Erbakan’ın TC’nin kurucusu Siyonist Haçlı Batı güdümlü takiyeci Zümre ile iktidar ve rejim mücadelesi

1-    Odalar Birliği mücadelesi: Erbakan Anadolu esnaf ve sanayicisini örgütleyerek Odalar Birliği kongresinde genel başkan seçildi. Zümre bunu hazmetmeyerek Başbakan Demirel’e seçimi iptal ettirdi. Böylece Erbakan görevden alınmış oldu. Bunun uzun bir hikâyesi de var ancak şimdilik sırası değil.

2-    Siyasi mücadele: Erbakan 1969 seçiminde Adalet Partisi’ne adaylık müracaatında bulundu. Demirel veto etti. Erbakan bunu biliyordu ama muhafazakâr seçmen neden Adalet Partisi dururken bağımsız aday oluyor, ayrı parti kuruyor demesin diye bu başvuruyu yapmıştı. Ve Konya’dan bağımsız milletvekili adayı oldu. Seçtirmemek için akla ziyan şeyler yapıldı. Erbakan için seçim kanunu değiştirilerek seçmen şaşırtılmak istendi. Daha önceki bağımsız adayların pusulası mühürlenir kuralı değiştirilerek mühürsüz kullanılır kuralı getirildi. Böylece bir milletvekili seçtirecek 19 bin oy iptal edildi. Buna rağmen 3 milletvekilinin oyunu alan Erbakan milletvekili seçilmeyi başardı. Meclis’te Avrupa Birliği konusunda uzunca bir konuşma yapınca bağımsız milletvekillerinin konuşma süresi 5 dakikayla sınırlandırıldı.

3-    Partileşme süreci: İlk partisi Milli Nizam’ı kuran Erbakan “Nizam’la bismillah, Selametle inşaAllah, Refahla maşaAllah, Faziletle elhamdülillah, Saadet’e ulaşanlara selam olsun” sözleriyle Millî Görüş mücadelesinde yaşanacakları baştan açıklayarak mucizevi şekilde bildiğini gösterdi.

4-    12 Mart 1971 Muhtırası: ABD’de irtica ile mücadele temasıyla hazırlanan askeri müdahalede şeriatçı olduğu gerekçesiyle Milli Nizam Partisi kapatıldı. Ancak Müslümanların tepkisini kırmak ve Erbakan’ın mağduriyetini gölgelemek için Adalet Partisi iktidarında başbakan olan Demirel de görevden uzaklaştırılarak Nihat Erim hükümeti kuruldu. Bu hükümete ABD’de yaşayan Atilla Karaosmanoğlu ve Sadi Koçaş başbakan yardımcısı olarak atandı. Bu arada CHP Genel Sekreteri olan Ecevit de muhtıra asıl bana karşı verildi diyerek görevinden istifa etti. Sahnelenmek istenen senaryo şuydu: Demirel ve Ecevit mağdur konuma düşürülerek askeri muhtıraya karşı çıkacak, yapılacak seçimi kazanacak, iki demokrasi kahramanı halinde danışıklı kavga ile siyasi mücadeleyi sürdüreceklerdi. Bu arada Erbakan’ın mağduriyeti unutturulacaktı. Ancak Erbakan siyasete atılmadan önce Yüksek Askeri Akademi’de ders verirken ordu bünyesinde Millî Görüş derin devletini kurmuştu. 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası o dönemde çeşitli askeri cuntaların kurulması akımı revaçtaydı. Ecevit başbakanlığı sırasında bu Millî Görüş derin devleti yapılanmasını kontrgerilla diyerek itibarsızlaştırmaya çalışmıştı. 12 Mart Muhtırasında imzaları bulunan Faruk Gürler Genelkurmay Başkanı iken Cumhurbaşkanı adayı oldu. Demirel-Ecevit ikilisi birlikte karşı çıkarak seçtirmediler. Daha sonra Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur CHP’den Cumhurbaşkanı adayı gösterildiği halde Ecevit-Demirel birlikte seçtirmediler. Erbakan Muhsin Batur’u biz destekledik diye açıklama yapmıştı. Çünkü 12 Mart Muhtırasını veren bu iki general Millî Görüş derin devletinin kontrolündeydi.

