“Başörtüsü yasakçısı Avrupa adalet divanı; sıkıysa Kipayı da yasakla!”

Yüce Allah her canlıyı yaşadığı ortamda hayatını ve neslini devam ettirmesine yetecek bir donanımla yaratmıştır. Buna düşmanlarından korunması için lazım olan savunma sistemi de dâhildir.

Vücut yapılarına ve karakterlerine uygun savunma sistemleri saldırı amaçlı da kullanılabilmektedir. Kimi hızlı kaçar veya uçar. Kimi kesici, parçalayıcı organa sahiptir. Kimi küçücüktür düşmanının giremeyeceği deliklere sığınır; ya da çok büyüktür kolay güç yetirilemez. Kiminin kamuflaj yeteneği vardır gözle görülüp fark edilmesi adeta imkânsızdır. Bazısı ise zehirlidir, onunla savunur, saldırır.

İster karada ister denizde veya havada yaşasın her canlının mutlaka düşmanı vardır ve ondan korunacak donanıma sahiptir. Sürü, koloni halinde yaşayanlar da kolektif bir saldırı/savunma bilgisine, kabiliyetine yaratılıştan sahiptirler.

Bu durum yeryüzünde yaşayan insan toplulukları ve milletler için de geçerlidir. Her milletin ya da insan topluluğunun karakteristik özelliğine göre geliştirmeye çalıştığı bir savunma kabiliyeti ve stratejisi vardır.

İnsanlık tarihinde derin izler bırakan 2 kadim toplum olan Türklerle Yahudilerin geliştirdikleri savunma mekanizmaları bakımından 2 farklı yöntemi ve stratejiyi uygulamakla ünlendikleri görülür. Türklerin güç ve zor kullanarak, kahramanlık ile tarihte izler bıraktıkları; Yahudilerin ise kamuflaj/sinsilik ve hile yöntemlerini etkin uygulayarak varlıklarını devam ettirip amaçlarını gerçekleştirdikleri bilinir.

Türkler; şanlı ordularla büyük devletler, imparatorluklar kurarak yeryüzünü etki altına almayı, varlıklarını devam ettirmeyi başarmışlardır. Türkler hiçbir zaman esaret altında yaşamaya razı olmayıp savaş kabiliyetlerini geliştirerek varlığını sürdürmüşler. Türklerin olmazsa olmazı kılıç ve kalkan olmuş, göçleri ise istila ya da fetih şeklinde gerçekleşmiştir.

Yahudiler ise Mısır’dan itibaren mütemadiyen kaçmayı, sığınmayı, gizlenmeyi, diğer toplumlar içinde kamufle olup örgütlenerek yaşamayı yaşam tarzı haline getiren, her türlü asimilasyona karşı bağışıklık kazanan kadim bir toplumdur.

Yahudilerin tarih boyunca hiçbir zaman ciddi bir devletleri olmadı. Buna karşın en güçlü devletlerin, en büyük imparatorlukların yönetimlerine sızmayı başarıp etkin olmayı bildiler. Büyük devlet ve siyaset adamlarına, kumandanlara sahip olamadılar ama büyük devletlere, ordulara yön vermeyi daima bildiler.

Kabalacı hahamlar 5 bin küsur yıllık esrarengiz okült bilgi birikimlerini kuşaklar boyu sembollerle, spesifik yöntemlerle, gizli örgütlerle aktararak geliştirdiler ve küresel boyutlarda en etkili şekilde kullandılar.

Kurup yönettikleri hiyerarşik gizli örgütlerle krallara, padişahlara, imparatorlara hükmederek istediklerini yaptırmayı bildiler. Dünyanın ekonomisini Yahudilerin kontrol etmesiyle kitleleri etkileme kabiliyetleri de arttı.

Sonunda küresel hâkimiyet tesis etme amaçlı siyasi ideolojilerini sistemleştirip Siyonizm adıyla hayata geçirmek üzere atağa geçtiler. 1897’de Basel Siyonist Kongresinde ilk 50 yılda Filistin’de İsrail devletini, ikinci 50 yılda da Arzımevud üzerinde Büyük İsrail Krallığını kurma kararını aldılar.

Büyük ekonomik güce ulaşıp silah sanayiine sahip olan Siyonistler, art arda iki dünya savaşını çıkartarak dünyadaki 3 büyük imparatorluğu bitirdiler. Bolşevik ihtilalini finanse edip Rus Çarlığını yıktılar. 1945 Yalta Konferansıyla Birleşmiş Milletler Örgütünü ve çatısı altında iki bloklu dünya düzenini kurdular. 1948’de -kararlaştırılan ilk 50 yılda- Birleşmiş Milletler İsrail’in kuruluşunu ilan etti!

Birleşmiş Milletlerin asli görevi İsrail’i koruyup kollamaktır. İsrail aleyhine karar almaz, alındığında da uygulanmaz. NATO’nun birincil misyonu, üyesi olmayan İsrail’i korumaktır. İsrail, üyesi olmadığı Avrupa Birliği’ne de istediğini yaptırma kabiliyetini her vesile ile göstermiştir.

İsrail AİHM’de ve Avrupa Adalet Divanı’nda istediği kararı çıkartabilir, aleyhine asla karar çıkmaz. Dünya Bankası, İMF, FED Siyonizm’in kuruluşlarıdır. Dolar Siyonizm’in parasıdır.

Yahudiler 5 bin yıllık gizli örgütlenme tecrübe birikimleriyle bugün yönetiminde söz sahibi olmadıkları bir devlet, bir ordu, bir kurum ve kuruluş bırakmamışlar, hepsine sızmayı başarmışlardır.

Bu yüzden Avrupa Adalet Divanında başörtüsü yasağını onaylayan bir kararın çıkartılmasına karşı Cumhurbaşkanı Erdoğan “Sıkıysa kipayı yasaklayın” diye göndermede bulundu. Müslüman başörtüsü yasaklanır, Yahudi kipası asla!

Bugün yeryüzünde 2 milyar Müslüman, 60 İslam ülkesi var ama başörtüsünün yasaklanmasına mani olunamıyor. Türkiye dışında gıkını çıkartan bile yok. Bu demektir ki Dünya Siyonizm’ine karşı çıkabilen dünyadaki tek ülke Türkiye’dir.

Tarih boyunca güçlü devletler, büyük imparatorluklar kuran cihangir milletimiz, son devleti Türkiye ile Siyonizm’in sinsi küresel hegemonyasına karşı meydan okurken gücünü kahramanlık karakterinden almaktadır.

Takdiri İlahi Türklerle Yahudileri kaçınılmaz şekilde dünya hâkimiyeti için karşı karşıya getirmektedir. Kahramanlık mı, sinsilik mi galip gelir; yaşayan görür.

Sayı: 973

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sururi Seçmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?