23 NİSAN ENAYİ YERİNE KONULMASIN İNSAN

Bu milletin tarihinde 102 yıldır sürdürülen hegemonik takiyeci Zümre oligarşisi yalanlarla, palavralarla algılarla, uyduruk hikâyelerle bir paradigma oluşturup milletin zihnine kazımaktadır. Temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp her 23 Nisan’da millete dayatılan bu uyduruk paradigma tekrarlana tekrarlana gerçekliğe büründürülerek topluma mal edilmektedir.

İngilizlerin Başkent İstanbul’u işgal ettikleri 5 yıllık bir süreçte bir dizi hile ve entrikayla çakma bir kurtuluş mücadelesi başlatan İttihat ve Terakki mensubu bir kadro Anadolu’daki işgal kuvvetlerine karşı direniş başlatan Hasan Basri Çantay, Vehbi Çıkrıkçı, Rıdvan Hoca, Sütçü İmam gibi İslam Âlimlerinin yürüttüğü direnişten rol çalıp inisiyatif almak için işbirlikçi bir senaryo sahneledi.

Dağıtılıp silah bıraktırılan Osmanlı Ordusundan oluşturulan derme çatma Ankara kuvvetlerine Yıldırım Orduları diyen takiyeci İttihat ve Terakki kadroları Büyük Taarruz palavrasıyla harekete geçerken süratle geri çekilme talimatı alan işgal orduları boşalttıkları Anadolu illerini işbirlikçilere terk ettiler.

Sahnelenen bu İngiliz senaryosuyla kurtuluş savaşı zaferi algısı uyandıran takiyeci İttihatçı paşalar düşmanın tozuna bile kavuşmadıkları halde hayal ürünü 30 Ağustos Meydan Muharebesini kazanmış gibi yaparak mareşallik rütbesi ihdas ettiler.

Üzerinden bir asır değil on asır bile geçse üstü örtülemeyecek olan gerçeği fizik ve matematik zeytinyağı gibi su yüzüne çıkarmaktadır. Zira sözde Büyük Taarruz emrinin verildiği tarih 26 Ağustos 1922… Yapıldığı iddia edilen Dumlupınar Meydan Muharebesinin tarihi 30 Ağustos 1922… Ve bütün Anadolu illerinin işgalden kurtarılarak düşmanın İzmir’de denize döküldüğü iddia edildiği tarih 9 Eylül 1922. Tamamı 14 gün…

Oysa Ankara’dan İzmir’e kadar dönemin hayvanlarla yapılan intikali ile sürekli yol alındığında bu 14 günde ancak varılabilir. Olan da budur. Aldıkları talimat gereği Anadolu’yu süratle boşaltarak çekilen işgal kuvvetlerinin tozuna bile Kuvvacı denilen paşalar kavuşmamışlardır.

Bu matematik ve fiziğin gözler önüne serdiği yadsınamaz bir gerçekliktir. Ankara’dan İzmir’e devamlı yol alınarak ancak varılabilecek 14 gün içine herhangi bir savaş herhangi bir meydan muharebesi herhangi bir çatışma sığdırılması imkânsızdır. Söz konusu bütün iddialar akıl ve bilim dışıdır.

Peki, bu İngiliz senaryosunu oynayıp çakma bir kurtuluş savaşı zaferini dayanak yaparak TC diye bir Zümre oligarşisi kuranlar ve bu büyük planın asıl sahipleri kimlerdi?  

Her şey Avusturyalı Yahudi gazeteci Theodor Herzl’in Yahudiler için Filistin’de toprak isteyip Sultan Abdülhamid’in reddetmesiyle başladı. Yahudiler bu taleplerinden vazgeçmediler. 1897 Basel Siyonist Kongresini topladılar. O kongrede ilk 50 yılda Sultan Abdülhamid’i tahttan indirip Osmanlı Devletini dağıtma, bakiyesi üzerinde Sabetaycı Selanik Dönmeleri için bir Zümre oligarşisi oluşturma, kurtarılacak Filistin topraklarında İsrail devletini kurma ve ikinci 50 yılda da arzımevud üzerinde Büyük İsrail hayalini gerçekleştirme planı yapıldı.

Bunun için ilk önce Selanik’te gizli bir siyasi örgüt olarak İttihat ve Terakki Cemiyeti kuruldu. Takiyeci Dönmeler yanında mason locası kanalıyla bazı Türkler de üye yapıldı. Başta İzmir ve İstanbul’da olmak üzere bazı illerde şubeleri açılarak faaliyetler yürütüldü. İstanbul’da Derviş Vahdeti şeriat isterük diye aynı zamanda halife de olan Sultan Abdulhamid’e karşı isyan başlattı.

