OLİGARŞİK ZÜMRE GÜCÜNÜ KARŞI KONULAMAZ TAKİYEDEN ALIYOR

İstisnasız bütün kesimlere, gruplara, kurum ve kuruluşlara takiye yaparak sızan Selanik Dönmesi Sabetaycı Zümre kendi politikalarını, Zümrevi çıkarlarını farklı kesimlere, kişilere savundurarak her konuda konsensüs sağlayabiliyor.

Gerçeğin farkına varanlar Zümre’yi karşısına almak yerine Zümre’nin etkilediği herkesi karşısına almış oluyor. Her konuda örgütlü, organize hareket eden Oligarşik Zümre dehşet bir dayanışma içinde hareket ederken muhatabı olan toplumun her türlü çelişkisini, aykırılığını, farklılığını, görünür kılarak ifsat edici yayınlarla ayrıştırarak, sürtüştürerek, çatıştırarak böl ve yönet yöntemini uyguluyor.

Zümre bu kabiliyetini 5780 yıllık kadim Yahudilik kültürünün okült, esrarengiz yöntemlerle kuşaktan kuşağa, nesilden nesile aktarımıyla oluşturulan, geliştirilen tecrübe ve birikimden alıyor. Takiyeyi sistematik şekilde Kabalacı hahamlar kontrolündeki Yahudi toplumlar dışında kimse başarılı uygulayamaz. Bu yüzden takiye dünyanın her tarafına yayılmış bulunan Yahudi toplumlarına, karşı konulamaz, engellenemez bir etki gücü sağlıyor.

Yahudilik ırkçı bir din olduğu için başkalarının Yahudi olmasına izin vermediğinden mensuplarının çoğalması böylece maruz kaldıkları toplumlara karşı koyması ya da hâkim olması imkânını vermiyor. Bu yüzden takiye yaparak başka dinlere, mezheplere, kavimlere, cemaatlere, topluluklara, gruplara sızıyor, onlardan işbirlikçi taraftarlar devşiriyor, amaçlarına hizmet ettiriyor.

Takiye ile sızdıkları toplumlarda fesat çıkardıkları, kişileri, kesimleri, grupları birbirine vuruşturdukları böylece etkinlik ve Zümrevi çıkarlar sağladıkları anlaşıldığında katliama uğrayan, sürülen Yahudiler dünyanın başka bölgelerine dağıldıklarında takiyeciliği daha da geliştirerek uygulamışlardır.

İspanya’da engizisyon zulmüne maruz kalarak göç etmek zorunda kalan Yahudileri sığındıkları Osmanlı Devleti Balkanlarda iskân etti. Zamanla Selanik’te toplanarak nüfusun %70’inden fazlasını oluşturdular. Bu arada Osmanlı Sarayına da sızarak önemli ölçüde nüfuz sahibi oldular.

Osmanlı İmparatorluğunun zirvede olduğu Kanuni Sultan Süleyman döneminde bir Yahudi olan Pargalı İbrahim Paşa sadrazamlığa yükselerek Osmanlı yönetimine tamamen hâkim oldu.

Kanuni’nin onu boğdurması devlette büyük sarsıntılara yol açtı. Ve bu sarsıntılar Osmanlı Devletinde gerilemenin başlangıcı oldu. Pargalı İbrahim’i Kanuni Sultan Süleyman Manisa’da şehzade iken hahamlar yanına arkadaş olarak sokmayı başardılar. Kanuni kendisini devirip Osmanlı hanedanı yerine kendi hanedanını kurma düşüncesini fark ettiğinde ölümüne karar verdi ama doğurduğu sonuçlardan kurtulamadı.

Osmanlı Devletine isyan eden ve yakalanarak İstanbul’a getirilip yargılanan İzmirli haham Sabetay Sevi saraydaki Yahudi nüfuzu sayesinde yalandan Müslüman olup salıverilmekle kalınmamış Edirne’de bir göreve getirilmişti.

