Profesörler ve gazeteciler bile bu gerçekleri bilmiyor

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil sosyal medya hesaplarından önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin yakın tarihi gerçeklerini anlatan Geçkil’in verdiği bilgilerden illüzyoncu medya ve akademiyanın karartmaları yüzünden profesörler, gazeteciler bile habersiz. İşte o saklanan tarihi gerçekler…

İllüzyoncu medya ve akademiyanın günümüz olaylarını çarpıtarak yansıtmasıyla toplum gerçekler yerine algılara muhatap olmaktadır. Yakın tarihi gazete arşivlerinden, yazılan kitaplardan öğrenmek isteyenler de gerçeklere değil illüzyonlara muhatap olmaktadırlar. 12 Mart'ı, 12 Eylül'ü, 28 Şubat'ı gerçek yüzüyle literatürden öğrenmek mümkün değildir.

ABD'de planlanan 12 Mart 1971 Muhtırasıyla ne yapılmak istendi, neden başarılamadı? Keza ABD'de planlanan 12 Eylül 1980 Darbesini illüzyoncular neden önce destekleyip sonra aleyhine döndüler? Yine ABD'de planlanan 28 Şubat süreci nasıl oldu da tersine döndü? Kim akamete uğrattı? Bu sorular kamuoyunun ne aklına geliyor ne de cevapları var.

İllüzyoncu medya ve akademiya bazı olayları ve söylemleri unutturup yokluğa mahkûm ediyor. Bazı olayları ve söylemleri de temcit pilavı gibi sürekli ısıtıp servis ederek kamuoyuna dayatıyor. Böylece oluşturulan balık hafızalı toplum olayları geçmişinden kopuk günübirlik değerlendiriyor. Bu yüzden olayların nedenini ve gerçekleri öğrenemiyor.

TC tarihi illüzyoncu medya ve akademiyanın eseri olarak hiçbir gerçek içermeyen safsatalardan, palavralardan, dezenformasyonlardan ve hayali olaylardan ibarettir. İstiklal Savaşı diye bir olay hiç olmadı. Büyük Taarruz bir palavra. Yıldırım Orduları denilen dağıtılmış Osmanlı ordularının artıklarından derme çatma milisler. 30 Ağustos Meydan Muharebesi diye bir olay hiç olmadı. TC işgalcılarla anlaşılarak kuruldu ve Lozan'da tescil edildi.

Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşında yenilince bütün İslam coğrafyası gibi Türkiye de işgal edildi. Pek çok Anadolu illerini müttefikleri, Başkent İstanbul'u ise İngilizler işgal ettiler. Sözde Büyük Taarruz ile düşmanın denize dökülmesi 26 Ağustos ilâ 9 Eylül, 14 gün sürdü. İşgal altındaki Anadolu illerinden düşmanın püskürtülmesi, sözde 30 Ağustos muharebesi hiç 14 güne sığar mı? Kaldı ki Dumlupınar'la İzmir arası 400 km yol hayvanlarla ancak bu sürede alınabildi.

Ergenekon efsanesini bütün toplum bildiği halde İngilizlerin Başkent İstanbul'u işgal ettiğini profesörler, gazeteciler bile bilmiyor. İngiliz donanmasının İstanbul'u işgali Çanakkale geçilmez sloganıyla perdeleniyor. Neden mi? Nedeni şu? Başkent İstanbul 5 yıl boyunca İngilizlerin işgali altında iken TC kuruldu ve Lozan'da tescillendi. Tek mermi sıkılmadan İngilizler Başkent İstanbul'un işgaline son verip çekildiler. Yani kurtuluş savaşı yalan böyle bir olay yok.

Dünya Siyonizmi İngilizlere Osmanlı Devletini yıktırarak ittihatçı denilen Selanik Dönmesi Sabetaycı Zümreye TC'yi kurdurdu. Ermeniler tehcirle, Rumlar mübadele ile sürülerek Anadolu iki Hristiyan azınlıktan arındırıldı. Müslüman çoğunluk ise Haim Nahum doktrini ile devletten, siyasetten, ekonomik ve sosyal alandan uzaklaştırılıp kırsal alana mahkûm edilerek köleleştirildi.

TC için bu hile rejimi ve köle düzeni bir Yahudi şaheseridir diyen Erbakan Milli Görüş hareketi ile gerçek milli kurtuluş mücadelesini başlattı ve 40 yılda Selanik Dönmesi Sabetaycı Zümreyi yönetimden uzaklaştırarak Müslümanları iktidara taşıdı. 1919'un 50. yılı 1969'da bağımsız milletvekili seçilen Erbakan TC'nin ilan edildiği 1923'ün 50. yılında da Meclis'te grup kurdu. Süreç TC'nin kuruluşunun 100. yılında 2023'te tamamlanıyor.

İzmir suikastıyla başlayan Yahudi Aileler arası kanlı iktidar mücadelesi yine kanlı 27 Mayıs 1960 Darbesiyle devam etti. TSK'nın hiyerarşisi bozulmuş önüne gelen darbe yapmak için bir cunta kurmuştu. Yüksek Askeri Akademide ders veren Erbakan da ordu bünyesinde örgütlenmişti. ABD'de planlanan 12 Mart 1971 Muhtırası sürecini bu örgütle kontrol etti. Başbakan Ecevit'in tespit edip kontrgerilla diye nitelediği bu örgüt dağıtılamadı.

