Avrupa'yı zengin eden Afrika sömürgelerinin Batı'ya başkaldırışının arkasında Türkiye var...

Avrupa'yı zengin eden Afrika sömürgelerinin Batı'ya başkaldırışının arkasında Türkiye var...

Yıllarca sömürgeleştirdiği Afrika’da istenmeyen adam ilan edilen Fransa’nın lideri Macron’a bir darbe de Malili üniversite öğrencisinden geldi. Geçen hafta “Fransa olmasaydı Mali olmazdı” açıklaması yapan ve büyük tepki toplayan Macron’a cevap veren Afrikalı bir genç, “Afrikalılar olmasaydı bugün Fransa olmazdı. Bize yardım etmeye geldiğinizi söylemekten vazgeçin” ifadeleri ile Fransız lideri adeta yerden yere vurdu.

Yıllarca sömürgeleştirdiği Afrika’da istenmeyen adam ilan edilen Fransa’ya bir darbe de Malili üniversite öğrencisinden geldi.


Geçen hafta “Fransa olmasaydı Mali olmazdı” açıklaması yapan ve büyük tepki toplayan Macron’a cevap veren Afrikalı bir genç, “Afrikalılar olmasaydı bugün Fransa olmazdı. Bize yardım etmeye geldiğinizi söylemekten vazgeçin” ifadeleri ile Fransa'yı adeta yerden yere vurdu.


Aslında bu söz tüm Avrupa için geçerli... Ve şimdi Avrupa'yı zengin edip kalkındıran Afrika'da bir Batı karşıtlığı eş zamanlı olarak da Türkiye hayranlığı başladı.


Türkiye'de çok büyük bir Batı hayranı, gavur aşığı bir kitle var. Ağızlarını açtıklarında Avrupa'nın gelişmişliğinden, şehirlerinin güzelliğine kadar her şeyini anlata anlata bitiremezler.


Yine aynı ağızlar Türkiye'nin Avrupa'ya göre geri kalmışlığına ve güzelleşemediğine dem vururlar. Ancak şu soruyu hiç sormazlar:


Türkiye Avrupa'da çok daha fazla yeraltı yerüstü kaynaklara, doğal güzelliklere, jeopolitik imkânlara sahipken neden Batı gelişti de Türkiye hep fakir ve geri kaldı?


Avrupa'nın neden kendisine ait zenginlikleri olmamasına rağmen geliştiğinin cevabını Malili öğrenci veriyor; Afrika olmasa Avrupa olmazdı.


Evet Avrupa'nın elde ettiği tüm zenginlikleri sömürgelerinden sağladıklarıdır. 


Peki Türkiye tüm zenginliklerine kadar neden geri kaldı? İngiliz Devlet Başkanı Churchill'in dediği; "solunca sulayın büyürse budayın" politikası güdüldüğü için...


İşte bu politikayı Türkiye'de yürütenler Osmanlı'yı dönemin süper güçleri ile işbirliği yaparak içerden yıkan ve yine onların desteğinde TC'yi kendilerine bir çiftlik şeklinde kuran Selanik Dönmeleri yürüttü.


Çünkü Türkiye ne kadar küçük ve geri kalırsa o kadar kolay yönetebilirlerdi. İşte bu sebeple ihracat kotayla yapılırdı. Yerli ve milli üretim hamleleri her türlü hile ile engellenirdi.


Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil'in konu hakkındaki değerlendirmesi şöyle:


"Eski Türkiye'de 1923'ten 1983'e dek 60 yıl ihracat ve ithalat 2-3 milyar $ bandında kaldı. İthalat-ihracat kotayla sınırlıydı. Döviz taşımak suçtu, cezası vardı. Sümerbank ayakkabı, gömlek... Et-Balık kıyma, sucuk... üretirdi. Etibank madenleri işletirdi. Devlet kuruluşu KİT'lerin zarar açığını devlet kapatırdı. Ekonomiyi özel sektöre devredip  dışa açan Başbakan Özal ihracatı 10 katına, 35 milyar $'a çıkardı."


"Müstemleke tipi kurulan Kemalcı, vesayetçi, uydu Eski Türkiye'de 1923'ten 1983'e kadar tam 60 yıl boyunca ihracat/ithalat 2.5-3 Milyar $ bandında kaldı. Özal 35 Milyar $'a, Erdoğan 180 Milyar $'a çıkardı. Özal da Erdoğan da engellenen Erbakan'ın projeleriydi."


