Recep Tayip Erdoğan’ın İsrail’le dansı

Takiyeci Selanik Dönmesi Sabetaycı Zümre oligarşisinin küresel güç Siyonizm’e sırtını dayayarak yönettiği Eski Türkiye Kemalcı vesayet rejimi Milli Görüş’ün 4 partisini kapatıp Erbakan’ı 5 defa siyasi yasaklı yapmakla yetinmedi.

Erbakan’ın “hile rejimi ve köle düzeni” dediği Zümre oligarşisi yönetimi Milli Görüş partilerinin yönetimine takiyeci mensuplarını yerleştirerek Erbakan’ın çevresini kuşatma altına alıp tahkim etmişti.

Bunun farkında olan Erbakan durumu kabullenerek bile bile lades demişti. Zira Erbakan meşru ve yasal yoldan iktidara gelmesine izin verilmeyeceğini biliyor bu nedenle de Milli Görüş partilerini sadece siyasi söylemini topluma yansıtma aracı olarak kullanıyordu. Zümre oligarşisi ise Erbakan partiyi büyüttükten sonra bir şekilde elimine etmeyi ve başına çevresindeki takiyecilerden birini getirmeyi düşünüyordu. Buna fırsat bırakmayan Erbakan nihayetinde beşinci partisi Saadet’in içini boşaltarak Zümre işbirlikçisi kadroya terk etti. Saadet Partisi’nin bugünkü Zümre işbirlikçisi politikasının nedeni budur.

Erbakan ülke yönetimini ele geçirmek için ise ordu bünyesinde Milli Derin devlet odağını oluşturmuştu. Başbakan Ecevit bu oluşumu tespit ettiğini belirterek kontrgerilla diye nitelemişti. Milli Görüş partilerinin kurmay kadrolarını çevresine Zümre oligarşisinin yerleştirdiğini bilen Erbakan önünü açmak istediği kişileri karşısına alarak engelliyordu. Bunu gören parti kurmayları Zümre oligarşisi ile işbirliği yaparak Erbakan’ın istemediği kişileri destekleyip parlatıyordu.

Erbakan böylece parti kurmaylarını ve Zümre oligarşisini manipüle ederek Recep Tayip Erdoğan ve Turgut Özal’ı dolaylı desteklemişti. Recep Tayip Erdoğan’ın İstanbul İl Başkanlığına ardından da Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterilmesine Erbakan şiddetle karşı çıktı. Bunun üzerine Refah Partisi işbirlikçi kurmay yönetimi Zümre oligarşisi ile birlikte hareket ederek Recep Tayip Erdoğan’ı destekledi.

28 Şubat sürecinde de Erbakan’ın önünü kesmek ve Milli Görüş hareketini akamete uğratmak için Zümre oligarşisi Recep Tayip Erdoğan’ın liderliğinde AKP’nin kurulmasını destekledi. Erbakan da Erdoğan ve AKP’ye şiddetle karşı çıkarak Zümre oligarşisini manipüle edip desteğini temin etti. TÜSİAD’ın desteği ile kurulan Eczacıbaşı’nın evinde “muhafazakâr demokrat” diye fabrika ayarları yapılan AKP iktidarda bu ayarlardan uzaklaşarak Milli Görüş çizgisine doğru kaydı.

Recep Tayip Erdoğan başbakan olduktan sonra İsrail ile Suriye’yi barıştırmak adına arabuluculuğa soyundu. Aslında Suriye’yi yöneten Muhaberat MOSSAD’ın kontrolündeydi. İsrail’in Suriye ile barışma diye bir sorunu yoktu. Ancak Esat yönetimi İsrail’le örtülü “metres ilişkilerini” resmileştirip nikâha dönüştürmek istiyordu. Görüşmeler zahirde olumlu şekilde gelişti ve İsrail Başbakanı Olmert Ankara ziyaretinde Başbakan Erdoğan’la birlikte uzlaşmanın nihai şeklini verdiler. Ancak İsrail Devleti Başbakan Erdoğan’la alay edercesine Gazze’ye dehşet bir saldırı yaparak var olan mutabakatı bozdu.

