Yunan profesör: Türkiye hegemonik bir güç, çaresiziz!

Türkiye'ye yönelik İsrail kışkırtmalarıyla saldırganlığın sürdürülebilir olmadığını dile getiren haberler Yunan basınında sıklaşmaya başladı. Yunan profesör Panagiotis Ioakimidis'in son yazısı Türkiye'nin gerçek gücünün itirafı aynı zamanda Atina'ya da bir uyarı! Anlaşın diyor.

Atina'nın  Türkiye'yi çevreleme politikasının sürdürülebilir olmadığına ilişkin analizler Yunan basınında çoğalmaya başladı. Bu bağlamda ezber bozan bir açıklama da Yunan profesör Panagiotis Ioakimidis'ten geldi. 

Atina merkezli In.gr internet sitesinde bir yazı yayınlayan Prof. Ioakimidis, "Sınırlama stratejisini, yüksek maliyetler ödemeye istekli, açıkça daha güçlü bir ülke izleyebilir. Fakat ne biz ABD'yiz,ne de Türkiye Sovyetler Birliği!" diye yazdı. 

Atina'nın Türkiye'nin bölgesel bir güç haline gelmesini engellemek adına uyguladığı politikanın 'çıkmaz sokak' olduğunu belirten Yunan profesör, "Bu siyaset tarzı etkisizdir ve imkansızdır. Bu yaklaşım hiçbir sonuç getirmeyecek ve çok fazla kaynak israf ediyoruz. Bunu ne kadar erken anlarsak o kadar iyi" şeklinde ifadeler kullandı. İşte o yazıdan önemli satırlar...

HEGEMONİK BİR GÜÇ HEDEFLİYORLAR

Türkiye, akut ekonomik sorunlarına rağmen zaten yarı bölgesel bir güçtür ve daha fazlası olmayı hedefliyor; periferik sistemde ve ötesinde hegemonik bir güç... Bu bizde elbette kutsal bir öfkeye neden oluyor. Fakat bunda garip bir şey yok. Öncelikle Türkiye, bölgenin en kalabalık ülkesi. Komşu ülkelerden sadece İran'ın buna karşılık gelen bir nüfusu var. En büyük ekonomiye (Yunan ekonomisinden dört kat daha büyük) sahip ve dünyanın en büyük 10'ncu ekonomisi olmayı hedefliyor.

DÜNYA ÇAPINDA DİZİLER ÇEKİYORLAR

Ekonomisinin büyüklüğü nedeniyle G20 grubunun bir parçası. Güçlü bir silahlı kuvvetleri var. Önemli bir savaş endüstrisine sahipler ve bahsettiğimiz gibi uzun menzilli füzeler veya nükleer silahlar da dahil olmak üzere gizli silah programları geliştirebilirler. Ayrıca dikkate değer bir 'yumuşak güç' olarak da değerlendirilebilirler çünkü ihracat yapıyorlar. Dünya çapında diziler çekiyorlar. Yine elbette, milliyetçi ideolojiyle örülü bir rejimleri var.

SINIRLAMA STRATEJİSİ SÜRDÜRÜLEMEZ

Esasen iki strateji vardır: Sınırlama ve angajman. Sınırlama stratejisini, yüksek maliyetler ödemeye istekli, açıkça daha güçlü bir ülke izleyebilir (Sovyetler Birliği ve Çin'e karşı ABD'nin yaptığı gibi). Ancak Yunanistan bu stratejiyi Türkiye'ye uygulamaya çalışıyor. Bunun için güvenilmez ülkelerle askeri ittifaklar kuruyor, ülkedeki ABD varlığını genişletiyor, kendini donatıyor, yaptırımlar arıyor ve Türkiye'nin bölgesel-hegemonik bir güç olmasını engellemek için elinden geleni yapıyor. Ancak Erdoğan iktidarı bıraksın ya da bırakmasın; Türkiye'deki tüm siyasi kuvvetler sınırlama stratejisinde açıkça bir kuşatma ve parçalanma sendromu görüyor (Sevr Antlaşması Sendromu). Bu nedenle karşılıklı yarar sağlayabilecek tek strateji, Avrupa ortamına ve bölgenin koşullarına uyarlanmış bir angajman stratejisidir.

PARADİGMA DEĞİŞİKLİĞİNE İHTİYAÇ VAR

Stratejik ortaklığın unsurları: Türkiye'nin Avrupa'ya entegrasyon hedefinin canlandırılması ve 'Helsinki' türünde bir ilişki kurulması. Göz ardı etmeyelim ki; Türkiye, Avrupa güvenlik sisteminin bir parçası olarak kabul ediliyor. Biz her ne kadar öyle görmek istemesek de. 

Türkiye'nin bölgesel bağlamdaki yapılara entegre edilmesi gerekiyor: Örneğin Doğu Akdeniz'de dışlanmaması gibi... Hepsinden önemlisi iki ülke arasındaki sorunların hukuki yaklaşımların ötesinde ele alınması şart. Yunanistan'ı koruyan ve geleceğine yatırım yapmasına izin veren tek politika budur. Siyasi sınırlama, karşı tarafı, bedeli ne olursa olsun çok daha saldırgan ve uzlaşmaz yapmaktadır ki bu, Yunanistan'ın aksine Türkiye için katlanılabilir bir durumdur. Elbette sınırlamanın başarısı için Sovyetler Birliği örneğinden bahsedilebilir. Ama ne Yunanistan ABD'dir, ne de Türkiye Sovyet Birliği. Şimdi bir paradigma değişikliğine ihtiyacımız var.

O.G.

15 Oca 2022 - 16:12 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.