5-    12 Eylül 1980 Darbesi: Erbakan 12 Mart Muhtırasını veren generallerin desteğinde Milli Selamet Partisini kurdu ve 1973’te girdiği ilk genel seçimde 48 milletvekili, 4 senatör çıkartarak 52 parlamenter Meclis’e sokmayı başardı. İlki CHP ile ikisi AP ve MHP ile olmak üzere 3 koalisyon hükümetinde yer alarak 4 yıl aralıksız iktidar ortağı oldu. Bu süreçte ağır sanayi hamlesini başlatırken ASELSAN gibi bir düzine kuruluşu tesis etti. Bu defa Erbakan ve Millî Görüş’ü bertaraf etmek için 12 Eylül 1980 darbesi ABD’de planlanarak gerçekleştirildi. Öyle ki Adalet Partisi lideri Demirel başbakan, Ecevit ana muhalefet CHP lideri iken yapılan darbede iktidar ve ana muhalefet partileri değil üçüncü sıradaki Millî Selamet Partisi yargılandı. Böylece darbenin hedefinde Erbakan ve MSP olduğu açıkça görüldü. Zümre yazarları 12 Eylül Darbesini şöyle açıkladılar: “Erbakan demokrasi trenini yoldan çıkardı, yürütülemez hale getirdi. Erbakan tasfiye edilip Ecevit ve Demirel ile demokrasi yürütülmeye devam edecek.”  12 Eylül Darbesinden Ecevit-Demirel ikilisinin haberi vardı. Bu yüzden darbe şartlarının hazırlanmasına azami katkıda bulundular. Darbeye zemin ve gerekçe hazırlamak için CİA, MOSSAD, MİT birlikte sağ-sol anarşisini, Alevi-Sünni çatışmalarını örgütlediler. Sosyalist pozlar takınan Ecevit sağcılara faşist derken Demirel kimse bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemez diyerek anarşi ve terör yangınına körük çekiyorlardı. Ancak ABD ve takiyeci Zümre oligarşisinin planı yine tutmadı. Tıpkı 12 Mart Muhtırasını veren generaller gibi 12 Eylül darbesini gerçekleştiren komuta kademesi de Millî Görüş derin devletinin kontrolüne girdi. Bu süreçte anayasa ve iki kanatlı parlamento feshedilip bütün siyasi partiler kapatılarak TC’nin kurucusu takiyeci Zümre oligarşisi yönetimden uzaklaştırıldı ve Müslümanlar iktidar yapıldı. 5 yıl boyunca Mamak Askeri Mahkemesinde yargılanan Erbakan ve Milli Selamet Partisi beraat etti. Sivil mahkemelerde açılan bütün davalarda mahkûm edilen Erbakan Askeri Mahkemede beraat etmişti.

6-    28 Şubat 1997: 12 Eylül 1980 Darbesinin hazırladığı şartlarda önce Turgut Özal’ın kurduğu ANAP iki dönem tek başına iktidar oldu. Takiyeci Zümre’nin hazırladığı suikast girişiminden başbakanken kurtulan Özal cumhurbaşkanı iken ikinci suikastta hayatını kaybetti. Sonraki süreçte Refah birinci parti, Erbakan başbakan oldu. Artık askere güvenmeyen ABD ve takiyeci Zümre bu defa silahsız kuvvetler halletsin diyerek 28 Şubat 1997 post modern darbe sürecini başlattı. 28 Şubat’ta başbakan yapılan Ecevit “bunların partilerini kapatmak yetmez, kökünü kazımamız lazım” diyerek Erbakan ve Millî Görüş’e olan hıncını aleni etti. Erbakan 1993’te Aytunç Altındal’a verdiği röportajda “karşıtlarımız bizi iktidar yapmak istiyor” diyerek hazırlanan planı 4 yıl önceden açıklamıştı. Erbakan şık bir demokratik manevra ile iktidarı 28 Şubat’ı destekleyen siyasi partilere devrederek başbakanlıktan ayrılırken “ Türkiye 28 Şubat’a menfi sermaye, menfi medya, menfi siyasetle girdi” diyerek askeri, sürecin dışında tuttu. Ondan sonra Millî Görüş derin devleti başlattığı operasyonlarla yeşil sermayeyi hedef alan Zümre sermayesinin 24 bankasını batırdı. 28 Şubat’a ateşli destek veren Dinç Bilgin’in sahip olduğu Sabah ve ATV medya grubunu, Etibank’ını elinden alarak üstelik hortumcu suçlamasıyla içeri tıktı. Bunu gören Aydın Doğan ise teslim alınarak 28 Şubat’a destek veren bir alay gazeteci, yazar ve televizyoncuyu kapıya koydu. Ardından 28 Şubat’ı destekleyen bütün partiler barajın altında bırakılarak 2002 genel seçiminde Tayip Erdoğan’ın kurduğu AKP tek başına iktidar, Deniz Baykal’ın yeniden kurduğu CHP ise tek başına muhalefet olarak Meclis’e girdi. O arada 28 Şubat’ı desteklemiş olan 5 sivil toplum kuruluşunun başındakiler görevden uzaklaştırıldı. Böylece Millî Görüş derin devleti 28 Şubat sürecini başlatan takiyeci Zümre’ye ağır darbeler indirip, büyük kayıplar verdirdi.

