25 Mart Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasının 13. yıldönümü üzerine…

25 Mart 2009 BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasının gerçekleştiği tarih… 13 yıl geçti aradan ama hala ortaya nasıl oldu neden olduğuna dair net bir çıkmadı. Ancak konu suikast olarak ele alınıp hiç gündemden düşürülmemeye devam ediyor. Peki neden?

Tarih 25 Mart 2009’u gösterdiğinde Muhsin Yazıcıoğlu'nun da içinde bulunduğu TC-HEK kuyruk numaralı Bell 206L-4 LongRanger tipi helikopter Kahramanmaraş'taki Keş dağına düştü. Helikopterdeki 6 kişinin tamamı kaza sonucu öldü.

Olay pek çok kez detaylıca araştırıldı ancak hiçbir zaman ortaya net bir bilgi konamadı. Suikast mı kaza mı net bir şey söylenemiyor. Ancak buna rağmen konu Zümre illüzyoncu medya ve akademiyasında hep suikast olarak ele alındı.

Halbuki aynı medya ve akademiya çevreleri Turgut Özal’ın Başbakan iken parti kongresinde uğradığı silahlı saldırı için kardeşi Korkut Özal’ın ‘abim suikasti Erol Simavi’nin düzenlediğini söyledi’ demesine rağmen bu gerçeğe hiç ilgi göstermedi üzerini hep örttü.

Yine Eski Başbakanlardan Nihat Erim’in korumalarıyla birlikte suikasta uğrayıp öldürülmesi de medya ve akademiya çevrelerince tamamen unutturuldu. Peki, Yazıcıoğlu dosyası neden hiç gündemden düşürülmüyor?

Yazıcıoğlu’nun bazı dönemlerde çok kritik adımları var. Pek de anıldığı gibi milli sayılmayacak hatta takiyeci Zümre oligarşisine çok büyük destekler sunan…

Mesela 1991 seçimlerinde Erbakan ve Türkeş seçim ittifakı yapmış sonrasında bu ittifakı kalıcı bir hale dönüştürmek için Meclis’te birlikte oturmuşlardı. Öylesi bir dönemde Erbakan ve Türkeş’in kurduğu ittifakın şimdilerde Cumhur İttifakında olduğu gibi ülkeye ne büyük hizmetler sunacağı nasıl stratejik bir fayda sağlayacağı açık…

Peki, bu ittifakın kurulmasını kim engelledi? MÇP içindeki ittifaka karşı isyanın düğmesine basan isim Muhsin Yazıcıoğlu’ydu. O gün beraberindeki vekillerle ayrı koltuklara oturan Yazıcıoğlu Türkeş’i ittifakı kurarsan partini böleriz mesajlı tehdit ediyordu, Hatta gazeteci Ruşen Çakır açık açık bu tehdidi Yazıcıoğlu’nun Türkeş’e ilettiğini de yazıyor. Konuyu Erbakan’la görüşen Türkeş bu sebeple kalıcı ittifaktan vazgeçti. Zira ülke için nasıl büyük bir tehlike oluşacağını görüyordu. İşte Türkeş’in partisinin bölünüp BBP’nin kurulma süreci şöyle başladı.

Günümüzdeki benzerine bakacak olursak Devlet Bahçeli ve Erdoğan’ın ittifakını bozmak için nasıl ki Meral Akşener başkaldırdı ve sonucunda İyi Parti kuruldu işte öyle…

28 Şubat sürecinde de menfi kanatta yer aldı Yazıcıoğlu… Erbakan ve Çiller’in kurduğu koalisyon hükümeti içinde yer almayan BBP dışardan 7 milletvekili ile destekleme kararı aldı. Ta ki 17 Ocak 1997 tarihine kadar… Yani 28 Şubat post modern darbesine tam bir ay kala Yazıcıoğlu Refah-Yol Hükümetine verdiği desteği birden çekme kararı aldı. Gereçkesi ise ilginçti… Türkiye tarihinin en yüksek maaş zamlarını veren hükümetine ücret adaletsizliğini sebep öne sürerek karşı çıkıyordu.

Böylece içte ve dışta her türlü saldırının yapılmaya başlandığı Refah – Yol Hükümeti 28 Şubat’a müdahaleye açık bir sandalye sayısı ile girmiş oldu. Zaten sonrasında da çok sürmedi DYP’nin vekilleri bir bir baskıyla istifa ettirilerek Refah-Yol hükümeti yıkıldı.

Halbuki Yazıcıoğlu hakkında 28 Şubat için öne çıkarılan iki sözü var. Biri; namlusunu millete çevirmiş tanka selam durmam… Diğeri ise; bir darbe yapılacağını Erbakan’a ben haber verdim.

Peki, hem böylesi bir darbeden haberi varken hem de yapanın dış güçler ve içerideki işbirlikçileri olduğu biliniyorken Yazıcıoğlu’nun tam da 28 Şubat’a 1 ay kala desteğini çekmesi kimin işine yarayıp, kimin işini kolaylaştırdı? Darbe yapmak isteyen darbecilerin… İşte 28 Şubat’taki duruşu böyleydi. Hâlbuki madem darbe olacağını biliyordu anlatıldığı gibi milli bir duruş sergilemiş olsaydı ne pahasına olursa olsun dışardan müdahale edilip yıkılmak istenen hükümetin yanında durması gerekmez miydi?

Sonrasında yine partisinin ülke aleyhine faaliyetler için kullanılmasına da göz yumdu. Hrant Dink, rahip Santoro gibi ülkeyi karıştırmayı amaçlayan spekülatif cinayetlerde partisinin ve örgütlerinin adı geçti.

İşte her dönemde takiyeci Zümreye (Türkiye’deki İsrail) fayda sağlayan Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasının sürekli gündemde tutulmasının sebebi de budur. Zümre adını unutturmamak için bundan dolayı büyük çaba harcıyor.

Ancak BBP Yazıcıoğlu sonrasında önce Yalçın Topçu sonrasında ise Mustafa Destici başkanlığında milli ve şuurlu bir çizgide siyaset izliyor. Bu yüzden de ikisi de çok sert eleştirilere muhatap oldu, oluyor. Bu yüzden Yazıcıoğlu’nun ailesi Destici’yi davaya ihanet etmekle suçlarken Destici parti içinde de büyük bir muhalif kitleye rağmen devlet desteğiyle genel başkanlığını sürdürüyor.

Yalçın Topçu’nun milli ve şuurlu tutumunu gören devlet onu Külliye’de önemli bir göreve çekti. Öncesinde kazayla ilgili büyük ses getiren açıklamalar yapmasına hatta bizzat kaza sonrasında olay yerinde hep takipçisi olup gerçeği ortaya çıkaracağını yüksek sesle açıklamasına rağmen Külliye’ye geçip devlet imkânlarına sahip olmasına rağmen artık hiç konuya değinmemesi önemli…

Zira Topçu ya olayın normal bir kaza olduğunu gördü ya da Yazıcıoğlu’nun milli olmadığı belgeleriyle önüne kondu. Yalçın Topçu’nun bu sessizliğine BBP’liler dikkat çekiyor. Gerçekten de önemli…

İşte medya ve akademiyada anlatılanların dışında olsa da tek bir tıkla dahi internetten öğrenilebilecek tarihi, döneminde çokça konuşulan, kayıtlı gerçekleriyle Muhsin Yazıcıoğlu…

Hani hep soruluyor ya hayattayken toplum yüzde 1 destek vermemişken şimdilerde neden hep gündemde diye... İşte bundan.

O.G.

23 Mar 2022 - 10:41 - Analiz

Muhabir  Osman Gürses


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.