30 Ağustos’ta hiç savaş olmadı ki zafer olsun!

Bugün 30 Ağustos 2017. Dumlupınar Başkumandanlık Meydan Muharebesini ve Büyük Taarruzu başlattığımız tarih olan 1922’nin 95. yıldönümü kutlanıyor. Bazı olaylar vardır ki üstünden 95 yıl değil 1095 bile geçse yine gerçek mahiyeti biraz irdelendiğinde ortaya çıkar ve ufukları dolduracak kadar yalan balonlarını bir iğne ucu gibi tıs diye söndürüverir.

30 Ağustos 1922 Başkumandanlık Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz böyle bir tarihi fenomen! Gerçekte, böyle bir meydan muharebesi ve savaş yaşanmış değildir. Tamamen kurgusal bir olaydır. Bu iddiamızı 2x2=4 netliğinde şimdi sizi ikna edecek şekilde ispatlayacağım. Evet; sıkı durun, hiçbir şekilde asla itirazda bulunamayacağınız netlik ve açıklıkta matematik, fizik, mantıkla kanıtlıyorum…

Şimdi bakın; 95 yıldır “büyük zafer, büyük taarruz” diye kutladığımız olay 1922yılı 30 Ağustos’unda başlıyor.95 yıldır kutladığımız9 Eylül 1922’de düşmanın İzmir’de denize dökülmesiyle de son buluyor. Yani; TÜMÜ 10 GÜN SÜRÜYOR! Başka bir ifade ile dillere desten “Kurtuluş Savaşı” 10 günde başlayıp bitiyor.

Atalarımız ne güzel demiş; Halep ordaysa arşın da burada… O zaman ordunun nakliye vasıtaları; at, katır, deve, kağnı (öküz arabası). Afyon önlerinden İzmir’e o günkü bu vasıtalarla hiç muharebe yapılmasa, tek kurşun sıkılmasa ve sürekli yol alınsa ancak 10 günde varılabiliyor! Yapılan hesaplar,bunu net gösteriyor.Demek ki;herhangi bir meydan muharebesi ve taarruz yapılabilecek bir süre, hiç yok! 30 Ağustos-9 Eylül arası 10 gün boyunca İzmir’e dek yalnız yol alınmış!

Düşünün; dönemin düvel-i muazzama denilen devletleri birçok Anadolu illerini modern teçhizatlı ordularıyla işgal etmişler, büyük tahkimat yapmışlar. Fransız ordusu Maraş’ı, İtalyanlar Güney illerini, Yunanlılar Ege illerini işgal etmişler...

Buna karşı Osmanlı orduları dağıtılmış, silahları alınmış. Doğru dürüst teçhizatı, silahı olmayan bir birlik ile çağın bu en güçlü ordularını 10 gün içinde, Anadolusathından söküp atıyorsunuz! Bu mucize ile de izah edilemez, böyle şey olmaz. Demek ki; meydan muharebesi asılsız, büyük taarruz yalan, her şey kurgu…

Peki; o zaman gerçekte ne oldu? Bu 95 yıldır resmen belleklere kazınan yalanın hiç mi gerçek payı yok? Ya da gerçekte ne oldu? Evet, şimdi de onu anlatalım…

Hani bir diğer büyük yalanı da 95 yıldır bıkmadan, usanmadan tekrarlıyoruz ya; o da şu: ÇANAKKALE GEÇİLMEZ! Oysa İngiliz Donanması Çanakkale Boğazından geçerek başkent İstanbul’u işgal etmiş bulunuyordu. İstanbul’un işgalini, İttihat ve Terakki Fırkası İktidarının daveti ile gerçekleştiren İngilizler, hiçbir direniş ve sıkıntı ile karşılaşmadan sorunsuz sürdürüyorlardı… Lakin Anadolu illerini işgali altında tutan diğer devletler için durum böyle sakin değildi. Din âlimleri direniş için örgütleniyorlar ve işgal ordularını taciz ediyorlardı. Bunların ünlüleri, Sütçü İmam, Rıdvan Hoca, Hasan Basri Çantay gibi dini önderlerdi. Anadolu illerinin uzun süre işgal altında tutulamayacağı ve zayiat verileceği artık anlaşılmıştı…