7-    1 Mart 2003 Tezkeresi: Takiyeci Zümre’nin Millî Görüş derin devleti ile mücadeleyi başaracağından ümit kesen Siyonist Haçlı Batı ABD liderliğinde Türkiye’ye askeri işgal planı hazırladı. Bu amaçla Pentagon Nevada Çölünde Türkiye’yi işgal senaryosuyla tarihinin en büyük tatbikatını yaptı. SSCB’nin dağılmasından sonra tek süper güç ABD liderliğinde Yeni Dünya Düzenini ilan eden Siyonizm Büyük Ortadoğu Projesini gerçekleştirmek üzere 22 İslam ülkesinin işgal edilip haritalarının değiştirileceğini açıkladı. O sırada ABD Başkanı olan Bush Irak ve Afganistan’ı işgal kararını “ya bizimlesiniz ya düşmanımız” diyerek açıkladı. Bu amaçla hazırlanan 1 Mart Tezkeresinde ABD ve müttefiklerinin Türkiye ile birlikte Irak’ı kuzeyden işgal etmeleri, bunun için Güneydoğu bölgesinde 80 bin ABD askerinin konuşlanması, askeri hava alanlarının ve limanların Pentagon yönetimine bırakılması öngörülüyordu. Daha evvel 80 bin askerinin konuşlanacağı Güneydoğu’da arazi kiralanıp paraları ödenmiş, büyük savaş gemilerinin yanaşabileceği şekilde limanlar derinleştirilmiş, büyük askeri nakliye uçaklarının inip kalkabilmesi için havaalanlarının pistleri uzatılmış, bunlar için 850 milyon dolar harcanmıştı. Pentagon güçleri de karaya çıkmak üzere İskenderun Limanına gelip dayanmıştı. Ancak hiç beklenmedik bir şey oldu. 1 Mart Tezkeresi Meclis’ten geçirilemedi. Tezkere yenilensin isteyenlere “bu iş göründüğü gibi değil, derin müdahale” şeklinde izah edilmişti. Böylece “ya bizimlesiniz ya düşmanımız” diyen Başkan Bush’a “kusura kalma biz seninle değiliz” denilmiş oluyordu.

Peki, 1 Mart Tezkeresinin akamete uğratılmasının sonuçları ne oldu?

A-    Türkiye’yi işgal etmeye gelen Pentagon Irak’ı güneyden işgale mecbur kalarak gerisin geri dönüp Süveyş Kanalının yolunu tuttu.

B-    ABD ve müttefiklerine karşı direniş başlatmak üzere Erbakan’ın örgütlediği cihatçı gruplar hazırdı. Bu arada Saddam da Erbakan’ın önerisiyle ordusunu gerilla düzenine sokarak ortadan kaldırdı. ABD ve müttefikleri çok ağır kayıplar verdiler. Ve sonuçta çekilmek zorunda kalırken bir Şii yönetim kurup Irak’ı daha önce 8 yıl boyunca savaştığı İran’a teslim ettiler.

C-    Irak işgalinde 6 bin asker Trump’ın ifadesiyle 7 trilyon dolar kaybeden ABD ve müttefikleri küresel ekonomik krize girerken ABD ise süper güç konumunu yitirdi.

D-    Siyonizm’in gerçekleştirmek istediği Büyük Ortadoğu Projesi ambalajında Büyük İsrail Projesi de çöktü ve tarih oldu.

E-     ABD’nin tek süper güç konumunu yitirmesiyle bugünkü çok merkezli küresel süreç başladı. Bu küresel güçlerden biri de Türkiye oldu.  

