Güçlendirilmiş parlamenter sistem kamuflajıyla ne saklanıyor?

Türkiye’nin başkanlık sistemine geçiş sürecini hatırlatmaya gerek yok, biliniyor. İktidarın her türlü icraatına çivi koymak, sözde değil özde laik bir cumhurbaşkanı seçtirmek için sistemin işleyişine müdahale edildi.

Başkanlık sistemi uygulanalı beri Türkiye dünyanın içinde bocaladığı sorunları çok pratik ve kolay çözüyor. Türkiye büyük kalkınma projelerini art arda geciktirmeksizin gerçekleştiriyor. Pandemi sürecinde gelişmiş ülkeler ne yapacağını şaşırmışken Türkiye her türlü tedbiri kolaylıkla aldı.

Küresel güçlerin her türlü kural ve teamüle aykırı yaptırımlarına içerideki işbirlikçilerinin ihanetlerine rağmen Türkiye terörle mücadelede büyük başarılar sağladı. Suriye’de, Doğu Akdeniz’de, Libya’da, Azerbaycan’da gerçekleştirdiği askeri harekâtlarla dünyaya parmak ısırtan başarılar gerçekleştirdi.

Büyük sermayenin, ona bağlı harami beş süpermarket ve tedarik zincirinin döviz manipülasyonu, suni kıtlık yokluk pahalılık yapmalarına rağmen hızlı kararlarla felaket üretmeye yönelik sorunları kontrol altına aldı.

Memur, işçi, emekli, kesimlerine enflasyon üzerinde maaş zamları gerçekleştirdi. İşveren kesimine yatırımı teşvik eden büyük destekler sağladı.   Ekonomi büyüme, üretim ve ihracat artışı rekorlar kırdı.

Bütün dünya sorunlarla boğuşup çözüm bulamazken Türkiye başkanlık sistemi sayesinde neresinden bakılırsa bakılsın büyük başarılar gerçekleştirdi. Ancak bütün her şeyi tersinden göstererek Türkiye batıyor, bitiyor, çöküyor yaygaralarıyla ve toplumun bütün kesimlerini iktidara karşı kışkırtarak illüzyoncu medya ve akademiya sürekli felaket tellallığı yapıyor.

İllüzyonlarla Türkiye’nin büyük başarılarını büyük başarısızlık şeklinde lanse ederek neden olarak da cumhurbaşkanlığı sistemini gösteriyor. Ve bu uyduruk sanal gerekçelerle güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş kampanyası başlatıyor.

Böylece kuvvetler ayrılığı ilkesinin hayata geçirilmesini vaat ediyor. Oysaki parlamenter sistemde başbakan olan, Meclis çoğunluğunu sağlayan partinin lideri icranın başı olarak istediği yasayı Meclis’ten geçiriyor. İcranın başı başbakan istediği yasayı çıkarınca yargının bağımsızlığının da bir anlamı kalmıyor.

Sözünü ettikleri güçlendirilmiş parlamenter sistemle bunu nasıl çözeceklerini anlatamıyorlar. Aslında güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş vaadiyle oluşturulmaya çalışılan Millet İttifakı, Kemalcı Eski Türkiye vesayet statükosunu tahkim etmekten başka bir amaç taşımıyor.

TC’nin kurucu iradesini temsil eden Selanik Dönmesi takiyeci Sabetaycı Zümre oligarşisi tahkim edilerek yeniden kurulmak isteniyor. Sahip oldukları büyük sermaye imkânları ve illüzyoncu medya akademiya sayesinde toplumun zihnini iğfal ederek Cumhur İktidarını devirmek Batı güdümlü müstemleke tipi Eski Türkiye vesayet yönetimini yeniden oluşturmak istiyorlar.

Erbakan’ın Milli Görüş hareketiyle hile rejimi ve köle düzeni dediği Kemalcı Eski Türkiye Zümre oligarşisine karşı başlattığı bağımsızlık, insan hakları ve demokrasi mücadelesi 53. yılında Türkiye’yi geniş özgürlükler, ileri demokrasi ülkesi ve küresel güç haline getirdi.

Erbakan’ın Milli Görüş mücadelesi sürecinde Zümre oligarşisini yönetimden uzaklaştırarak Müslümanları iktidara taşıması küresel güçlerin de her türlü saldırısına neden olmaktadır. Cumhur iktidarını devirmek için 15 Temmuz darbe girişiminde takiyeci Sabetaycı Zümre ve arkasındaki küresel güçlerin ne yapmaya çalıştıkları ayan beyan ortaya çıktı. Ancak illüzyoncu medya ve akademiya küresel güçlerin Türkiye’ye yönelik her türlü düşmanlıklarını ve içerideki işbirlikçilerinin ihanetlerini inanılmaz bir başarıyla kılıflamaktadır.

Başkent İstanbul’u 5 yıl boyunca işgal altında tutarak TC’yi kurup Lozan’da tescilleyen İngilizlerin ünlü başbakanı Churchill ne demişti? Türkiye büyürse budamalı solarsa sulamalı… Bu söz anlayana bütün gerçeği veciz şekilde ifade etmektedir. Türkiye büyüyünce budamalı sözünü anladık. Batılıların Türkiye düşmanlığının bir ifadesidir. Ama solunca neden sulayacaklarmış?

Zira TC Selanik’te kurulup Osmanlı Devleti yönetimini ele geçiren İttihat ve Terakki Partisinin devamı Selanik Dönmesi takiyeci Sabetaycı toplum için bir Zümre oligarşisi şeklinde kuruldu. Bu azınlıkçı Zümrenin ilelebet yönetebilmesi için Türkiye’nin büyümemesi, güçlenmemesi, küçük ve zayıf kalması gerekiyor. Churchill çarpıcı bir ifade ile bunu anlatıyor.

Ancak Erbakan’ın Milli Görüş hareketiyle başlattığı büyük kalkınma hamleleri, ağır sanayi, üstün savunma sanayi teknolojisi sayesinde Türkiye Sabetaycı Zümrenin ele geçirebileceğinden, yönetebileceğinden çok fazla büyüdü, süper güç haline geldi.

Bu Zümre illüzyoncu medya ve akademiya marifetiyle mızrağı çuvala sığdırıp güçlendirilmiş parlamenter sistem tezgâhını işletmeye çalışmaktadır. Ne yazık ki bu takiyeci Sabetaycı Zümre olanca çıplaklığıyla ortaya çıkmışken El-Aziz’den başka kral çıplak diyebilen kimse yok.

>>>O<<<

O.G.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Geçkil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?