Ancak İsrail yanlış bir hesap yapmış Başbakan Erdoğan’ın bu durumu sineye çekeceğini zannetmişti. Oysa Başbakan Erdoğan açtı ağzını yumdu gözlerini İsrail’e veryansın etti. İşte Recep Tayip Erdoğan ile İsrail’in arasının açılmasının miladı budur. İllüzyoncu Zümre medya ve akademiyası bu gerçeği karartarak Türkiye İsrail ilişkilerinin Mavi Marmara olayıyla bozulduğunu hep lanse eder.

İsrail yönetimi Türkiye’deki İsrail denilen takiyeci Selanik Dönmesi Sabetaycı Zümre’nin yanlış değerlendirmelerine kanarak Türkiye politikalarını yanlış belirledi. Öyle ki şu anda müebbetten içeride bulunan 28 Şubat’ın bıçkın generali Çevik Bir’in İsrail’de Recep Tayip Erdoğan’a kefil olduğu yazılıp çizildi.

Erbakan’ın organize ettiği Mavi Marmara olayı sonrası Başbakan Erdoğan’ın İsrail’le ilişkileri daha da gerildi. Ancak bu ilişkilerin bozulması Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta dünyanın izlediği tv canlı yayın programında İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e ağır sözlerle çıkışarak ortamı terk etmesi üzerine zirve yaptı.

Eğer Zümre oligarşisinin yönettiği Eski Türkiye olsaydı İsrail Cumhurbaşkanına bunu yapan Başbakan Erdoğan Türkiye’ye gelmeden hükümet düşer, iktidar dağılırdı. Oysa 20 senedir Türkiye’nin başında bulunuyor. Bu güç Recep Tayip Erdoğan’ın değil Erbakan’ın kurduğu nihayetinde Türkiye’nin yönetimine hâkim olan Milli Görüş derin devletinin gücüdür.

İsrail, bu gerçek ile yüzleşip durumu anlayınca Recep Tayip Erdoğan’a karşı daha temkinli ve ayakları yere basan politikalar izlemeye başladı. İsrail Türkiye ile ilişkilerinin bozulduğu süreç içerisinde Siyonizm’in küresel gücünü kullanarak iç ve dış politikada, her alanda sorunlar, yaptırımlar, terör saldırıları, darbe girişimleri ile AKP iktidarını devirme denemelerine girişti.

Cumhuriyet mitingleri, 27 Nisan E-muhtırası, Gezi Parkı kalkışması, Ergenekon darbe planları, 367 tezgâhı, 17-25 Aralık kumpası, AKP’de yuvalanan Pelikan Örgütünün Başbakan Davutoğlu’nu istifa ettiren komplosu, 15 Temmuz kanlı darbe girişimi, Türkiye ekonomisine yapılan ardı arkası gelmeyen saldırılar hepsi bu amaca yönelikti.

Bir MOSSAD tezgâhı olan Cemal Kaşıkçı cinayetiyle Türkiye ile Suudi Arabistan’ın arasının bozulması, Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye ilişkilerinin zehirletilmesi, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi denizde muhasara altına alan anlaşmalar tertiplemesi, Yunanistan’ı Türkiye’ye kışkırtması gibi provokasyonlar da İsrail’in Türkiye ile yaptığı bilek güreşi denemeleriydi.

Ancak bütün bunlardan sonuç alamayan İsrail nihayetinde Türkiye ile ilişkilerini düzeltmek dışında bir çıkış yolu bulamadı. İlişkilerini düzeltmek adına Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog’un ziyareti İsrail’in düşmanlıkla Türkiye’nin bileğini bükemeyeceğini anladığını ancak dostluk ve kalleşlikle bir şeyler yapabileceğini düşündüğünü göstermektedir. Cumhurbaşkanı Herzog’un Türkiye ziyareti kibirli İsrail için prestij kaybı olmasına rağmen göze alması çaresizliğinin göstergesidir.

Son cümle Recep Tayip Erdoğan’ın İsrail ile dansında kazanan Türkiye olmuştur.

>>>O<<<

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Geçkil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?