Dağlık Karabağ, Türkiye'nin Siyonist-Haçlı Batı'ya karşı açtığı ve kazandığı 4. Cephe!

Dağlık Karabağ, Türkiye'nin Siyonist-Haçlı Batı'ya karşı açtığı ve kazandığı 4. Cephe!

Ermenistan, arkasındaki Siyonist- Haçlı Batı'nın desteğiyle 1992'de BM kararlarına göre Azerbaycan toprağı Dağlık Karabağ'ı işgal etti.

Azeri halkına yönelik büyük zulüm, vahşet ve katliamlar yapıldı. Ermenistan işgalci birlikleri bölgeyi kan, gözyaşı, zulüm ve vahşetle yıkadılar.

Ermeni teröristlerinin bölge halkına yönelik uyguladıkları soykırım politikası dünyanın sözde medeni/çağdaş Batılı ülkelerin gözleri önünde gerçekleşe de zulme göz yummak dışında hiçbir şey yapılmadı.

Çünkü ölen, öldürülen, kanı akıtılan Müslüman Türklerdi!

Azerbaycan, SSCB'nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlığına yeni kavuşmuş bir devlet olarak kurum ve kuruluşlarını daha yeni yeni oluşturmaya çalışan ve emekleme aşamasında bir ülkeydi.

Arkasında İsrail, ABD ve Haçlı Avrupa'nın olduğu Ermeni çetecilere karşı Azerbaycan'ın karşı koyabilecek düzenli, donanımlı ve güçlü bir ordusu yoktu.

Sonuçta Ermenistan ordusuna direnemeyen Azerbaycan halkı ve ordusu Dağlık Karabağ'ı terk etmek zorunda kaldı.

Bu işgalin yönetmeni olan Dünya Sıyonizm'inin hedeflerinden birisi de Türkiye ile Türki Cumhuriyetleri arasında tek karayolu bağlantısı olan Nahçıvan'ı da kontrol altına alarak kapatmaktı.

Ermenistan işgali ile birlikte Nahçıvan da Türkiye'ye kapandı.

Dağlık Karabağ halkı, Ermenistan'in zulmü/ vahşeti altında inim inim inlerken dönemin eski Batı müstemlekesi Kemalist Türkiye'si ise Azerbaycan'a değil, Ermenistan'a buğday yardımında bulunuyordu.

Dağlık Karabağ sorununun çözümü için İsrail kontrolünde kurulmuş olan Minsk üçlüsünün Ermenistan işgalini meşrulaştırmak ve resimlestirmek dışında bir misyonu yoktu.

İşgalin üzerinden 29 yıl geçti. 2020 yılına gelindiğinde ne Türkiye eski Türkiye ne de Azerbaycan eski Azerbaycan ne dünya eski dünya idi.

Erbakan'ın kurduğu üstün teknolojiye dayalı silah sanayii sayesinde Türkiye küresel bir güç oldu.

Azerbaycan ordusu ise Türkiye'nin verdiği eğitim, yüksek teknoloji ürünü silah, mühimmat ve SiHA'lar ile bölgenin en güçlü ordularından birisi olmuştu.

Dünya medya literatürüne, "Küçük İsrail" olarak geçmiş olan Ermenistan, İsrail'in kışkırtmalarına, boş vaadlerine aldanarak 29 yıl sonra Azerbaycan'a yeniden saldırdı.

İsrail'in planı; bölgede başlayacak bir Azerbaycan-Ermenistan savaşında Rusya'nın Ermenistan'dan; Türkiye'nin de Azarbeycan'dan taraf olması ve bundan ötürü Türk-Rus gerginliğinden faydalanarak iki ülkeyi savaştırmaktı.

Azerbaycan-Ermenistan savaşını bir Türkiye-Rusya savaşına dönüştürüp bölgeyi ateş çemberi içinde yakıp kül etmekti.

Tâbi böyle bir savaşta ABD ve Avrupa da Rusya'nın yanında yer alacak sonuçta Türkiye, ABD-AB-AB şer üçgeninin kuşatması altında tek başına dünya ile çatışmak zorunda kalacaktı.

Böyle çok yönlü, çok taraflı, çok cepheli bir savaşa uzun yıllar direnemeyecek Türkiye kaybettikten sonra İsrail'in yutması için yumuşak lokma haline getirilicekti.

İsrail projesine uygun olarak Türkiye içten ekonomik, askeri, sosyal ve toplumsal anlamda bölünüp parçalanacak ve tarihi Sevr planı tamamlanmış olacaktı.

Ermenistan gibi bölgenin en fakir, yoksul, silik ve etkisiz bir devletin; İsrail'in desteği, güvencesi, yönlendirmesi olmadan böyle bir savaşa tek başına karar vermesini düşünmek aptallık olur.

