Cumhurbaşkanı eskiden daha etkileyici konuşuyordu…

Daha önemli şeyler mi söylüyordu, bilmiyorum.

Ama eskiden daha etkileyiciydi söylemleri.

Daha içe sinen, daha arkasından gidilen ve daha bizden…

Daha ülke meseleleriyle ilgili, daha milli

Sonra anlaşılmaz biçimde söylemleri kavgaya dönüştü Cumhurbaşkanının.

Konuşmaların çoğunun öznesi de CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ydu.

Buradan bakarsanız partili cumhurbaşkanı yerine oturmamış diyebilir miyiz?

???...

Kılıçdaroğlu’nun “ ben olmazsam konuşacak bir şeyleri olmayacak” diye bir açıklaması vardı.

Galiba giderek haklı çıkıyor…

“Atlet” tartışmalarının Türkiye’nin gündemine bu kadar oturması biraz da Cumhurbaşkanının onu konu olarak seçmesiyle alakalı değil midir?

Hem de yanlış bir karşılaştırmayla…

“Sen Atatürk’ün atletle böyle poz verdiğini gördün mü” yaklaşımı sanki konu itibariyle iyi seçilmiş bir örnek değildi.

Bu yaklaşım Atatürk üzerine de çok söz söylettirirdi.

Üstelik Atatürk’ün buna benzer fotoğrafları da var…

Poz verilmiş bir fotoğraf da olsa bunu hoş görebilirdi Cumhurbaşkanı.

Sadece “ne anlama geldiği belli olan” bir gülümsemeyle geçiştirebilirdi.

Olayın bir başka penceresi de şuydu;

CHP’nin başında bir “Monşer” yoktu.

Sadece bu yönüyle bile Kılıçdaroğlu saygıyı hak ediyordu.

CHP liderinin bu özelliği Cumhurbaşkanı için de önemli olmalıydı.

Dönelim konuya…

Başbakan Binali Yıldırım kendisine ülkücü işareti yapan bir MHP’liye aynı işareti yaparak karşılık vermişti.

Sadece iyi niyet olan bu tavır MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Rabia” işareti yapmasına neden olmuştu.

Ne Binali Yıldırım MHP’li, ne Devlet Bahçeli AK Partili olmuştu.

Kazanan Türkiye idi.

Bu iyi niyet olmasaydı yedi düvele karşı referandumda başarı gelir miydi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün öfkesiyle “sen Atatürk’ün hiç böyle giyindiğini gördün mü” yerine, “Kemal Bey’e yakışmış” deseydi hem konu kapanmış hem de siyaseten kazanan yine Cumhurbaşkanı olurdu.

Bir önceki Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül kaçıncı defadır Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetlerine icabet etmiyor.

Ama Binali Yıldırım’ın çağrısı üzerine yol üstü bile olmayan Sivas’a bir çırpıda gidivermişti.

“Binali Bey’in davetini kıramadım”…

Abdullah Gül’ün bu tavrı elbette bir tavra karşılıktı.

Velhasıl;

Erbakan Hoca “Yahudi uşakları” derken bile belli bir üslupla söylerdi.

Siyaseten karşısında olanlar nezaketen O’na hayrandı.

O yüzden, sanki “ölmemiş” gibiydi…

Aslına bakarsanız Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kafasının karışık olduğunu düşünüyorum.

2019 seçimleri ruh halini bozmuş gibi.

Gerek MHP’siz seçilemeyecek oluşu,

Gerek adaylığıyla ilgili sorunların olması sanki “asabını” bozmuş.

Bıçak üzerinde yürüyor ve kendisine uzanacak eli bekliyor.

Galiba;

Elini tutanın kim olduğuna göre konuşmaları yeniden şekillenecek.

Sayı: 979

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hayrettin Osmanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?