Tağut'u inkâr etmeyen çağdaş, 'Kitap Yüklü Merkepler' ve Bel'amlar...

Kur'anı Kerim'de Tağut'la ilgili bazı ayetleri paylaşmakla yazımıza başlayalım.

1. “Dinde (Ehl-i Kitâb’a ve Mecûsîlere, cizye verdikleri takdirde) zorlama yoktur. Artık hak, bâtıldan apaçık ayrılmıştır. O halde her kim tâğutu reddederek Allâh’a îmân ederse, kopması mümkün olmayan sapasağlam bir kulba yapışmıştır. Allâh işitir ve bilir.” (Bakara: 2/256)

2. “Allâh, îmân edenlerin velîsidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin velîleri ise tâğuttur. Onları aydınlıktan çıkararak karanlıklara sokarlar. İşte bunlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalırlar.” (Bakara: 2/257)

3. “Kendilerine kitâbtan bir pay verilenleri (Yahûdîleri) görmedin mi? Onlar, tâğuta ve cibt’e îmân ediyorlar ve diğer kâfirler (Mekke müşrikleri) için: ‘Bunlar, îmân edenlerden daha doğru bir yoldadır’ diyorlar.” (Nisâ: 4/51)

4. “Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten îmân ettiklerini zannedenleri görmüyor musun? Bunlar, tâğuta muhâkeme olmayı istiyorlar. Oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardı. Şeytân da onları uzak bir sapıklıkla saptırmak istiyor.” (Nisâ: 4/60)

5. “Îmân edenler Allâh yolunda savaşırlar; kâfirler ise tâğut yolunda savaşırlar. Öyleyse şeytânın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytânın hilesi pek zayıftır.” (Nisâ: 4/76)

6. “De ki: Allâh katında, kesinleşmiş bir cezâ olarak bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allâh’ın kendisine lânet ettiği, ona karşı gazâblandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tâğuta ibâdet edenler; işte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır.” (Mâide: 5/60)

7. “Andolsun, biz her ümmete: ‘Allâh’a kulluk edin ve tâğuttan kaçının’ diye bir rasûl gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allâh hidâyet verdi, onlardan kiminin üzerine de sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.” (Nahl: 16/36)

8. “Tâğuta ibâdet etmekten kaçınan ve Allâh’a içten yönelenler için bir müjde vardır. Öyleyse kullarıma müjde ver.” (Zumer: 39/17)

Tağut; haddi aşan, kendisine ibâdet ve kulluk edilen demektir. Yani kulun ibadet ettiği Rabbi, tâbî olduğu ve itaat ettiği kişi konusunda haddini aşmasıdır. Allah'ın koyduğu kanunlar dışında hareket eden her türlü sistem ve yönetime Tağut denir.

Tağut'un tam karşılığı İsrail'in örtülü vesayetindeki 1923 Kemalist TC rejimi ve statükosudur.

Tarihte tüm Tağuti rejimler kendi sapkın ve hurafelerle dolu dini anlayışlarını üreterek bunu kontrol ettikleri din adamı sınıfı aracılığıyla topluma dayatmışlardır.

Kur'an'da Tağuti/inkarcı rejimlerle irtibatlı/iltisaklı olan ve küçük menfaat/statü karşılığında dinini satan sapkın ulema'dan Bel'am diye bahsedilir.

Tağuti düzenlerin besleyip büyüttüğü, desteklediği ve ürettiği Bel'amlar ile bunların liderliğinde ihdas edilen dini örgütler her zaman olagelmiştir.

Tağuti/inkarcı sistemlerin imal ettiği din adamları ile dindarların ortak özellikleri asla hakkı üstün tutmamaları, haktan taraf olmamaları; her zaman gücü, kuvveti, menfaati ve çoğunluğu tercih etmeleridir.

Bel'am denilen Tağuti düzen işbirlikçisi ulema ile taraftarlarının zulme son vermek, batılı yok etmek, hakkı hakim kılmak gibi bir gayeleri ve vizyonları asla olmamıştır.

Dini, Allah'ın emrettiği ve rızasına uygun şekilde değil de Tağuti yönetimin izin verdiği ve müsaade ettiği çerçevede yaşamayı hayat tarzı biçimi haline getirmişlerdir.

