Barack geyikleri gına getirdi; ama yine de yazmam lazım

İsrailli lider Ehut Barak ile adaşlığına dikkat çekerek Habeş Yahudi’si olduğunu ileri sürenlere karşın; göbek adının Hüseyin olduğunu söyleyerek Müslüman olduğunu iddia edenlerden Şiilerin Batıdan çıkacağına inandıklarıkurtarıcısiyahadam nitelemesine kadar hakkında pek çok şey söylendi, yazıldı, çizildi. Ama doğruluğu tartışılamayacak tek husus rengi siyah biri olarak Barack Obama’nın ABD Başkanı seçilip 4 yıllığına Beyaz Saray sakini olacağıdır. Tabii bu kadarcık şeyin bilinmesi pek bir önem taşımaz. Daha ötesinde bir şeylerin de bilinmesi gerekiyor. Bunu bilmenin yolu ise gelişmeleri daha sistematik şekilde ele alıp olayları daha derinden tahlil edebilmekten geçiyor.

Olaya böyle yaklaşıldığında adında Barack ya da Hüseyin kelimelerinin bulunmasından, kökeni ve nereli olmasından çok daha önemlisinin bu konuma nasıl ve kimlerin desteği ile geldiğidir.

ABD sisteminde ağzıyla kuş tutsa bir kişinin kendi yetenek ve çabası ile Başkan adayı olması şöyle dursun aday adayı olarak adından söz ettirmesi bile mümkün değil. Dolayısıyla bir kişinin inancı, siyasi görüşü, kimliği ve karakteri ne olursa olsun kişisel inisiyatif kullanması olasılığı yoktur.

Gelişmeler sağlıklı değerlendirildiğinde görülen o ki; ABD’deki Yahudi yapılanması, NEO-CON denilen azılı Siyonistlerin Irak ve Afganistan’daki tüm melanetlerini Başkan Bush’a fatura edip korkunç bir propagandaya dönüştürdü ve bu sayede Barack Obama’nın yelkenlerini şişirip Beyaz Saray’a taşıdı.

Peki, öteki aday seçilseydi bir şey mi değişirdi? Hayır, asla! Çünkü ABD’deki Yahudi faktörü hala her iki adayı birden belirleme gücüne sahip olduğunu açıkça göstermiştir.

Ancak her şeye rağmen artık ABD’de sindirilemeyen, tasfiye edilemeyen, kökü kazınamayan bir anti Siyonist siyasi güç, irade ve şuur oluşmuş bulunuyor. Bunu da WASP kökenli Beyaz Hıristiyanlar oluşturuyor. İşte bu güç şimdiden Barack Obama’nın Yahudi olduğunu tüm ülkeye ve dünyaya yaymayı başardı bile. Dolayısıyla Obama ne yapsa İsrail ve onun arkasındaki dünya Siyonizmi’nin hesabına sayılacak.

Oysa şimdiye kadar böyle değildi. Yahudiler şimdiki gibi ABD’de her istediklerini aday gösterip Başkan seçtiriyorlardı ama onun yaptıklarından sorumlu tutulup eleştirilmiyorlardı. Bu, olağanüstü önemde bir mahiyet taşıyor.

Çünkü Yahudi önceleri dilediğini aday gösteriyor, Başkan seçtiriyor ve her istediğini yaptırıyordu ama sonuç kötü olup kitleler şikâyet edince buna asla hedef olup eleştirilerden etkilenmiyor, toplumsal tepki ve öfkeden payını almıyordu. Ama şimdi artık öyle değil; kimi getirirse getirsin bu Yahudi hesabına kayıt altına alınıyor, yol açtığı olumsuzlukların sorumlusu olarak Yahudi görülüyor.

Daha öncesi de var ama özellikle Başkan Bush liderliğindeki Beyaz Saray yönetimi Yahudi’ye çok ağır bedeller ödetti ve dünya kamuoyu önünde sorumlu konumuna getirdi.

Örneğin Irak işgalinin mimarı Siyonist Yahudi NEO-CON’lar birer birer görevden alınarak dünya kamuoyu önünde suçlanıp teşhir edildiler. Bu köşede sayısız kere ifade ettik ki ABD’ye Irak’ı işgal ettiren NEO-CON’lar idiyse Pentagon’u başarısız konuma sokan da Bush liderliğindeki Beyaz Saray yönetimi oldu.