Bu isyanı bastırmak gerekçesiyle Selanik’te isim babası ve kurmay subayı M.Kemal olan Hareket Ordusu oluşturularak trenle Sirkeci Garına intikal ettirildi. Orada başına bir Sabetaycı olan Mahmud Şevket Paşa geçirildi. İrtica kalkışması yerine onun hedefindeki Sultan Hamid sarayı kuşatılarak halledildi.

Bir dizi baskın, suikast ve darbe ile İttihatçılar Osmanlı Devletinin yönetimini ele geçirerek iktidar oldular. Sultan Vahdettin’i tamamen sembolik bir padişah olarak tutan İttihatçılar işledikleri bütün kötülükler ve cinayetler için günah keçisi yaptılar. Dünya Siyonizm’inin çıkardığı 1. Dünya Savaşına Osmanlı Devletini sokan İttihat ve Terakki iktidarı ordularını birçok cephede birden savaştırarak koca imparatorluğu kısa sürede tarumar etti.

En son bir ihanet savaşı olan Çanakkale’de Osmanlı’nın bütün varlığını, kadrolarını, geleceği olan öğrencilerini cepheye sürüp Gelibolu Yarımadasına gömerek bir devlet kurmak için şartları hazırladılar. Ardından İngiliz donanması geçilmez dedikleri Çanakkale Boğazından Marmara Denizine açılıp Başkent İstanbul’u işgal etti.

Bir Sabetayist olan Engin Noyan İngiliz Donanmasını rıhtımda İskoç Bölüğü marşının bestesiyle bestelenen Kâtibim şarkısını okuyan bir koronun karşıladığını bir tv canlı yayınında anlattı. Yani İttihat ve Terakki iktidarı Başkent İstanbul’u işgal etmek üzere gelmiş olan İngiliz Donanmasına karşı direniş şöyle dursun törenle karşıladı. Bu demektir ki İngilizler Başkent İstanbul’u Siyonizm’in planını hayata geçirmek için işgal ettiler.

İşte İttihatçı paşalardan oluşan bir kadronun İstanbul’dan Samsun’a gemiyle gönderilerek çıkarma yapması ve İngilizlerin hazırladığı senaryoyu Anadolu’da sahneleyerek TC’yi kurması ve Lozan’da tescil ettirmesi 1897 Basel Siyonist Kongresinde alınan kararların hayata geçirilmesinden ibaretti.

Ondan sonrası masa başında uydurulan kurtuluş savaşı hikâyeleri, hayali meydan muharebeleri, uyduruk zaferler, kurgulanan kahramanlıklar, ihdas edilen başkumandanlık ve mareşallik rütbeleri temelli oluşturulan Kemalcı resmi ideoloji paradigması ve müstemleke tipi vesayet rejimi ile 1000 yıllık Selçuklu – Osmanlı Türk İslam ve Kültür Medeniyetini hedef alıp köklerini kazımaya azmeden Batıcı, inkârcı, paganist devrimler süreci…

Bu süreci ilelebet devam ettirmek için Kemalcı eğitim sistemi ile beyinlerin yıkanması, uyduruk paradigmaların belletilip ezberletilmesi, üniversitelerde bunlara bilimsellik vasfı kazandırılması, medya ve akademiyayla bu zihniyetin sürekli empoze edilerek yaşatılması gerekiyor. Yapılan buydu.

Erbakan Milli Görüş hareketiyle bu mütegallibe Zümre oligarşisine karşı milletimizin, devletimizin, ülkemizin gerçek kurtuluş mücadelesini başlattı. 4 partisi kapatılmasına, partileri 5 kez bölünmesine, 5 kez siyasi yasaklı yapılmasına karşın Erbakan 40 yıllık destansı bir mücadele ile takiyeci Zümre oligarşisini yönetimden uzaklaştırmayı ve Müslümanları iktidar yapmayı başardı.

Cumhur İttifakıyla Başkanlık Sistemi getirilerek Kemalcı vesayet statükosu büyük ölçüde değiştirildi. Yaşanan tarihi kırılmanın tamamen onarılması, Milli Görüş’ün vizyonu Selçuklu ve Osmanlı’nın devamı Yeniden Büyük Türkiye liderliğinde Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen’in hayata geçirilmesi için Kemalcı Eski Türkiye vesayet statükosunun tüm unsurlarıyla ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bunun için 2023 seçimi önemli bir dönüm noktası olacaktır.

>>>O<<<

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Geçkil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 seçimlerinde hangi vaade oy vereceksiniz?