12 Mart Muhtırasına imza atan Faruk Gürler ile Muhsin Batur Cumhurbaşkanı adayı oldular. Erbakan'la ilişkileri nedeniyle Ecevit ve Demirel'in ittifakıyla seçtirilmediler. Erbakan son dönemde CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olmasına rağmen MSP grubunun Muhsin Batur'u desteklediğini fakat Ecevit ve Demirel'in ittifakıyla seçtirilmediğini açıkladı. Zira 12 Mart Muhtırası üzerine Demirel başbakanlıktan Ecevit ise CHP Genel Sekreterliğinden istifa etmişti.

Erbakan'ın ordu bünyesinde kurduğu örgüt, ABD'nin planladığı ve kurulan hükümete Sadi Koçaş ile Atilla Karaosmanoğlu'nu (Kemal Derviş gibi) başbakan yardımcısı olarak atadığı 12 Mart hükümetini kontrol etmeyi başardı. İrtica ile mücadele iddiasıyla kurulan hükümet döneminde Milli Nizam Partisi kapatıldı. Ancak irtica ile mücadele kapsamında Mehmet Şevket Eygi ve Kadir Mısıroğlu gibi takiyeci ajanlar da yurt dışına kaçmak zorunda bırakıldılar. Böylece 12 Mart başarısız kaldı.

Erbakan'ın ordu bünyesinde kurduğu örgütü tasfiye etmek için ABD'de bu kez 12 Eylül 1980 darbesi planlandı. Ancak Erbakan 12 Eylül darbe yönetimini de kontrol altına almayı başardı. 1978'deki bir seminerde Erbakan "generallerle her gece beraberiz bu ülkeyi senden başkasına teslim etmeyiz diyorlar" demişti. Selanik Dönmesi Sabetaycı Zümre medyası, akademiyası, STK'ları ile önce desteklediği 12 Eylül Darbe yönetimiyle kısa süre sonra şiddetle mücadele etti.

Selanik Dönmesi Sabetaycı Zümre medya ve akademiyası 12 Eylül'ün ilk günlerinde "Demokrasi trenini raydan çıkaran Erbakan tasfiye edilecek darbe yönetimi tekrar rayına koyacak ve demokrasi Demirel-Ecevit ikilisiyle devam edecek" şeklinde açıklamıştı. Ancak öyle olmadı. Kenan Evren "bu tencereyi güç bela temizledik kirletenlere tekrar teslim etmeyeceğiz" deyince 12 Eylül karşıtı kampanya başlatıldı.

12 Mart ve 12 Eylül'den sonuç alamayan ABD orduya güveni kalmadığından bu defa silahsız kuvvetler denilerek Başbakan Erbakan'a karşı 28 Şubat sürecini başlattı. Başbakan Ecevit'in bunların partisini kapatmak yetmez kökünü kazımak lazım dediği Erbakan'ın ordu içindeki örgütüydü. Nitekim Erbakan "Türkiye 28 Şubat'a menfi sermaye, menfi medya ve menfi siyasetle girdi" diyerek orduyu sorumlu tutmadı.

28 Şubat sürecinde iktidarda bulunan partisinden de desteksiz kalan Erbakan ordudaki örgütüyle süreci kontrol ederek tersyüz etmeyi başardı. Sermayenin 24 bankası batırıldı. Medyanın bir kısmı el değiştirdi bir kısmı kontrol edildi. Siyasi partiler barajın altında bırakıldı. 5'li çete denen STK'ların başkanları değiştirildi. AKP iktidarı 28 Şubat'tan arındırılmış bir Türkiye devraldı.

15 Temmuz kanlı darbe girişiminin önemli bir organizatörü olan Osman Kavala'nın tahliyesinin reddi sadece yargı bağımsızlığının değil, asıl Türkiye'nin bağımsızlığının göstergesidir. Müstemleke Eski Türkiye'de davalık bile edilemezdi. Eski Türkiye Kemalcı vesayet statükosu yanlılarının Osman Kavala'yı milli dava haline getirmeleri işbirlikçi müstemleke zihniyetinin gücünü yansıtıyor.

***

"Bizim insanımıza kapıyı gösteriyorsun dışarı çıkamıyor. Elinden tutup dışarı çıkarman lazım."
-ERBAKAN-

Bu sözlerle Erbakan hile rejimi ve köle düzeni dediği Kemalcı vesayet statükosunun asimile edip boyun eğdirdiği, köleleştirdiği Müslümanların halini anlatmaktadır. Bu köle zihniyeti iktidar olmanın gücünü, sağlanan özgürlükleri kullanamamaktadır.

***

Ahir zaman Müslümanları işte bunlar

Gazeteci bir AKP eski milletvekili Habertürk Tv'deki programda yarımağız iktidarın bir iki icraatını savunuyor ve dayanamayıp "bana yanlı konuşuyorsun denilecek" diye sözlerini itibarsızlaştırıyor. İşte boyun eğdirilmiş, köleleştirilmiş tipik bir sözde Müslüman aydın örneği. Hadiste "Sel önündeki çer çöp" diye nitelenen ahir zaman Müslümanları işte bunlar.

O.G.

17 Oca 2022 - 19:22 - Manşet


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.