8-    Ergenekon Darbe Planları: Siyonist Haçlı Batı Türkiye’yi işgal planını da gerçekleştiremeyince tekrar takiyeci Zümre’nin içeriden mücadelesine ümit bağladı. Bu amaçla Zümre’nin paralel yapısı Ergenekon birden fazla darbe planları hazırladı. Buna karşı FETÖ kullanılarak bütün darbe planları açığa çıkarıldı, sorumluları derdest edilip tutuklandı. Zümre medya ve akademiyası hazırlanan darbe planlarına tatbikat planı, yapılan tutuklamalara dayanak yapılan belgeler için de kumpas dedi. Sonunda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkânı sağlanarak Ergenekoncu darbe plancıları serbest bırakıldılar. Ancak çok büyük çoğunluğuyla TSK’daki görev ve konumlarından oldular. Böylece Millî Görüş derin devleti Siyonist Haçlı Batı destekli Zümre’nin bir hamlesini daha bertaraf etmiş ve kullandığı unsurlara kapsamlı bir tırpan çekmiş oldu.

9-    15 Temmuz kanlı darbe girişimi: Siyonist Haçlı Batı bu defa takiyeci Zümre ile birlikte içeriden darbe, dışarıdan askeri müdahale planını birlikte uygulamaya girişti. Bu darbe girişimi de süreci baştan sona izlediği anlaşılan Millî Görüş derin devletinin müdahalesiyle akamete uğratıldı. Yine takiyeci Zümre unsurlarına geniş kapsamlı bir tırpan çekildi. Bunun için kullanılan FETÖ, terör örgütü olarak nitelendirilip bütün kurum ve kuruluşlarıyla tasfiye edildi. Ancak darbenin planlayıcısı Yurtta Sulh Konseyi’ne dokunulmadı. Ergenekon Darbe Planlarına askeri tatbikat planları diyen takiyeci Zümre medya ve akademiyası 15 Temmuz kanlı darbe girişimine ise tiyatro, kontrollü darbe diyerek önemsizleştirmeye çalıştı.

10-   14-28 Mayıs 2023 seçimlerini Cumhur İttifakı kazandığı halde takiyeci Zümre’nin iktidarı tümüyle devralması: Takiyeci Zümre Cumhur İktidarını devirmek için benzemez 6 partiyi bir araya getirip Millet İttifakı adıyla bütün muhalefeti bloke etti. Medya ve akademiyasıyla olayı sürekli gündemde tutarak amacı Hakan Fidan’ı Millet İttifakı adayı gösterip Cumhurbaşkanı seçtirmekti. Bunu Zümre’den bir profesör “Kemal Kılıçdaroğlu seçimi kazanamaz. Peki, kim kazanır derseniz; gösterilecek adayın muhalifinin olmaması, iktidar ve muhalefetin desteğini sağlaması gerekir” diyerek Hakan Fidan’ı tarif ediyordu. Zira 6’lı masa aday gösterirse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sır küpü diye lanse edilen MİT Başkanı Hakan Fidan’a kimsenin diyecek bir şeyi olamazdı. Takiyeci Zümre’nin bu projesini Millî Görüş derin devleti Kemal Kılıçdaroğlu’yla akamete uğrattı. Zümre hışımla üzerine gittiği Kılıçdaroğlu’nun adaylığını karşısına tavşan aday olarak çıkarmaya çalıştığı İstanbul, Ankara Belediye Başkanlarıyla da engelleyemedi. Sonuçta Kılıçdaroğlu’ndansa Erdoğan’ı tercih etti. Ancak Zümre organize oylarını Erdoğan’a değil Sinan Oğan’a verdi. Yüzde 48 oy alarak CHP tarihinde hiç kimsenin elde edemediği başarıyı gösteren Kılıçdaroğlu başarısızlıkla suçlandı. Değişim değişim diye yeri göğü inleten takiyeci Zümre kongrede delege satın alarak Kılıçdaroğlu’nun sağ kolu konumundaki Selanik Dönmesi Özgür Özel’i CHP’ye genel başkan seçti. Ama daha önemlisi iki seçimin galibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 28 Mayıs sonrası iktidarı tümüyle teslim alan Zümre Pelikan Hükümetini kurdu, MİT’in ve Merkez Bankasının başına iki mensubunu getirdi. TSK komuta kademesini mensuplarından oluşturdu. Türkiye’yi 12 Eylül 1980 öncesi Eski Türkiye’ye döndürmek için Siyonist Haçlı Batı ile medya ve akademiyanın desteğinde ne gerekirse yapıyor. Şimdi gözler 55 yıldır takiyeci Zümre’nin her hamlesini püskürterek büyük kayıplar verdiren Millî Görüş derin devletinin bu defa ne yapacağında.. Süreci merakla izlemekteyiz.

 O.G.

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Geçkil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Elazığ Belediye Başkanı kim olmalı?