir hızla uygulamasını gerçekleştiriyor. Dünyada tüm ülkelerin koronavirüs pandemisi karşısında sağlık sistemleri çökerken Türkiye nasıl oluyor da bu süreçte başarı üstüne başarı kaydediyor? ABD’de, Avrupa’da aşı ücretliyken Türkiye nasıl bu hizmeti ücretsiz verebiliyor?

Türkiye 14 Ocak tarihinde ilk aşılama uygulamasına başladı. Sağlık çalışanlarından başlanan aşılamada 2 günde 500 bin rakamı aşılınca Türkiye bir anda dünyanın dikkatini çekti. Bugün ulaşılan rakam ise 832 bini aştı. Ve aşılamada ikinci adıma geçildi.


Artık Huzurevleri ve Bakımevlerinde kalanlar ile bu vatandaşlarımızın bakımından sorumlu kişilerin aşılanmasına başlanacak. Aynı zamanda 90 yaş üzeri vatandaşlar için de program başlıyor. Dünyada tüm ülkelerin koronavirüs pandemisi karşısında sağlık sistemleri çökerken Türkiye nasıl oluyor da bu süreçte başarı üstüne başarı kaydediyor? ABD’de, Avrupa’da aşı ücretliyken Türkiye nasıl bu hizmeti ücretsiz verebiliyor?


Çünkü Türkiye’nin sağlam bir altyapısı var. 1,5 Milyona ulaşan sağlık çalışanı sayısı, son sitem hastaneleri ile Türkiye uzun yıllardır sağlık sektöründe güçlü bir alt yapı kurdu. Pandemi öncesi ülke geneline yayılan Şehir Hastaneleri ise pandemi sürecini Türkiye’nin en rahat atlatmasını sağlıyor. Şehir Hastaneleri sayesinde Türkiye’deki hastanelerin yatak doluluk oranı hiçbir zaman yüzde 70’in üzerine çıkmadı.


Uzmanlar Şehir Hastaneleri’nin kurulmamış olması halinde Türkiye’nin de Avrupa’daki gibi koridorlarda hasta yatırmak zorunda kalacağının alını çiziyor. Erbakan “gün gelecek ne güzel devletim var diyeceksiniz” sözleriyle Türkiye’nin ulaşacağı seviyeyi anlatıyordu.


Şehir Hastanelerinin bu süreçteki başarılarına rağmen illüzyoncu medya ve akademiyanın Şehir Hastanelerine karşı sergilediği düşmanlık ise çok şiddetliydi. Çünkü onların esas düşmanlığı zaten Türkiye’ye, güçlenmesine ve gelişmesine zaten…


Türkiye’nin yaşadığı bu değişim ve dönüşümün miladı 1969 yılına uzanıyor. 52 yılda Türkiye öyle bir büyük dönüşüm yaşadı ki Avrupa ülkemizdeki bu değişime gıpta ile bakıyor gerek sağlık gerekse askeri alanda yakaladığımız başarıları her gün medya kuruluşlarında değerlendiriyor.


Erbakan’ın 1969 yılında Milli Görüş hareketiyle başlattığı dönüşüm artık saklanamaz hale ulaşmış boyutta… Erbakan; “menfi siyaset, menfi sermaye, menfi medya” diyordu. Yani olumsuz, negatif! Türkiye’deki İsrail güdümündeki bu 3’lünün tek amacı Türkiye’yi küçük tutup Sabetayist oligarşi olarak kalmasını sağlamaktı.


Ama öyle olmadı. Bu dünyadan bir Erbakan geçti ve Türkiye gerçek bir kurtuluş mücadelesi verdi. Ve Erbakan başardı! Türkiye bugün dünyanın gıpta ile baktığı önemli bir dönüşüm ve gelişim kaydediyor. Batı medyasında her gün Türkiye’nin başarılarının anlatıldığı haberler öylesine değil. Artık Türkiye’nin ulaştığı güç saklanamaz boyutlara ulaşmış durumda…


Ancak Türkiye’de gündem ise bambaşka… İllüzyoncu medya ve akademiya sayesinde Türkiye kamuoyu bu gelişmelerden habersiz! Geçen yıllarda saman, patates, soğanla Türkiye’yi batırmaya çalışanlar şimdi ise Ayçiçek yağı ile buna uğraşıyor. Ayçiçek yağı üzerinden yaptıkları kara propagandalarla halkı da Türkiye’nin battığına inandırıyorlar. Türkiye’nin her alanda büyük bir maddi kaynak gerektiren yatırımlarına rağmen ülkenin batacağını sanıyorlar.