Kabalist bir haham olan Sabetay Sevi bu görevi bırakıp Selanik’e yerleşti ve Yahudilerden takiyeciliği sistem olarak uygulayan bir tarikat oluşturdu. Hristiyan gözükerek İslam Âlemine yönelik Haçlı seferlerini tertipleyen, örgütleyen, Tapınak Şövalyesi Yahudileri örnek alan Sabetay Sevi sözde Müslüman olan fakat Yahudiliklerini koruyan Sabetaycı tarikatını oluşturdu.

Avusturyalı Yahudi gazeteci Theodor Herzl’in Sultan Abdülhamid’den Filistin’de Yahudiler için toprak istemesinin reddedilmesinden sonra 1897’de toplanan 1. Siyonist Kongresinde Osmanlı Devletinin yıkılması, Filistin’in kurtarılması, İsrail Devletinin kurulması kararları alındığında Selanik’teki Sabetaycı tarikata önemli görevler verildi.

Takiye yaparak Müslüman gözüken Sabetaycılar gizli bir siyasi örgüt olarak İttihat ve Terakki Cemiyetini kurdular. Mason locası aracılığıyla bazı Türkleri de aralarına aldılar. Öyle ki Selanik için Osmanlı Devletinin gizli başkenti denir olmuştu.

Başkent İstanbul’da aynı zamanda halife olan Sultan Abdülhamid’e karşı şeriat isterük diye çıkarılan ayaklanmayı bastırma gerekçesiyle Selanik’te M.Kemal’in de kurmay subayı olduğu Hareket Ordusu oluşturulup trenle Sirkeci Garına intikal ettirildi.

İstanbul’da başına yine bir Sabetaycı Yahudi olan Mahmut Şevket Paşa getirilen Hareket Ordusu tarihe 31 Mart Vakası diye geçen söz konusu isyancılar yerine onların hedefindeki Sultan Abdülhamid’in sarayını kuşattı ve hallini sağladı. Daha önce siyasi parti haline gelen İttihat ve Terakki Cemiyeti devlet yönetimini ele geçirip iktidar oldu.

Başkent İstanbul’u işgal eden İngilizlerin himayesinde İttihatçılar TC’yi de takiye yöntemiyle kurdular. Anadolu illerini işgal eden İngilizlerin müttefik ordularına karşı İslam Âlimleri direniş başlatmıştı. İşgalin sürdürülebilir olmadığı anlaşılmıştı.

İstanbul’dan bir gemi ile Samsun’a çıkıp Anadolu’ya geçen İttihatçı subaylar takiye yaparak şeriat devleti kurmak amacıyla İslam cihadı görüntüsüyle bir hareket başlattılar. Ankara’yı yönetim merkezi yaparak dualarla, hatimlerle, kurbanlar keserek topladıkları Meclis’te büyük çoğunluğu İslam Âlimleri oluşturuyordu.

Birçok illeri işgal etmiş bulunan İngilizlerin müttefiki ordulara süratle geri çekilerek Anadolu’yu Ankara Hükümetine terk etmeleri istendi. Böylece dağıtılan, silah bıraktırılan Osmanlı Ordusu bakiyesinden oluşturulan derme çatma güçlerle sözde Büyük Taarruz emri verilerek İzmir’e doğru ilerlerken işgal orduları çoktan çekilmişlerdi.

Bunu bir zafer olarak topluma algılatan takiyeci İttihatçılar direnişi örgütleyen İslam Âlimlerinden inisiyatifi aldılar. TC’yi kurup Lozan’da tescilledikten sonra İngilizler işgale son verip İstanbul’dan çekildiler.

