Türkiye'den Avrupa Birliği'ne Kıbrıs resti

Önce Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği dönem başkanı olması halinde müzakerelerin dondurulacağını açıkladı. Kıbrıs görüşmeleri ilânihaye ucu açık kalamaz diyerek yılsonuna kadar aşama kaydedip belli bir noktaya gelmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Ardından Başbakan Erdoğan, Hükümetinin güvenoyu alması üzerine ilk dış gezisini KKTC’ye yapmadan önce basına yaptığı açıklamalarda daha ileri giderek Annan Planı ile masaya konulan tekliflerin geri çekildiğini ifade etti.

Rumlar artık iyi niyet beklemesinler, defterimde Güzelyurt yok, Maraş’ı da unutsunlar diye restini çekti.

Avrupa Birliği konusunda “Kıbrıs Davası Birleşmiş Milletlerden alınmak isteniyor, buna müsaade etmeyiz. Rum kesimi Avrupa Birliği dönem başkanı yapılırsa tanımadığımız bir devletle müzakere yapmamız söz konusu değildir” diyerek şimdiye kadar hiç olmadığı kadar sertleşti.

O Başbakan Erdoğan ki ilk göreve geldiği yıllarda Kıbrıs sorununda çözümsüzlüğün sürgit devamı düşünülemez, çözümün değil çözümsüzlüğün bir parçası olanlarla Kıbrıs sorunu halledilemez diyerek KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı efsanevi lider Rauf Denktaş’a karşı adeta bayrak açmıştı.

Öte yandan Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği için hiç engel tanımadığını ve konunun üzerine giderek en kısa zamanda yarım asırlık hedefimizin gerçekleştirileceğini çok iddialı şekilde ortaya koymuştu.

Her iki konuda da köprülerin altından çok sular aktı… Rauf Denktaş seçimi kaybetti, solcu Mehmet Ali Talat yerine Cumhurbaşkanı seçildi. AKP iktidarının isteği üzerine yapılan referandumda KKTC halkı Annan Planına EVET derken Rum kesimi HAYIR oyu kullandı.

Avrupa Birliği KKTC için verdiği hiçbir sözünü tutmadı. Aksine Annan Planına EVET diyen Türk kesimi cezalandırılırken, HAYIR diyen Rum kesimi ödüllendirildi.

Avrupa Birliği üyelik müzakereleri başlatılmış olmasına karşın başka bir üye ülkeye yapılmadığı şekilde Kıbrıs Rum kesimi gemilerine Türkiye limanlarını açsın denilerek ilave özel şartlar getirildi.

Bununla da yetinilmedi, Avrupa Birliği’nin omurgasını oluşturan Fransa ve Almanya’nın başını çektiği Türkiye tam üye değil, imtiyazlı üye olsun kampanyası başlatıldı.

Bazı açık sözlü Avrupa Birliği üyesi ülke liderleri Türkiye’ye karşı yalan söyleniyor, samimi davranılmıyor, aramızda konuşurken ne yaparsa yapsın üye yapılmayacağı konusunda kesin kararlı olduklarını söylüyorlar diyerek oynanan oyunu açık ettiler.

Peki, Avrupa Birliği ve Kıbrıs Davası konularında Türkiye oyuna mı getirildi? Bunca zaman boşa mı geçti? Her iki konuda verilen tavizlerkarşılıksız mı kaldı? Türkiye aldatıldığı ile baş başa mı kaldı?

Tüm bu soruların tek cevabının HAYIR olduğunu çok net söyleyebiliriz.

Aksine, Avrupa Birliği ve Kıbrıs konusunda Türkiye oyuna gelen taraf değil, oyuna getiren taraf oldu!

Ayrıntılarını diplomasi yazarlarına bırakıp genel anlamda çok kısaca bir özetleyelim.

Rauf Denktaş, Rumları destekleyen uluslar arası kumpaslar ve elbette ki Türkiye’deki uzantıları işbirlikçilerce çözümsüzlüğün sorumlusu diye alabildiğine yıpratılmıştı. Türkiye, Rauf Denktaş ne kadar taviz verirse versin karşı tarafın onun yıpratılan adını diline dolayarak hep yetersiz bulacağını artık çok iyi biliyordu.

Bunun için işbirlikçi diye eleştirilen AKP iktidarı fırsatı kullanılarak KKTC için de Rum işbirlikçisi diye damgalanan Mehmet Ali Talat birlikteliği ile bir yeni yaklaşımla yeni bir dönem oluşturuldu.

Başbakan Tayip Erdoğan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile elbirliği yaparak Annan Planını desteklediler. KKTC halkı olumlu, Rum kesimi ise olumsuz oy kullandı. Bunu Türkiye tahmin etmiş olmalıydı.

Annan Planı referandumu bir milat haline getirildi. Gerek AKP iktidarı, gerekse Mehmet Ali Talat yönetimi çok kısa sürede Rauf Denktaş’ın da gösterdiği esnekliği göstermeyip giderek katılaştılar.

Ama adı işbirlikçiye çıkmış AKP iktidarı ve adı haine çıkmış Mehmet Ali Talat’ı suçlamaları uzun süre hiç kolay olmadı. Sonra Mehmet Ali Talat seçimi kaybedip Rauf Denktaş’ın siyasete kazandırdığı Derviş Eroğlu Cumhurbaşkanı seçildi.

Bu süreçte KKTC halkının da tüm yıkıcı propagandalara, örgütsel eylem ve kampanyalara rağmen önemli ölçüde gözleri açıldı. Ne kadar taviz verilse de Rum halkı ile eşit haklara sahip kılınmayacaklarını anladı.

Avrupa Birliği konusunda da benzeri bir durum oldu. Türkiye, Avrupa Birliği yönetimi tarafından asla tam üye yapılmayacağını biliyordu. Ne var ki Avrupalılar bunu samimiyetle ortaya koymak yerine Erbakan’ın tabiri ile Türkiye’yi sağmal inek gibi kapıda tutup İslam Birliği’ne lider olmasını engellemek istiyorlardı.

Üstelik işbirlikçi yönetimler üzerinden özel şartlarınız var, irtica tehdidi ve tehlikesi söz konusu diye demokratikleşme süreci engellenirken de kabahatlerini Türkiye’nin sırtına sarıyorlardı.

AKP iktidarı bir yandan Avrupa Birliği mevzuatını vesayetçi rejime karşı iktidarını güçlendirmek için hayata geçirirken, öte yandan her isteneni yapıp Türkiye’nin ne yaparsa yapsın tam üye yapılmayacağını milletin çıplak gözlerle görmesini sağlıyordu.

Türkiye AKP iktidarı döneminde ayrıca İslam ülkeleri yönetimleri ve toplumları ile ilişkilerini ileri düzeylere taşıyarak fiili şekilde İslam Birliği liderliğini üstlenmiş oluyordu.

Türkiye bu süreci Avrupa Birliği karşısında, Kıbrıs’ta Rumlar karşısında güçlü bir konuma gelerek, İslam Dünyasında yönetimler ve toplumlar nezdinde itibarını yükselterek çok iyi değerlendirdi.

Başbakan Tayip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bu süreçte Türkiye’nin geldiği bölgesinin lideri bir küresel güç konumunun çok iyi farkında olarak böyle üst perdeden konuşuyorlar.

Sayı: 666

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vahit Şekerci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?