Hemşehrimiz iş adamı İrfan Yurten anlatıyor. ABD’den bir iş adamı Türkiye’ye yatırım yapmak için geliyor. Kendileri de iş adamına destek olmak ve onunla ortak yatırım gerçekleştirmek için Türkiye’de bir takım inceleme ve araştırma yapmasını sağlıyorlar. ABD’li iş adamı Türkiye’deki yatırımları, inşaatları görünce hayretini gizleyemiyor ve şu cümleleri söylüyor:


“Türkiye bu kadar yolu, tüneli, inşaatı hangi parayla yapıyor? Hepsini bir arada yapabilmek için çok büyük bir maddi güç gerekir. ABD’nin bu yatırımları yapacak maddi gücü yok!”


Evet Batı’dan gelenler yaşadıkları ülkeleriyle kıyaslayıp Türkiye’nin kat ettiği büyük mesafeyi idrak edebiliyorlar. Ve Türkiye’den hayranlıkla bahsediyorlar. Avrupa’ya ziyaret edenleri bir dinleyin… Geçmişte Türkiye karşısında hayranlıkla anlattıkları Avrupa’nın düştüğü durumu nasıl anlatıyorlar?


Avrupa’da şu an merkezi, turistik yerler hariç çok büyük bir çöküş yaşanıyor. Teknolojik alt yapısı çökmüş Avrupa’nın büyük kısmında en eski kartlı sistemlerle ulaşımlar sağlanabiliyor. Telekominikasyon anlamında da öyle… Avrupa’da GSM operatörlerinin abonelerine yaşattığı sıkıntılar artık sıradan bir olay haline gelmiş!


Türkiye’de ise durum tam tersi… Hem teknolojik bir alt yapı ile ülkenin tamamı donatılırken hem de sürekli yenilenmesi sağlanıyor. Bugün Türkiye’de kullanılan arabalarla Avrupa’dakiler arasında hiçbir fark yok! Eski Türkiye’de ise durum tam tersiydi. Doğan, Şahin gibi tenekelerle milletin parası soyuluyordu. Gazeteler Doğan görünümlü Şahin ilanları ile doluydu.


Türkiye’de kullanılan son sistem mobil telefonları da Avrupa kullanamıyor. Avrupa’nın telekomünikasyon ağı da artık eskimiş ve ihtiyacı karşılayamaz hale gelmiş durumda… Eski Türkiye’de de durum öyleydi. Manyetolu telefonlarla iletişim sağlanırken acil durumlarda “yıldırım arama” adı verilen yöntemle ancak 3-5 saat sonra iletişim sağlanabiliyordu. Normal aramalarda ise durum içler acısıydı.


Özal döneminde bu durum değişmeye başladı. Türkiye’de telekomünikasyon devrimi yapılırken tüm köy muhtarlarına da telefon ulaştırıldı. İşte Türkiye’nin 52 yılda yaşadığı bu devrime karşı çıkıp engellemeye çalışanlar bugün ise Türkiye batıyor diyerek yeri göğü inletiyor. Aslında gerçek ise şu; Türkiye içindeki İsrail’dekinden güçlü İsrail yapılanmasının her türlü engellemelerine rağmen büyüyor, kalkınıyor, gelişiyor.


Erbakan’ın Yeniden Büyük Türkiye’sinin Batı’nın önüne geçtiğine bir kanıtı da şu… Geçmişte Türkiye’den gidenler Avrupa’yı öve öve bitiremezken şimdi ise Avrupa’dan gelenler Türkiye’den hayranlıkla bahsediyor. Şu an Türkiye’nin sahip olduğu bu gelişmenin halka yansımasındaki gecikmenin sebebi ise sermaye sahipleri…


Yaptıkları türlü manipülasyonlarla ₺’nin değerini düşüren Türkiye’deki İsrail’in sermaye unsurları halka ise sebep oldukları sıkıntıları bahane göstererek Türkiye batıyor propagandası yapıyor. Yani Türkiye batıyor propagandasının arkasında aslında Türkiye’yi batırmak için manipülasyonlar yapan Türkiye’deki İsrail var. Gerçekte batan ise Türkiye değil Dünya Siyonizmi ve onun düzeni! Devir Erbakan’ın Yeniden Büyük Türkiye’sinin devri…

DİĞER HABERLER