‘Cuma müjdesi’nin müjdesi bile Türkiye’deki İsrail’i korkuttu

Tüm Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Cuma müjdesi”ne merakla kilitlenmişken akşam saatlerinde “Karadeniz’de doğalgaz bulundu”ğuna dair haberler gündeme düştü. 

Haber sadece bir tahmin niteliğinde idi ama bu bile Türkiye’deki İsrail’i kudurtmaya yetti. 

Anında refleks göstererek aynı karanlık odaktan aldıkları sufleleri dillendirip dezenformasyonlara başladılar.

Nevşin Mengü youtube kanalında, Ömer Lütfü Avşar da CNN’de Akdeniz ve Karadeniz’de bulunduğu iddia edilen enerji kaynaklarının astarı yüzünden pahalı olacağı için Türkiye’ye ekonomik anlamda katkı sağlamayacağını aksine ekonomik yük getireceğini söylediler.

Farklı platformlarda olmalarına rağmen aynı anda aynı cümlelerin sarfedilmesi her zaman söylediğimiz gibi medya ve akademiyanın tek merkezden yani İsrail’den kontrol edildiğinin bir göstergesidir. 

Nevşin Mengü, “önemli olan enerji kaynağının bulunması değil. Eğer çıkarılması zor ve külfetli ise hiçbir anlam ifade etmiyor” diyor. 

Ömer Lütfü Avşar da aynı cümleleri sarfettikten sonra ekliyor, “enerji kaynağı bulunsa bile kısa vadede ekonomiye katkısı olmaz ancak 10-15 yıl sonra etkisi görülür” diyor ve Cumhurbaşkanı’nın açıklamasını seçim yatırımı olarak değerlendiriyor.

Zihniyete bakar mısınız?

Akdeniz’de yürütülen sondaj çalışmaları önemsiz ise ve bulunacak enerji kaynakları ülke ekonomisine katkı sağlamayacaksa İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan, Lübnan, Suriye ve Libya gibi bölge ülkelerinin dışında ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi ülkeler neden Akdeniz’de bir metre kare parsel için mücadele içindeler?

Daha spesifik bir soru…

Madem ülkeye bir yararı olmayacak o halde sondaj çalışmaları başta İsrail olmak üzere bir çok ülke tarafından neden engellenmeye çalışılıyor?

Dünyanın önde gelen ülkeleri Akdeniz’de bir metre kare parsel için can atarken Türkiye yaptığı hamlelerle Akdeniz’i bir Türk Gölü haline getirmiş ancak ülkede bundan rahatsızlık duyan bir zihniyet var.

Kim bunlar?

Türkiye küçük olsun bizim olsun diyen vesayetçi zihniyet.

Yüz yıldır “Misak-ı Milli sınırları içerisinde olmasına rağmen dünyanın en zengin petrol yataklarından olan Musul ve Kerkük’ü neden yok pahasına İngilizler’e verdik” sorusunun cevabını arayanlar bu zihniyete baksın.

Etrafı en zengin petrol yatakları ile çevrili olmasına rağmen Doğu ve Güneydoğu bölgesinde petrol arama yetkisi yabancı şirketlere peşkeş çekildiği için sondaj çalışmalarının sonuçsuz kalmasına bir anlam veremeyenler yine bu zihniyete baksın.

Cumhurbaşkanı’nın “Türkiye’de yeni bir dönem başlayacak” diyerek önem atfettiği Cuma müjdesini Türkiye’deki İsrail’in İslamcı ayağı olan Fehmi Koru da bugünkü yazısında tıpkı Ömer Lütfü Avşar gibi seçim yatırımı olarak değerlendirmiş.

İsrailci yandaş pelikancılar konu ile ilgili sessizliğe bürünürken sözde islamcı yazarların gündeminde yine İstanbul sözleşmesi var.

Anlayacağınız…

İsrailci medya ve akademiyanın Kemalcı ayağı her gelişmede olduğu gibi bu olayda da dezenformasyon, karartma ve saldırı pozisyonu alırken pelikancı yandaş ayağı sessiz kalarak, islamcı ayağı da İstanbul sözleşmesini gündemde tutup provakasyon yaparak Kemalcıların saldırılarına mevzii destek sağlıyor.

Sonuç olarak…

İsrailci medya ve akadeyanın bu kuşatması kırılmadığı müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ağzıyla kuş tutsa boş.

Çünkü hala İsrailci medya ve akademiyanın etkisinde kalan Kemalciliğin pelteleştirdiği yüzde 50’lik bir kesim var.

Gel de sorma!

Türkiyede’ki İsrailci medya ve akademiyanın varlığı mı daha büyük bir beka sorunudur yoksa bunların etkisinde kalan yüzde 50’lik pelteleşmiş güruh mu?

Hadi bakalım.

 “Civciv mi yumurta mı” ikileminin içinden çık çıkabilirsen.

Yazarın Diğer Yazıları