İsrail'in şeytanca planında bir paravan ve taşeron rolü üstlenen Ermenistan tarihinin en büyük hatasını yaptığını anladığında herşey için artık çok geçti.

Siyonist Deccal'ın bu planının farkında olan ve Türkiye'yi yöneten gerçek irade Milli Görüş derin dünya devleti üstün siyasi aklıyla yaptığı ataklarla oyunu bozmayı başardı.

Öncelikle Türkiye, Dağlık Karabağ savaşına resmi olarak fiilen katılmadı. Askerini cepheye sürmedi.

Yalnızca Azerbaycan'dan taraf olduğunu dünyaya ilan edip cephedeki Azeri ordusunu silah, techizat ve yüksek teknoloji ürünü SİHA'lar ile donatarak savaşın dışında kaldı.

Bu strateji sayesinde İsrail'in Türkiye'yi savaşın bir unsuru olarak gösterme tuzağı/tezgahı boşa çıktı.

Türkiye, üstün siyasi aklıyla İsrail-ABD-AB şeytan üçlüsünün bölgede ne yapmak isteğini, Rusya'nın derin devletine de gerekli bilgilendirmeyi yaparak anlattı ve bir facianın önüne geçmeyi başardı.

Siyonist-Haçlı Batı'nın oyununu gören Rusya da Dağlık Karabağ savaşından uzak durdu. Tarafsız bir politika izledi.

Ermenistan'ın işgalci birliklerine destek olmak gibi büyük bir yanlışın/tuzağın içine düşmedi. İsrail'in küresel komplosuna dayanak/yem olma gafletine düşmedi.

Hatta gizliden gizliye savaşta Türkiye ve Azerbaycan ile birlikte hareket ettiği için bizzat Ermenistan devlet yöneticileri tarafından Rusya hedef alındı, suçlandı.

Ancak gel gör ki Türkiye'deki İsrail illüzyoncu medya ve akademiyası, Ermenistan'ın arkasındaki İsrail gerçeğini perdelemek için günlerce Rusya'yı hedef tahtası yaptı.

Dağlık Karabağ savaşında İsrail, ABD, AB ve Rusya'dan hiçbir destek göremeyen Ermenistan sonuçta 40 gün ancak dayanabildi.

Ermenistan işgalci birlikleri bu savaşta Türkiye'nin himayesindeki Azerbaycan ordusu karşısında hiçbir varlık gösteremeyerek çil yavrusu gibi dağıldılar.

40 gün tüm dünyanın gözleri önünde Azerbaycan ordusu döve döve, yıka yıka, eze eze Ermenistan işgal güçlerini Dağlık Karabağ'dan temizleyerek 29 yıllık işgale son verdi.

İsrail, ABD, NATO ve AB olup biteni yaşlı gözlerle izlemekle yetindi. Ermenistan lehine, Azerbaycan aleyhine tek bir adım/hamle dahi yapamadı.

Türkiye ile birlikte Azerbaycan'ın muhteşem Dağlık Karabağ zaferine karşı Sıyonist-Haçlı hegemonya çaresizlik girdabında açmazlarda/çıkmazlarda kaldı.

Sadece mızmızlandı, miyavladı, öttü ve tısladı ama sonuç değişmedi.

Türkiye ile Rusya'yı çatıştırmak, iki ülkeyi de bu savaşta ekonomik, askeri, sosyal ve toplumsal olarak iflas ettirip İsrail'in bölgedeki politikalarının önünde hiçbir engel bırakmak istemeyen Sıyonizm yine avucunu yaladı.

Türkiye üstün bir siyasi aklın ürünu olan şahsiyetli, doğru, etkin, sonuç alıcı politik hamleler ile hem Rusya ile iyi ilişkilerinin bozulmasını engelledi hem de Azerbaycan devleti ve halkına unutulmaz bir zafer hediye etti.

Sonuçta Dağlık Karabağ'da Türkiye, Azerbaycan ve Rusya üçlüsü kazandı.

İsrail, ABD, Haçlı AB ve bu üçlünün kuklası Ermenistan kaydetti.

Türkiye; Katar, Irak, Suriye, Libya'dan sonra Dağlık Karabağ'da da Sıyonist-Haçlı hegemonyaya karşı yeni bir tarihi zafer daha kazandı.

Ne var ki, Türkiye'nin başarı öykülerini, tarihi zaferini şal olup örtmeyi misyon edinmiş Türkiye'deki İsrail illüzyoncu medya ve akademiyası Dağlık Karabağ Zaferini de unutturmayı başardı.

Neyle?

Yalan, illüzyon, algı operasyonu, manüpilasyon ve dezenformasyon ile oluşturduğu sün-i gündemlerle.


TIKLA OKU: "Libya, Türkiye'nin küresel Siyonist-Haçlı hegemonyaya karşı savaştığı ve mağlup ettiği 3. Cephe!"



Yazarın Diğer Yazıları