Neden 6 kişilik masa, neden 28 Şubat?

Türkiye’deki rejim ve iktidar mücadelesi gerçekte iki derin güç arasında yaşanmaktadır. Biri TC’nin kurucu iradesini temsil eden Selanik Dönmesi takiyeci Sabetaycı Zümre oligarşisi… Bu Zümre resmen ülkeyi yönetmiş olsa da asıl kararlar Erbakan’ın karanlık oda dediği derin bir merkezden alınagelmiştir.

Bu Zümre oligarşisine karşı Milli Görüş’le açıktan özgürlük ve bağımsızlık hareketi başlatan Erbakan da devlet içinde derin ve paralel bir yapı oluşturarak asıl mücadelesini öyle sürdürdü. Bu yapıyı tespit ettiğini söyleyen dönemin başbakanı Ecevit kontrgerilla diye isimlendirdi.

Konuya böyle yaklaştığımızda net olarak şunu görürüz. ABD’de planlanan 12 Mart 1971 Muhtırası ve 12 Eylül 1980 Darbesi Erbakan ve Milli Görüş’ü bertaraf etmek şöyle dursun aksine güçlendirdi ve Zümre oligarşisini büyük zaafa uğrattı. Zira 12 Mart sürecinde kapatılan Milli Nizam Partisi yerine Erbakan Milli Selamet Partisini kurarak Meclis’e bir grup soktu ve 4 yıl aralıksız çeşitli koalisyonlarla iktidar ortağı oldu.

Bu defa 12 Eylül 1980 Darbesiyle bertaraf edilmek istendi. 12 Eylül 1980 günü Demirel liderliğindeki Adalet Partisi iktidar, Ecevit liderliğindeki CHP ana muhalefet olduğu halde darbe yönetimi kurumsal olarak sadece üçüncü sıradaki Milli Selamet Partisini askeri mahkemede yargıladı. Bu da gösteriyor ki darbe Erbakan’a karşı planlandı. Ancak sivil mahkemelerde açılan bütün davalarda mahkûm edilen Erbakan ve partileri sadece 12 Eylül yönetiminin Mamak Askeri Mahkemesindeki yargılama sonucunda beraat etti. Bu da gösteriyor ki Kenan Evren liderliğindeki darbe yönetimi Erbakan’la birlikte hareket etti.

Nitekim 12 Eylül sonrası süreçte önce Milli Görüş kökenli Turgut Özal liderliğindeki ANAP iki dönem tek başına iktidar olurken ardından da Milli Görüş’ün üçüncü partisi Refah birinci parti Erbakan da başbakan oldu. İlk etapta darbenin hedef almadığı Demirel ve Ecevit’in partileri ise o süreçte kan kaybetti. Bu da 12 Eylül lideri Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in Erbakan’la birlikte hareket ettiğini gösteriyor.

Fakat ABD ve Türkiye’deki Zümre oligarşisi Erbakan ve Milli Görüş hareketini bertaraf etmede kesin kararlıydı. Bu yüzden 28 Şubat 1997 postmodern darbesini Erbakan ve Milli Görüş’e karşı başlattı. 28 Şubat’ın başbakan yaptığı Ecevit bunların partilerini kapatıp tabelalarını indirmek yetmez kökünü kazımalıyız diyerek hedefi belirliyordu.

Refah-Yol koalisyonuyla başbakan olan Erbakan’a karşı Zümre oligarşisi 28 Şubat’ta bütün gücü ve unsurlarıyla geniş bir cephe kurarak tamamen bertaraf etmeye kalkıştı. Postmodern adı verilen darbe karşısında hiç kimse Erbakan’ın yanında yer almadı.

Büyük sermaye ve medya, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları büyük bir cephe oluşturarak Erbakan’ı hedef alırken iktidarda olan partisi de destek olmadı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayip Erdoğan çeşitli illerde yaptığı mitinglerde 28 Şubat’a karşı Refah-Yol iktidarını savunmayarak Erbakan’ı harcarsanız ben boşluk bırakmam mesajları veriyordu.