…Ve bu, ABD’yi dünyanın jandarması olarak Siyonizm’in elindeki bir sopa olmaktan çıkarıp okyanus gerisine çekerek ulusal sınırlar içerisinde kendi halkının mutluluğu için çalışan bir ülke haline getirmek için bilinçli şekilde yapıldı. Gerçi bu başarılamadı ama ABD Irak ve Afganistan bataklıklarına saplanarak iki cephede birden, sonuç alınması ve bitirilmesi imkânsız bir savaşa sokuldu.

Şu anda ABD’nin ne Irak ve Afganistan’dan çekilmesi mümkündür ne de üçüncü bir cephe açması söz konusudur. Bu yüzden dünyanın tek süper gücü olarak ABD etkisizleştirilmiş bulunuyor. Bunu en açık şekilde gösteren olay Gürcistan krizinde Rusya’nın verdiği umulmadık sert karşılık ve Türkiye’nin boğazlar konusundaki aşılmaz tavrının Batı medyası tarafından ikinci Bir Mart Tezkeresi olayı şeklinde değerlendirilmesi oldu.

Şimdi Barack Obama’nın kazanmasının ve rakibinin kaybetmesinin hiçbir önemi yok. Önemli olan ABD’nin içine sokulduğu kıskaçtan nasıl kurtulabileceğidir. Ve bunun sonucu dünya Siyonizmi’nin kontrolündeki kapitalist küresel ekonominin içine girdiği krizden nasıl kurtulabileceğidir.

Barack Obama’nın elinde ABD’yi Irak ve Afganistan kıskacından kurtaracak bir formül de yok, küresel ekonomiyi krizden çıkaracak bir sihirli değnek de. Zaten bu iki sorun birbiriyle yakından alakalı, hatta doğrudan bağlantılıdır.

Örneğin şimdi Körfez ülkelerinde bir rivayete göre 2,5 trilyon, diğer bir rivayete göre 4 trilyon Dolar sermaye birikimi oluşmuş. Bu meblağ ABD’nin uhdesine verilse küresel ekonomik kriz atlatılabilir. Ancak Türkiye Körfez ülkelerine arka çıkarak bu meblağa ABD tarafından bir şekilde el konulmasına izin vermiyor.

Bu durumda ABD’nin üçüncü bir cephe açıp Türkiye ile savaşması veya bu yönde tehditte bulunması gerekiyor ama içine düştüğü kıskaç nedeniyle bu mümkün değil. Dolayısıyla ABD bir yandan Irak ve Afganistan’daki askeri harcamalarla maliyesini tüketiyor, buna karşın hiçbir maddi kazanımı söz konusu değil. Öte yandan da küresel ekonomik krizden vurgun yiyen ülkelerin başında geliyor.

ABD’nin durumu Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki durumuna çok benziyor. Hatta onun rövanşı alınıyor! Osmanlı Devleti bilinçli şekilde içine sürüklendiği yanlış savaşlardan geri duramadığı için çöküp dağıldı.

ABD de bilinçli şekilde içine sürüklendiği yanlış Afganistan ve Irak işgallerinden geri duramadığı için bugün içinden çıkamadığı bir kıskaca girmiş bulunuyor. ABD’nin başına hangi Başkan gelirse gelsin siyah, beyaz hiç fark etmez içine düştüğü anafordan çıkıp mukadder çöküşten kurtulamaz. Barack Marak buna çözüm bulamaz.

Hiç kuşkusuz ABD’yi Irak ve Afganistan’ı işgale sürükleyen 11 Eylül saldırılarıydı. Bunun için Pentagon’un Türkiye’ye yönelik yaptığı işgal planı ise ABD’yi 1 Mart Muhtırası ile Irak’a girmeye mahkûm etti.

Türkiye ise Irak’taki İslami Direnişin yenilmesine müsaade etmedi ve ABD bugünkü duruma böyle geldi.

Hiç kuşkusuz ki ABD’yi onca güçlü konumdan böyle bir güç duruma sürükleyen üstün siyasi akıl onun bu girdaptan çıkmasına asla müsaade etmeyecektir.

Siyahî Başkan ABD’nin kara bahtı olacaktır.

Sayı: 529

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Gülyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?