Bundan dolayı tüm hak peygamberlere düşmanlık edenlerin başında Tağut ve destekçisi din adamları Bel'amlar ile taraftarları gelmektedir.

Siyonizm güdümlü 1923 TC Tağuti rejime karşı mücadele eden ve kavgalı olan Erbakan haricinde herhangi bir tarikatın, cemaatin ya da ilahiyatçının varlığından söz etmek mümkün değildir.

Bu yüzden makina profesörü ve son derece çağdaş bir eğitim almış, modern görünümlu ilim ve bilim adamı Erbakan'a 3 kez darbe yaparak 4 partisini kapatıp 5 kez siyasi yasak koyan Tağuti Kemalist rejimden başkası değildi.

Oysa aynı Kemalist statüko İstanbul gibi daha bir çok metropolde dini kıyafetleriyle yaşayan ve gettolaşmış tarikat, cemaat, dini örgütlere asla dokunmadı.

Atatürk devrimleriyle faaliyetleri kanunen yasaklanmış olan dini tarikat, cemaat ve yapılara hiçbir iktidar hatta askeri darbe yönetimlerinde bile dokunulmazken; makina profesörü Erbakan rejim düşmanı ilan edilip 3 kez darbeye uğradı ve 4 partisi kapatıldı!

28 Şubat post-modern darbesiyle birlikte Erbakan başbakanlıktan ayrılıp Refah-Yol hükümeti dağıtılırken buna karşı tarikat ve dini cemaatlere 28 Şubatçı komuta kademesi bile dokunmadı!

Demokratik sistemin vazgeçilmezi olan partilerden RP ve FP ise AYM tarafından laikliğe aykırı eylemlerin odağı suçlamasıyla kapatılarak Erbakan'a siyasi yasak kondu!

Neden?

Çünkü Erbakan; hak'kı üstün tutma, hak'kı hakim kılma ve hak'tan yana olma inancıyla hareket edip küresel Siyonist düzen ile yerli inancı Yula 1923 paganist/inkarcı TC rejiminin tam karşıtı olan Milli Görüş davasını başlatmıştı.

Erbakan dışında Türkiye'de hiçbir ilahiyatçının, tarikat ve cemaatin Tağuti Kemalist sistemle herhangi bir problemi/alıp veremediği olmadı, olması da zaten imkânsız.

Türkiye'deki bütün ilahiyat, tarikat, cemaat ve dini örgütler her zaman Erbakan'a karşı Siyonizm'e entegre Tağuti Kemalist vesayet ile beraber hareket ettiler.

Ancak Kur'an-ı Kerim, ayetlerden de açıkça anlaşılacağı gibi Tağutu inkar edip reddetmeyeni ve hak'tan yana olup hak'kı üstün tutmayanı Müslüman olarak kabul etmiyor.

Kâinat'ın efendisi Hz. Muhammed'e de (SAV) dönemin din uleması harp ilan etti. Hz.Peygambere itaat edip davetine koşarak teslim olmak yerine şiddetle düşmanlık ettiler.

Üstelik bildikleri, bekledikleri, tanıdıkları ve müjdelendiği hâlde iman etmediler.

"Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler." (Bakara: 146)

Erbakan'ın hak'kı üstün tuttuğunu, Milli Görüş'un hak dava olduğunu zamane Bel'amlar ile din uleması ve dini örgütler de, "öz çocuklarını tanıdıkları gibi" biliyorlardı!

Ama Tağuti rejim ürünü, imalatı, yanlısı, beslemesi ve destekçisi oldukları için Erbakan'a mücadelesinde sahip çıkmadılar.

"Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez." (Cuma:5)

Hak'ka itaat etmeyip hak'kı üstün tutmayan ve Tağuti rejimle anlaşmalı/yanaşmacı, "koskoca kitap yükü taşıyan eşek" diye nitelenecek ehl-i kitab'ın varlığı sadece Hz. Peygamber dönemine ait değil!

Günümüzde küresel Deccal Siyonist düzenle irtibatlı ve daha organize, daha sofistike ve daha güçlü şekilde varlıklarını sürdürüyorlar.

Tıpkı Tağuti rejim, sistem ve yönetimlerin varlığını kıyamete kadar sürdüreceği gibi...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesud Akgül - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?