İstanbul milletvekili Aydın Menderes de 28 Şubat ertesi günü televizyonlara çıkarak; “Ey Erbakan! orduya karşı direnerek ülkeyi maceraya sürükleme… Katıldığım toplantılarda seni destekleyen olmadığını görüyorum. Sen yalnız bir adamsın!” diyordu.

Evet, 28 Şubat darbe süreci Erbakan’ın şahsına karşı başlatıldı ve Erbakan tek başına kaldı. Buna rağmen 28 Şubat sürecinde Zümre oligarşisi bütün gücünü ve itibarını kaybetti. Ordu içinde öncü destek veren Orgeneral Çevik Bir ve Orgeneral Erol Özkasnak ivedilikle emekliye sevk edildi.

 Zümre sermayesine ait 24 banka batırıldı. Zümrenin medya kuruluşları ya el değiştirildi ya batırıldı ya da kontrol altına alındı. 28 Şubat’ı destekleyen en büyük 5 sivil toplum kuruluşu (DİSK, TESK, TÜRK-İŞ, TOBB, TİSK) başkanları bertaraf edildi. 28 Şubat’ı destekleyen bütün partiler barajın altına sokuldu. Bütün bunlardan sonra 28 Şubat yargılandı ve dönemin komutanları müebbet cezasına mahkûm edildi.

Açıkçası TC’nin kurucu iradesini temsil eden ve ülkeyi yöneten Zümre oligarşisi bütün gücünü ve itibarını 28 Şubat sürecinde yitirdi ve resmen mahkûm edildi. İşte Türkiye’deki İsrail denilen Zümre’nin oluşturduğu adına Millet İttifakı dediği parti sayısının 6 olması ve manifesto niteliğindeki açıklamanın yapılacağı geniş katılımlı toplantının 28 Şubat gününe denk getirilmesinin nedeni budur. Yahudilik ile sembolizmin tarih boyunca ayrılmaz bir bütün oluşturduğu dikkate alınırsa Zümre’nin bu mesajı daha iyi anlaşılabilir.

6 partinin oluşturduğu masa 6 köşeli Siyon yıldızına işaret ederken 28 Şubat gününün tespit edilmesi de Zümre oligarşisinin bütün gücünü, itibarını kaybettiği ve resmen mahkûm edildiği sürece işaret etmektedir. Aslan düştüğü yerden kalkar sözüne atıf yapılarak kaybettiğimiz yerden yola çıkıyoruz mesajı vermektedir.

TC’nin kurucu iradesini temsil eden Zümre oligarşisi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirerek Eski Türkiye Kemalcı vesayet statükosunu geri getirip tahkim etmeye çalışmaktadır. Ancak 53 yıllık Milli Görüş mücadelesi sürecinde sürekli güç, zemin, imkân, itibar yitiren oligarşik Zümre artık oyun kurma ve oyun bozma yeteneğini yitirmiştir.

Nitekim Millet İttifakı denilen Eski Türkiye Kemalcı vesayet statükosuna geri dönüp tahkim etme mutabakatı şimdiden başarısızlığa uğramıştır. Zümrenin CHP içinde yıllardır karşısında mücadele yürüttüğü Kemal Kılıçdaroğlu engeli aşılamadığından bir ortak aday çıkarma ihtimali kalmamıştır. Zümre sözcüleri Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayı olduğu takdirde Tayip Erdoğan’ı ona tercih ederiz şeklinde defalarca açıklama yapmışlardır.

6 bileşeni oluşturanlardan bir diğeri Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nu ise bir komployla başbakanlıktan istifa etmek zorunda bırakan da Zümre’nin yeni oluşumu Pelikan Örgütü idi. Davutoğlu’nun bu oluşuma samimi destek vereceğini beklemek saflık olur. Ne var ki Zümre şunu düşünüyor; Kılıçdaroğlu ile Davutoğlu’nu marş sinerjisi olarak kullanır sonra bir kenara bırakırız. Bunun da bir ham hayal olduğu ve kurgulanmakta olan oyunun bozulduğu görülmektedir.

>>>O<<<

O.G.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Geçkil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?