- GEÇKİL -


Yine aynı kesimler Türkiye'nin neden bir don lastiği bile üretemeyip savunmasına kadar her şeyi ile dışarıya muhtaç halde tutulduğunu da sorgulamazlar. Geçkil'in değerlendirmesi şöyle:


TC'nin kurucu iradesini temsil eden Selanik Dönmesi göçmenlerin bir asırdır izlediği Türkiye küçük olsun biz yönetelim politikası gereği sanayileşme engellendi. Müslümanlar asimile edilip paryalaştırıldı, ordu dışarıya bağımlı hale getirildi, dış güdümlü vesayet rejimi oluşturuldu. Türkiye Siyonizm'in kontrolünde İsrail'in hizmetinde hile rejimi ve köle düzeni ile yönetildi.
- GEÇKİL -


İşte Erbakan'ın daha 1960'da cıvatasına kadar yerli ve milli olarak yaptığı Devrim Otomobili de bu sebeple yine Selanik Dönmeleri tarafından engellendi.


Halbuki aynı yıllarda çıkan Almanların meşhur markası Opel'in o yılki modelinden bile çok daha üstün ve özellikli tarafları vardı. Opel'in bugün geldiği nokta ortada Devrim ise müzede...


Türkiye o gün yerli otomobil üretebilseydi bugün Batı'daki otomobil ucuzluğundan hayranlıkla bahsedenler kendi ülkelerinde de çok ucuz fiyatlara otomobillere sahip olabileceklerdi.


Ancak Selanik Dönmelerinin Erbakan'ın Milli Görüş mücadelesinde engelleyebildiğini sandığı tek şey de Devrim Otomobili daha sonra başına bela da oldu. Erbakan o engellenen Devrim'i Selanik Dönmelerinin kafalarına vuracak ve ülkede bir şuur oluşturmak için propaganda aracı olarak kullanacaktı.


Nitekim ülkenin gelişmesini istemeyen, kalkındıracak girişimleri engelleyen bir zümrenin olduğunu da tüm ülkeye göstermiş oldu.


Ancak Devrim Otomobilini engelleyebilen Selanik Dönmeleri Erbakan'ın mücadelesine ise zerre engel koyamamışlardı.


Ve neticede Erbakan'ın Milli Görüş mücadelesi tıpkı Selanik Dömelerinin yaptığı bir takım hile, suikast ve darbe ile galip geldi, Selanik Dönmeleri ülke yönetiminden el çektirildi.


Bugün 12 Eylül 1980 Darbesinin 40. Yıldönümü. Yeniden Büyük Türkiye'nin miladı. ABD planladı, Erbakan kontrolünü ele geçirdi.
- GEÇKİL - 12 Eylül 2020 -


Şimdi üreten, gelişen, büyüyen ve üstün teknolojili savunma sanayiye sahip Türkiye Selanik Dönmelerinin el çektirildiği Erbakan'ın Yeniden Büyük Türkiye'sinin başarılarıdır.


Suriye'de, Katar'da, Libya'da, Venezuela'da, Dağlık Karabağ'da ve Doğu Akdeniz'de süper güçlere karşı zafer kazanan da Erbakan'ın Yeniden Büyük Türkiye'sidir.


Erbakan'ın Yeni Bir  Dünya ve Adil Düzen hedefleri de tıkır tıkır işliyor. 


Yani artık Batı Medeniyetinin gerileme İslam Medeniyetinin Türkiye liderliğinde yükselme devridir.


Erbakan'ın vaat ettiği Osmanlı'nın on katı büyüklüğünde Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen kuruluyor. 


Batı ve gavur aşıkları için üzücü bir haber olacak ama Afrika'da başlayan bu Batı karşıtlığı da yine Türkiye'nin bölgedeki etkinliği ve götürdüğü adaleti sayesindedir.


Afrika yoksa Avrupa da yoktur. Türkiye'nin yaşadığı sıkıntılar işte bu geçiş sürecinde verilen sert mücadelenin sancılardır. Yeniden Büyük Türkiye artık ufukta gözükmeye başlamıştır.


"Joe Biden'ın BM Genel Kurulunda yaptığı konuşma ABD'nin dost ve müttefiklerini büyük hayal kırıklığına uğrattı. ABD'nin artık savaşmayacağını diplomasi ile amaçlarına ulaşmaya çalışacağını açıklaması inandırıcı olmamıştır. Zaten diplomasideki başarısızlığı yüzünden ülkeleri işgal edip savaş başlatıyordu. Savaş gücünü yitiren bir ABD'nin diplomaside kendine ve müttefiklerine bir yararının olmayacağı çok açıktır.
 
NATO ABD demektir. ABD'siz Avrupa Birliğinin de kıymeti harbiyesi yoktur. Dolayısıyla bölgede TSK'ya karşı savaşabilecek bir güç kalmamıştır. Bu dramatik durum karşısında bölge ülkelerinin Türkiye ile birlikte hareket etmekten başka çıkar yolu bulunmamaktadır. Böylece Erbakan'ın kuracağız dediği Osmanlı'nın on katı büyüklüğünde Yeniden Büyük Türkiye ufukta gözükmeye başlamıştır."
- GEÇKİL -

DİĞER HABERLER