Hilekâr İngiliz bir senaryo hazırladı. İttihatçıların İngiliz yanlısı muhalif kanadına Anadolu’da sahneletti. Şöyle ki: İngilizler, Alman yanlısı İttihatçıları denizaltıya doldurup Almanya’ya gönderdiler. İngiliz yanlısı İttihatçı paşaları da bir gemiye bindirip Anadolu’ya çıkarma yapmak üzere Samsun’a gönderdiler. Padişah’tan da Mustafa Kemal’in -ikna edip- yetki aldığı malum…

Mustafa Kemal ve arkadaşları bir dizi temas sonrası Ankara’da Meclis’i topladı. Hükümet kuruldu. Hemen ardından eşzamanlı olarak Mustafa Kemal taarruz,İngilizler ise müttefik ordularına Anadolu illerinden çekilme emri verdiler. Bu danışıklı dövüş gereği işgal orduları hızla Anadolu’dan çekilirken Ankara güçleri de onları kovaladı. İşte bu çekilme-kovalama senaryosu 10 günde gerçekleşti!

Herhangi bir meydan muharebesi, savaş, çatışma asla olmadı. Bunları yapacak bir zaman da zaten 30 Ağustos ilâ 9 Eylül günlerinde söz konusu değil, yoktu.

Mustafa Kemal bu İngiliz senaryosu sayesinde “Vatanını işgalci düşmanlardan kurtaran kahraman olarak” Lozan Anlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. İngiliz işgal kuvvetleri Lozan görüşmeleri boyunca İstanbul’u işgal altında tuttu! Her şey bittikten sonra İngilizler tek mermi dahi sıkılmadan İstanbul’un işgaline son verip sessiz sedasız çekildiler. Nitekim İstanbul’un kurtuluş günü kutlaması diye bir olgu da söz konusu edilmemiştir.

Lozan’da önceden hazırlanmış, kurgulanmış şartlarla bir devlet kuruldu. Savaşa dair yazılıp çizilenler ne kadar doğruysa, Lozan müzakereleri diye anlatılanların da doğruluğu o kadardır. Olayın bir cümle ile özeti şudur: İngiltere müttefikleri ile birlikte başkent İstanbul ve Anadolu illerini işgal edip Türkiye Cumhuriyetini kurdular ve ardından çekilip gittiler. TC 1945 Yalta konferansına kadar İngiltere müstemlekesi olarak yönetildi. Ondan sonra Türkiye Cumhuriyeti ABD’ye devir teslim edilerek kurulan iki kutuplu dünya düzeninde Batı Bloku içinde yer aldı.Çok partili hayata geçildi. Ancak İngilizlerin kuruluş sırasında yaptıkları fabrika ayarları hiç bozulmadı. Resmi devlet ideolojisi Kemalizm tavizsiz uygulandı.

Bu hiçbir şekilde yadsınamaz tarihi realiteyi anlattıktan sonra bir şeyi de ifade etmeden olmaz. O da şudur: Erbakan başlattığıMillî Görüş hareketi ile gerçek kurtuluş, bağımsızlık mücadelesini başarıya ulaştırdı. Yeni Türkiye denilen olgu işte budur; süreç halen devam ediyor.

Sayı: 979

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sururi Seçmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Sururi Seçmen - Hasan Çelik kardeş; Sultan Abdülhamid tahttan indirildikten sonra padişah zaten artık sembolikti, hiçbir yetkisi, etkisi yoktu. Sadece Anadolu'da kendine itaat etsinler diye M. Kemal kendisinden yetkili kılındığına ilişkin bir belge alma gereği duydu ve bunu bir şekilde aldı. Bu kolay bir işti o ortamda.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Ağustos 22:06
01

hasan çelik - sururi bey şu noktayı biraz açarmısınız

bütün bu yazdıklarnız gerçekleşirken padişah vahdettin değilmiydi

vahdettin bütün bu kurguyu çözemedimi yoksa mecburiyettenmi göz yumdu

vahdettin atatürkü samsuna hangi saiklerle gönderdi veya nasıl ikna oldu anadoludaki bilerek yada bilmiyerek direnişci din alimlerini sindirmek içinmi

hatırlıyorumda bir dönem vahdettin haindi-değildi tartışması vardı ecevit ozaman vahdettin hain değildi demişti

bütün bunları nasıl değerlendirmeliyiz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Ağustos 22:06


Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?