Beyin ölümü gerçekleşen NATO Rusya’nın Ukrayna’yı işgali karşısında dağılıyor

ABD liderliğindeki Batı Blokunun kışkırtmasıyla Gürcistan yönetimi Güney Osetya’yı işgal etti. Ardından Rusya bütün Gürcistan’ı işgal ederek Güney Osetya’yı ilhak ederken Batı gıkını çıkaramadı. Rusya’nın yaptığı yanına kâr kaldı. Ardından da Rusya Kırım’ı ilhak ederken Batı’nın kınamaları dışında bir engelle karşılaşmadı.  

Batı, Rusya’yla sorunlu olan Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ı da kışkırtarak 30 yıldan beri işgali altındaki Karabağ’a rağmen Azerbaycan’a yeniden saldırttı. Türkiye’nin desteğiyle Azerbaycan bu saldırıya karşı harekete geçerek Karabağ’ı işgalden kurtarırken olup bitene göz yuman Putin, Karabağ Azerbaycan’ın toprağıdır açıklamasını yapmayı da ihmal etmedi. Batı kışkırttığı Ermenistan’ın içine düştüğü duruma yine seyirci kaldı.

ABD son olarak Rusya’nın talepleri karşısında Ukrayna’ya destek sözü vererek savaş kışkırtıcılığı yaparken Batı medyası da savaş tamtamları çaldı. Sonunda NATO’ya güvenerek Rusya ile uzlaşmaya yanaşmayan Batı yanlısı Zelenski yönetimindeki Ukrayna’yı Rusya bugün işgal harekâtı başlattı.

Sadece 200 bin Yahudi’nin yaşadığı 45 Milyonluk Ukrayna’da Yahudi kökenli Zelenski’nin Cumhurbaşkanı seçilmesi de çok enteresan. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali karşısında da askeri bir savunma örgütü olan NATO yine çaresiz kalırken ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri bir takım ekonomik yaptırımlarla çözüm aramaktadırlar.

Eğer Rusya’nın askeri işgali karşısında ABD ve Batı dünyası bir askeri savunma paktı olan NATO’nun müdahalesi yerine ekonomik yaptırımlarla çözüm arayacaksa NATO neden var, ne işe yarar?

Bütün dünyanın çıplak gözle izlediği gibi Macron’un ifadesiyle beyin ölümü gerçekleşen NATO’nun artık işlevsiz kaldığı, dağılmasının kaçınılmaz olduğu görülmektedir. Peki, bu duruma nasıl gelindi?

Yahudi önderler 1897 Basel Siyonist Kongresinde şu kararları aldılar: İlk 50 yılda Filistin’de Yahudilere toprak vermeyen Sultan Abdülhamid tahttan indirilecek, Osmanlı Devleti yıkılacak ve İsrail devleti kurulacak. İkinci 50 yılda da Arzımevud üzerinde Büyük İsrail kurulacak.

Dünya Siyonizmi alınan bu kararları gerçekleştirmek üzere 20. yüzyılın ilk yarısında art arda 1. ve 2. Dünya Savaşlarını çıkardı. Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Devleti yıkılarak başkent İstanbul ve Filistin İngilizlere işgal ettirildi. Tehcirle Ermeni, mübadele ile Rum azınlık Anadolu’dan sürüldü. Bu iki Hristiyan azınlıktan arındırılan Anadolu’nun ortasında Ankara’da Selanik Dönmesi takiyeci Sabetaycı Zümre oligarşisi için TC kuruldu.

Büyük Müslüman çoğunluk ise Fransız tipi jakoben devrimlerle baskı altına alınarak asimile edildi. İkinci Dünya Savaşının bitiminde 1945’te Yalta Konferansıyla kurulan Birleşmiş Milletler çatısı altında ABD ve SSCB partnerliğinde iki kutuplu dünya düzeni oluşturuldu.

Siyonistler Birinci Dünya Savaşını çıkartırken tertipledikleri Bolşevik İhtilaliyle de Rus Çarlığını da yıkıp SSCB’yi kurdular. Bolşevik İhtilalini yaparak SSCB’yi kuran 19 liderin tamamı Yahudi’ydi. ABD gibi SSCB’yi de Yahudiler kurdu.

Böylece Yalta Konferansında ABD ve SSCB partnerliğinde kurulan iki kutuplu dünyanın her iki kutbunda da Yahudiler hakim konumdaydı. Böylece ABD ile SSCB arasında muvazaalı bir soğuk savaş dönemi başlatılarak dünya ülkeleri bu iki blok arasında paylaşılmaya başlandı. Ta ki SSCB işgal ettiği Afganistan’da büyük askeri ve ekonomik kayıplara uğrayarak dağılma durumunda kalıncaya kadar…

Sovyetler Birliği dağılıp Varşova Paktı yıkıldığında Batı Blokunun askeri paktı olan NATO bu durumu fırsata çevirip askeri müdahalede bulunmadı. Tam aksine Batı Blokunun desteğiyle Sovyetler Birliği kontrollü şekilde dağıtılarak Rusya Federasyonu kuruldu. Böylece tek süper güç ABD liderliğinde tek kutuplu Yeni Dünya Düzeni kurulduğu ilan edildi.

Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, ya bizdensiniz ya düşmanımız diyerek bütün dünyayı kontrolü altına alan bir söylemle Birleşmiş Milletleri fiilen ekarte ederek Afganistan ve Irak işgalini başlattı. Açıkçası Sovyetler Birliğinin işgal edip ele geçiremediği ve bu yüzden dağıldığı Afganistan’ı bu defa Irak ile birlikte tek süper güç ABD işgale başladı.

