Türkiye Paris İklim Anlaşmasını neden onayladı? Kozmik akıl yine ne düşünüyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan BM Genel Kurulu'nda yaptığı açıklamada Türkiye'nin bundan sonraki ilk işinin Paris İklim Anlaşmasını yürürlüğe koymak olduğunu belirtti. Türkiye'nin 2016 yılında imzaladığı anlaşmanın aradan 6 yıl geçtikten sonra birden hızlıca yürürlüğe koymak istenmesi dikkat çekiciydi. Peki Türkiye bu anlaşmayı neden hızlıca yürürlüğe koydu? Türkiye'yi yöneten kozmik akıl ne düşünüyor?

+5
Haber albümü için resme tıklayın

İngiltere'nin Glasgow kentinde COP26 adı verilen Dünya İklim Zirvesi yapılıyor. Konuşulan ise küresel ısınmaya birlikte çözüm bulup dünyanın yaşanabilir bir yer olarak kalmasını sağlamak. Amaçlardan en önemlisi ise Paris İklim Anlaşmasının tüm dünyada uygulanmasını gerçekleştirmek...

Eylül ayında ABD'de yapılan BM Genel Kuruluna katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın burada yaptığı en dikkat çekici açıklamalardan biri Türkiye'nin  Paris İklim Anlaşmasını hızlıca yürürlüğe koyacağını duyurması oldu.

Erdoğan'ın bu açıklaması sözde de kalmadı. Eylül ayı sonunda açıkladığı düzenleme Ekim başında Resmi Gazete'de yayımlanarak hızlıca yürürlüğe girdi.

22 Nisan 2016 tarihinde imzalanan Paris Anlaşması'nı 6 yıl sonra böylece çabucak yürürlüğe koyan Türkiye içeride ve dışarda büyük dikkat çekti. 

TEMA Vakfı, WWF Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve Greenpeace yayınladıkları bildirileriyle Türkiye'de yeni bir dönemin başladığını duyurdu.

İstanbul Sözleşmesinden yeni kurtulduk başımıza yenisi mi çıktı diye endişe duyanlar da olmadı değil...

Akıllardaki sorular şunlar:

  • Nedir bu Paris Anlaşması?
  • Ne istiyor?
  • Türkiye neden 6 yıl sonra birden bu anlaşmayı yürürlüğe koydu?

Paris Anlaşması nedir?

Paris Anlaşması, dünyanın ilk kapsamlı iklim anlaşması olarak tarihi önem taşıyor. Sera gazı salımının azaltılması anlamında en fazla ülkenin uzlaştığı anlaşma olması nedeniyle diplomatik bir başarı olarak görülüyor.

197 ülkenin üzerinde uzlaştığı zirve bildirgesi, tüm ülkeler için ortak düzenlemeleri şart koşuyor. Bu düzenlemeler ülkelerin karbon salımını nasıl azaltacağını, daha yoksul ülkelere nasıl mali yardım yapılacağını söylüyor.

Anlaşma ne istiyor?

Anlaşmanın öne çıkan maddeleri şöyle sıralanabilir:

  • Küresel sıcaklık artışını, 1850-1900 yılları arasındaki "sanayi öncesi döneme" kıyasla 2 dereceyle sınırlamak, mümkünse 1,5 dereceye kadar düşürmek. (Mevcut artışın 1,1-1,2 derece düzeyinde olduğu biliniyor.)
  • İnsan faaliyetleriyle ortaya çıkan sera gazlarını, 2050- 2100 yılları arasında ağaç, toprak ve okyanusların doğal yollardan sindirebileceği bir noktaya çekmek.
  • Her ülkenin karbon salımını kesme performansını beş yılda bir değerlendirmek ve yeni hedefler belirlemek.
  • Zengin ülkelerin daha yoksul ülkelere "iklim finansı" vermesini sağlayarak iklim değişikliğine uyumunu geliştirmek ve yenilenebilir enerjiye geçişlerini sağlamak.

Şu anda İngiltere'nin Glasgow kentinde yapılan COP26'ya (26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) kadar onay sürecini tamamlamayı hedeflediklerini belirten Erdoğan, "Orta ve uzun vadeli tüm kalkınma programlarımızı yeşil kalkınma devrimini gerektirdiği rehberle hazırlayacağız" diye konuşmuştu. Erdoğan Türkiye'nin istediği güvenlik şartları sağlanmadığı için zirveye katılmadı ama istenen Paris Anlaşmasını yürürlüğe soktu.

