Seçim öncesi YGS ve YSK skandalları tesadüf mü; kurgu mu?

Daha önce de KPSS’deki kopya skandalı ÖSYM Başkanının istifa etmesi ile sonuçlanmıştı. YGS sınavındaki şifre iddiaları tartışmaları hız kesmeden devam ederken şimdi de ALES sınavında soru kitapçıklarında görülen basım hatası nedeniyle yine ÖSYM Başkanı topa tutulmaktadır.

Eğer ısrarla tespit edildiği iddia edilen şifrelerin soru kitapçıklarına yerleştirilmesi asla tesadüf olamaz deniliyorsa, ÖSYM bünyesindeki art arda skandallar da tesadüf eseridir denilemez. Mademki tesadüf değil, o halde işin içinde kasıt var. Peki, kasıt ne?

Bu arada da YSK’nın neden olduğu, malum ünlü fıkraya gönderme yapılarak kamuoyunda biz bu b… niye yedik sorularına yol açan, 7’si BDP tarafından desteklenen 12 bağımsız adayı veto etmedeki şapşallık mı, hinlik mi, skandal mı, ne olduğu belli olamayan bir de olay yaşandı.

Ve bütün bunlar bir son derece stratejik seçim öncesi yaşanıyor!

Bütün bunlara AKP listelerindeki hatadan çok öte kasıtlı yanlışların özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgesinde oluşturduğu huzursuzluğu da eklerseniz ve komplocu bir yaklaşımla değerlendirirseniz büyük fotoğraf hakkında bir fikir oluşturabilirsiniz.

Komplo söz konusu edildiğinde insanlar peşinen, oluşturulmaya çalışılan sanal bir algı olarak değerlendirme eğilimine giriyorlar. Oysa bu konuda iki hususu göz önünde bulundurulmak zorunluluğu vardır.

Birincisi bir şey ya rastlantıdır ya da kurgu yani komplodur. Başka bir ihtimal söz konusu edilemez. İkincisi, bir komplonun olmadığına herkes inandırılmadan bir komplonun gerçekleştirilmesi asla kolay olmaz şeklindeki bir sözdür.

O halde bir stratejik seçim öncesinde meydana gelen, tesadüflere ve rastlantılara bağlanamayacak art arda gelen skandallar, kuşku verici netameli gelişmeler belli bir merkezden belirlenmiş bir amaca hizmet ediyor olmalıdır. Bunları rastlantılarla izah etmek mantıklı değildir.

Peki, bu amaç ne olabilir?

Bu amacın sağlıklı tespit edilebilmesi için önce kim ya da kimlerce yapıldığının belirlenmesi gerekir. Bir olaydan yapana varmak mümkün olduğu gibi yapandan da olayın amacına varmak mümkündür.

Bu olayda her iki yöntem birlikte kullanılabilir. Önce bu olayları ve art arda gelişmeleri kim ya da nasıl bir güç yapabilir sorusunun cevabı bulunmalıdır.

Herhangi bir güç ve odak tarafından gerçekleştirilmesi söz konusu edilemeyecek bu olayların ancak devlet gücü kullanılacak olursa başarı şansı olabilir. Yani bu ancak bir derin devlet icraatı olabilir. O zaman da ikinci soru şu olmak durumundadır: Hangi derin devlet?

Yani statükocu derin devlet mi, değişimci derin devlet mi?

Statükocu derin devlete Ergenekon derin devleti, değişimci derin devlete ise millî derin devlet; ya da birincisine İttihat ve Terakki derin devleti, ikincisine Millî Görüş’ün derin devleti demek de yanlış olmaz.

Bizde, son zamanlarda art arda gelişen ve AKP iktidarını yıpratma amaçlı olduğunu gözlemlediğimiz olaylar zincirinin oluşturduğu çok yeni bir kanaat hâsıl olmaya başladı, o da şu:

Hantallaşıp sıradanlaşan AKP iktidarı ile artık değişim sürecinin sürdürülmesi zora girmiş, hatta tıkanmış durumdadır. Bu iktidar hızlı bir değişime lokomotif olacak gücünü yitirmiş gibidir. Yaşadığı yorgunluk nedeniyle engelleri aşamıyor, tepkileri göğüsleyemiyor, karşı hamleleri savamıyor.

Bu iktidarı değiştirmek ise alternatifi olmadığı için mümkün değil. Karşı karşıya gelinen bu durumda yapılabilecek en hızlı ve kesin sonuç alıcı plan, biraz cüretkâr olsa da Türkiye’yi 28 Şubat sürecindeki türden bir siyasi kaos ve ekonomik kriz dönemine bu kez post modern darbe ile değil, post modern demokratik bir yöntemle sokmaktır.

Bu da AKP’ye bu önümüzdeki seçimi kıl payı kaybettirip bir CHP- MHP-BDP koalisyon hükümetinin kurdurulması ile mümkündür. Böyle bir koalisyonun -isim koymada üstüne olmayan- şanlı medyamızın adını ne koyacağı ise ayrı bir merak konusudur.

Böyle bir koalisyon karşısında nadasa alınacak olan AKP çok uzun sürmeyeceği tahmin edilebilecek muhalefet döneminde partileşip bilinçli bir taban oluşturabilir ve erken olması muhtemel bir seçimde yeniden ve daha güçlü şekilde iktidar olabilir.

Millî derin devlet tarafından önceden belirlenmiş birtakım icraatlar tıpkı DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetine yaptırıldığı gibi bu kurulacak CHP-MHP-BDP koalisyonuna da yaptırılabilir.

Dahası devletin rutin dışına çıkarak yapacağı birtakım fevkalade icraatlar da bu süreçte gerçekleştirilip o koalisyona fatura edilebilir. Nasıl ki Abdullah Öcalan MHP eliyle ipten kurtarıldı ise, Kürt sorunu da BDP eliyle bir şekilde halledilebilir.

Ve bu her üç partinin de tabanlarında yaşanacak infialler ülkeyi sarsıp alabildiğine çalkalayabilir. Bu yüzden kısa sürede bir acil erken seçim kaçınılmaz hale gelebilir.

Tayip Erdoğan’a oy vermediği için pişman edilmiş kitleler tekrar AKP’ye yönelebilir. 3 Kasım 2002 Genel Seçiminde olduğu gibi bu kez de CHP-MHP-BDP koalisyonu topluca seçim barajının altını boylayabilir. Bu seçimde Saadet Partisi de ikinci olup ana muhalefet konumunu elde edebilir.

Bütün bunlar elbette ki tamamen bizim yaptığımız spekülasyonlar ama siyasette yapılacak her şey önceden öngörülüp planlanmak ve programlanmak durumundadır. Yoksa günübirlik siyaset ile hele Türkiye gibi bir ülke asla başarılı yönetilemez.

Önü ve arkası iyi incelendiğinde görülür ki her olayın bir çıkış, gelişme ve bitiş süreci vardır. Böyle bakıldığında bir gelişmenin nasıl bir seyir izleyebileceğini geleceğe projeksiyon yaparak öngörmek mümkün olmaktadır. Çünkü bir gelişme başka bir gelişme ile engellenemez ya da saptırılamazsa beklenen seyir içerisinde tamamlanır.

Karşı tarafın planı içerisine kendi planını yerleştirebilen bir üstün siyasi akla sahip bir güç ve iradenin ise hiçbir şekilde önü kesilemez!

Sayı:654

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vahit Şekerci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?