SSCB’nin yenilerek dağılmaya mahkûm olduğu Afganistan işgalinden sonra tek süper güç ABD de Irak ve Afganistan’da uğradığı ağır askeri ve ekonomik kayıplar sonunda çekilmek zorunda kalırken tek süper güç konumunu da yitirdi.

Böylece SSCB’nin Afganistan’da yenilerek dağılmasıyla çökmüş olan Yalta Düzeninden sonra yine Afganistan ve Irak’ı işgal eden tek süper güç ABD’nin yenilerek çekilmesiyle ilan edilmiş olan Yeni Dünya Düzeni de çökmüş oldu. Peki, SSCB ve ABD Afganistan ve Irak’ta kime karşı savaşarak yenildi?

SSCB’yi Afganistan işgali için komünist cumhurbaşkanı Babrak Karmal davet etmişti. Yani SSCB iki devlet arasındaki bir savaşta yenilgiye uğramış değildi. İslami Cihat Örgütlerinin direnişi karşısında yenilerek dağıldı. ABD de işgal ettiği Irak’ta Saddam yönetimini ilk etapta devirdiğinden iki devlet arasındaki bir savaşta yenilerek çekilmek zorunda kalmadı.

Irak’ı işgal eden ABD ve müttefikleri de Afganistan kökenli Cihatçı Direniş Örgütleri karşısında mağlup olup çekilmek zorunda kaldılar. Cihatçı Direniş Örgütleri ise dünyada hiçbir devlet tarafından desteklenip sahiplenilmedi. Çünkü bu Cihat Örgütlerini Erbakan kurdu ve yönetti.

SSCB’nin mağlup edilerek geri çekilmesinden sonra Afganistan’daki en büyük Cihat Örgütlerinin liderlerinden olan Gülbettin Hikmetyar Başbakan, Burhanettin Rabbani Cumhurbaşkanı seçilmişti. Bu iki liderin de sürekli Erbakan’ın davetlerine uyarak Milli Görüş partilerinin etkinliklerine katıldıkları kamuoyunun malumudur. Bu da Cihatçı Grupları Erbakan’ın örgütleyip yönettiğinin açık bir kanıtıdır. Açıkçası Yalta Konferansıyla kurulan iki kutuplu dünya düzeninin iki süper gücü SSCB ve ABD Afganistan ve Irak’ta Erbakan’ın örgütlediği Cihatçı Grupların direnişi karşısında mağlup olarak küresel konumlarını yitirdiler.

Varşova Paktına karşı komünizmle mücadele amacıyla kurulduğu iddia edilen NATO Sovyetler Birliği dağıldığı halde lağvedilmedi. İngiliz Başbakan Margaret Thatcher, Varşova Paktı dağılıp komünizm çöktü ama biz düşmansız yaşayamayız o düşman da var: İslam, diyerek NATO’nun yeni misyonunu ilan ediyordu.

Aslında Varşova Paktı da NATO da Siyonizm’in kuruluşlarıydı. Amaçları önce Filistin’de İsrail Devleti kurmak sonra da Arzımevud üzerinde Büyük İsrail idealini gerçekleştirmekti. Nitekim 1945’te Yalta Konferansında kurulan Birleşmiş Milletlerin ilk aldığı karar 1948’de Filistin’de İsrail Devleti’nin kurulduğunu ilan etmek oldu.

Varşova Paktının dağılmasından sonra tek süper güç olarak Yeni Dünya Düzenini ilan eden ABD liderliğindeki NATO’nun yeni hedefi Arzımevud üzerinde Büyük İsrail’i kurmaktı. O maksatla da 22 İslam ülkesini hedef alan Afganistan ve Irak işgali başlatıldı. Gerçek şu ki NATO’nun asli misyonu üyesi olmadığı halde İsrail’in güvenliğini sağlamak ve Büyük İsrail’i kurmaktır.

Sovyetler Birliği dağılıp Varşova Paktı yıkıldıktan, ABD Irak ve Afganistan’da yenilerek tek süper güç konumunu yitirdikten sonra oluşan çok kutuplu dünyada NATO da Macron’un ifadesiyle gerçekleşen beyin ölümünün ardından Rusya’nın Ukrayna’yı işgali karşısında işlevsiz kalmasıyla dağılma noktasına gelmiştir.

Bütün bu yaşananlar Milli Görüş’ün vizyon projesi olan Yeniden Büyük Türkiye liderliğinde Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen kurulmasının gerçekleşmekte olduğunu göstermektedir. Dünyanın siyasi, askeri ve ekonomik gücünün Batı’dan Asya’ya kaymakta olduğu bu süreçte süper güç olmaya aday tek ülke Türkiye’dir. Ne Çin ne Rusya dünya lideri olacak bir zihniyete, güce ve konuma sahip değildir. Zira Avrasya’nın ortasında konumlanmış bulunan İstanbul’dan ancak dünya yönetilebilir.

Bir ABD başkanı bu gerçeği şöyle ifade etmiştir, “Her sabah uyandığımda Beyaz Saray’daki dünya haritasına bakarken bir iç çekerek şöyle düşünüyorum: Dünya ancak İstanbul’dan yönetilebilir.”

>>>O<<<

O.G.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Geçkil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?