Takiye ile kurdukları, anayasasına devletin resmi dini İslam yazdırdıkları ilk Meclis’i dağıtarak Sabetaycı Zümre unsurlarından atama ile ikinci Meclis’i oluşturdular. Ondan sonra İslam dinini, Müslümanları düşman, kurdukları rejim için tehdit ve tehlike olarak göstererek 1000 yıllık Selçuklu – Osmanlı İslam Kültür ve Medeniyetini yok etmeye, kökünü kazımaya çalıştılar.

Takiye ile TC yönetimini oluşturan Sabetaycı Zümre oligarşisi kurduğu İstiklal Mahkemelerinde bütün İslam Âlimlerini idama mahkûm ederek darağaçlarında sallandırdı. Liderlik kabiliyeti olanlar suikastlarla ortadan kaldırıldı. İslam’ın eğitimi, öğretimi ve kamusal alanda yaşanması yasaklandı. Böylece cahil bırakılan, yoksulluğa mahkûm edilen, kırsal alanda yaşamak zorunda kalan Müslümanlar dininden uzaklaştırılıp, asimile edilerek köleleştirildi. Türkiye Zümre oligarşisinin bir çiftliği haline getirildi.

Müslümanlara yönelik nüfus planlaması, doğum kontrolü uygulanarak demografik yapının Zümre mensupları lehine değiştirilmesine çalışıldı. Türkiye küçük olsun, geri kalsın, ilkel bir tarım devleti olmaya devam etsin ki Zümre oligarşisi ilelebet yönetebilsin diye her türlü önlem alındı.

İttihatçıların Samsun’a çıkışlarının 50. yılında 1969’da Erbakan Anadolu’nun bağrında Konya’dan Milli Görüş hareketini başlatarak bağımsız Konya milletvekili seçilip parlamentoya girdi. TC’nin ilanının 50. yılı olan 1973’te ise 52 parlamenterle ikinci partisi Milli Selamet Partisini Meclis’e sokarak grup kurdu.

Erbakan Milli Görüş hareketini hile rejimi ve köle düzeni dediği Zümre oligarşisi yönetimindeki TC’ye karşı başlattı. 40 yıllık bir mücadele sonunda takiyeci Zümre oligarşisini devlet yönetiminden uzaklaştırarak Müslümanları iktidar yaptı.

Milli Görüş’ün Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya, Adil Düzen vizyonu hayata geçirilmeye başlandı. Ancak büyük sermayeyi, medya ve akademiyayı hâlâ kontrolünde tutan takiyeci Zümre oligarkları güçlü parlamenter sistem vaadiyle Eski Türkiye vesayet rejimi statükosunu geri getirip tahkim etmeyi, Zümre oligarşisini yeniden oluşturmayı planlamaktadır.

Toplum her kesime takiye ile sızmış bu Zümre mensuplarını ve oluşturdukları paralel yapılanmaları tanıyamadığı için hain emellerine alet olmaktadır. Topluma bu Zümre’yi, 1000 yıllık Türk – İslam Medeniyetine düşman zihniyetini tanıtmak, devletimizin ve milletimizin bekası için hayati önemdedir.

Türkiye’ye yönelik içeriden, dışarıdan her türlü siyasi, askeri, ekonomik komplonun, saldırının arkasında bu takiyeci Zümre vardır. Öyle ki Türkiye’deki İsrail diye nitelenen bu Oligarşik Zümre İsrail’den daha güçlüdür denilmektedir.

Süleyman Arif Emre yazdığı Siyasette 35 Yıl adlı kitabında uluslararası bir toplantıda ABD, Fransa, Türkiye ve İsrail dünyada Yahudilerin doğrudan yönettiği ülkeler olarak ifade edilirken Türk delegasyonun itiraz etmediğini yazmıştır.

Müslümanların iktidarlarını korumaları, müstemleke tipi Eski Türkiye vesayet rejiminin geri getirilmemesi için bu takiyeci Zümre ve milletimize düşman zihniyetinin mutlaka tanıtılması lazımdır. Aksi halde Türkiye’nin beka sorunu sona ermez.

>>>O<<<

O.G.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Geçkil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?