İktidar ve muhalefet liderlerinin rol takası

PKK terörü karşısında daha önce Başbakan Erdoğan çözümü demokratik açılımda görürken, ana muhalefet lideri Deniz Baykal ateş püskürterek tek çözümün sınır ötesi bir kapsamlı harekâttan geçtiğini söylüyordu.

Şimdi ise yaygınlaştırılan PKK terörü üzerine Başbakan Erdoğan bunun bedelinin çok ağır şekilde ödetileceğini söyleyip silahlı mücadelenin daha da genişletileceğinden söz ederken…

Ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise aksine terörün silah zoruyla çözülemeyeceğinin geçen 30 yılda tecrübe ile görüldüğünü, savaş dilinin kullanılmaması gerektiğini, barışçı yollardan teröre çözüm bulunmasını istiyor.

Tamam, CHP bir kaset olayı ile altı üstüne getirilerek yeniden dizayn edildi ama koca ana muhalefet partisi bu kadar da geçmişine ters bir yola girmez ki…

AKP iktidarı ise eski tas, eski hamam ve de eski tellak olmasına karşın nasıl olur da böyle yüz seksen derece ters dönüp daha dün dediklerinin aksine hareket edebilir.

Bu, açık-seçik ve yadsınamaz şekilde şunu gösteriyor: Türkiye gerçekte bir derin güç ve irade tarafından yönetiliyor. Konjonktür gerektirdikçe iktidar ve muhalefete uygun rolleri verip söylemlerini belirliyor.

9 yıllık AKP iktidarı boyunca ilkönce Kıbrıs davasında, ardından Avrupa Birliğine üyelik konusunda, en son da PKK terörü ile mücadelede başta Türkiye’nin geleneksel politikalarına karşı çıkılarak farklı söylemler ve eylemler sergilendi…

Daha sonra bunların çıkar yol olmadığı herkese kabul ettirilerek yeniden eski politikalara dönüldü…

Artık Kıbrıs konusunda taviz vermenin, Avrupa Birliği için fedakârlıkta bulunmanın, PKK terörü karşısında demokratik çözümler aramanın bir anlamı kalmadığı bu yaşanan süreçte içeride ve dışarıda herkese çok iyi gösterildi.

Bu asla Türkiye’nin bu konularda bir kısır döngü yaşayıp yeniden başa döndüğü anlamına gelmez. Tam aksine mümkün olanı ve olmayanı net şekilde görüp çelişkilere ve tereddütlere girmeden Türkiye’nin toplumsal bazda geniş bir mutabakat sağlayarak vizyonunu belirlemesine büyük kolaylıklar sağlıyor.

Ne CHP’nin eski ve yeni liderleri arasında uçurum gibi bir fark var ve ne de Başbakan Erdoğan değişti. Dün de iktidar ve muhalefet birlikte tek amaç doğrultusunda fakat farklı söylemlerle birlikte hareket ediyordu; bugün de adeta rol takası yaparak aynı hedef doğrultusunda farklı söylemlerle birlikte hareket ediyorlar.

1 Mart Tezkeresi sırasında da ana muhalefet lideri Deniz Baykal AKP iktidarı ile zıtlaşarak ama birlikte hareket ederek ABD’nin Türkiye için tam bir felaket demek olan Irak’a kuzeyden girmesine mani olundu. Buna 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de katkı yaptı.

Son gelinen noktada Ergenekon Davası ve askeri vesayet konusunda da ana muhalefet CHP ile MHP iktidara zımni ve dolaylı destek veriyorlar. Son YAŞ öncesi çıkan krizin kısa sürede giderilmesinde asıl stratejik rolü yine muhalefet oynadı.

Demokratik açılımdan da maksat hâsıl oldu. PKK’nın Kürt halkının hak ve özgürlüklerini, sorunlarını dert edinmediği, ipini tutan dış güçlerin Türkiye üzerindeki emellerine hizmet etmek dışında bir amaç taşımadığı yaşanan süreçte iyi niyetli herkes tarafından görüldü, anlaşıldı.

Olayların dili ile çok samimi şekilde ispatlanan bu durum PKK terör örgütüne destek veren Kürt halkının da önemli ölçüde gözlerini açtı. Artık PKK terör örgütünün elindeki tüm istismar konuları alınmaktadır.

Türkiye’yi yönetenlerin bildiği bu gerçekleri tüm toplum kesimlerinin ve kanaat önderlerinin de görüp fark etmesi olağanüstü önemde büyük bir başarıdır. Bunun Türkiye bütün konularda dönüp başa geliyor diye lanse edilmesi doğru olmadığı gibi mümkün de değildir.

Nasıl ki Kuzey Kıbrıs Türk kesiminin referandumda Annan Planına EVET demesi ile ortaya çıkan gerçekler halkın arasında fitne fesat tohumlarını ekenlerin işlerini zorlaştırdıysa…

Avrupa Birliği’nin Türkiye ne yaparsa yapsın asla tam üye yapmayacağı ortaya çıkınca bu konuda halkımız arasındaki görüş ve düşünce ayrılığı da nasıl ki bitme noktasına geldiyse…

Demokratik Açılım konusunda gösterilen tepkiler de PKK’nın Kürt sorunu yüzünden kaçınılmaz şekilde ortaya çıkan bir terör hareketi olmadığını, dış güçlerin Türkiye üzerindeki emelleri doğrultusunda örgütlendiğini bütün milletimize çıplak gözlerle gösterdi.

PKK, inandırıcılığı çok ağır darbeler alarak toplumsal desteğini çok önemli ölçüde yitirdi. İnandırıcılığını ve toplumsal tabanını yitiren PKK bundan böyle ülkeyi bölme noktasında etkili bir faktör olmaktan çıkacaktır.

Artık yaptığı ve yapacağı terör olayları ile giderek iddialarında anlamsız, tutarsız, haksız konuma düşüp yalnızlaşacak, dolayısıyla ülkeyi bölme potansiyelini yitirecektir.

PKK Türkiye’yi bölecek bir faktör olmaktan çıkarsa destekleyen dış güçlerin de işine yaramayacaktır. O takdirde Türkiye’nin öfkesini çekme pahasına PKK’yı desteklemeye değer bulmayacaklardır.

Terör bir süre daha devam etse de, artmaya başlasa da, bu, Türkiye’yi sıkıntıya sokacaktır belki ama amacına hizmet edemeyeceği için dış güçler desteğini çekecektir. Sonunda sahipsiz kalacak ve dağılacaktır.

Ayrıca bu yaşanan süreçten sonra güvenlik güçlerinin PKK’ya yönelik operasyonları da bölge halkınca fazla tepki ve infiale yol açmayacak, makul karşılanacaktır.

Türkiye yönetimindeki çürümüşlüğün temizlenip ortadan kaldırılması halinde dışarıdan gelen saldırılara karşı tek yürek olacaktır. Toplu vurdukça yürekler hiçbir dava kaybedilmez.

Sayı: 671

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vahit Şekerci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?