Türkiye neden 6 yıl sonra birden bu anlaşmayı yürürlüğe koydu?

Paris Anlaşmasının istediği en önemli şey ülkelerin zararlı gaz salınımının en aza indirilmesi... Bu yolla küresel ısınmayı 2 dereceyle sınırlandırıp 1,5 dereceye kadar düşürmek planlanıyor.

Hedef ise sanayi öncesi döneme en yakın seviyelere inmek... 

Doğayı da acımasız bir biçimde israf ederek sömürüp dünyayı bu noktaya getiren Batı zihniyeti şimdi elleriyle verdiği zarar kendisini vurmaya başlayınca önlem almaya çalışıyor.

İşte Türkiye de bu durumu fırsat bildi ve anlaşmayı hızlıca yürürlüğe koydu.

6 yıl önce değil de şimdi uygulanmak istemesinin sebebi şu: 6 yıl önce Türkiye yerli ve milli elektrikli oto TOGG için üretim durumuna geçmemişti. Şimdi ise ilk parçaları üretiliyor, fabrikası bitmek üzere... İlk montaj ise 1 ay sonra başlıyor.

Yerli ve milli oto TOGG 2023'te piyasada olacak... Peki Türkiye bu arabaları kime satacak? 

İşte Paris Anlaşmasıyla gaz salınımını azaltmayı birlikte taahhüt ettiği ülkelere... Çünkü Avrupa'da daha şimdiden dizel araç kullanımını sınırlandırmak için yaptırımlar konmaya başladı bile...

Audi, Volkswagen gibi markalar dizel araç üretimini sonlandırıyor. 

Bu şekilde sayıları 10’u aşan Avrupalı ve ABD’li üreticiler, 2030’dan itibaren benzinli ve dizel motorlu araçlara veda edeceklerini açıkladı.

Peki ne kullanılacak elektrikli otomobiller...

Bu konuda devlet desteği ile en ciddi yatırımı ise Türkiye yapıyor. Audi, Volkswagen gibi markalar elektrikli araç üretiyor ama ne çip krizini aşabiliyorlar ne de verimli bir performans elde edebildiler.

Dünyanın en üstün teknolojili SİHA'larını üreten Türkiye ise bu konuda iddialı... Zira ülkelerin diğer alanlardaki teknolojik üstünlüğü de savunma sanayi alanında gösterdikleri başarılardan sonra geliyor. Savunma alanında yapılan buluşlar diğer alanlarda kullanılıyor. İnternet de böyle ortaya çıkmıştı.

Türkiye'nin otomobil alanında iddialı olduğunu da Türkiye değil otomobil devlerinin merkezi olan Almanya dile getiriyor.

Alman kamu yayıncısı ZDF kanalı Türkiye'nin elektrikli otomobili TOGG'u analiz eden bir habere yer verdi. "Elektrikli otomotiv TOGG: Tesla ve Volkswagen ile rekabette mi?" başlıklı haberde, "Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu" mercek altına alındı. Analizde, "Gelecek vaat eden bir otomobil” vurgusu yapıldı.

Bu iddialı değerlendirme Almanya'dan yapılınca dünyada da Avrupa'da da büyük heyecan uyandırdı. 

Zira elektrikli otomobil alanında sektörün lideri sayılan Elon Musk'ın Tesla'sı ile kıyaslanması bile başlı başına iddianın büyüklüğünü ortaya koymaya yetiyordu.

Elon Musk'ın tam da TOGG'un prototipinin üretim çalışmaları sürerken Cumhurbaşkanı Erdoğan'la Külliye'de bir özel görüşme yaptığından da bahsetmek gerek...

Musk'a şöyle bir parantez açacak olursak şu sıralar iki konuyla öne çıkıyor; biri Space X projesiyle interneti uydular sayesinde en düşük maliyetle tüm insanlığın kullanıma sunmak... Yani internetsiz bir insan alan bırakmamak! Büyük servete sahip biri neden bunu kendine görev bilsin ki...

İkincisi ise dünya gençlerinin dikkatini Dolar'dan kripto paraya çekmek...

Tüm dünyada internetin yaygın kullanımını sağlamak Dünya Siyonizm'i için zulüm düzeninin sonu demektir.

Artık zulmünün saklanabileceği, gizlenebileceği dünyada hiçbir nokta kalmayacak... Zaten bu sebeple Siyonizm Bill Gates'e de aşırı bir hınç besliyor ya...

Gates'in de en önemli özelliği bilgisayar kullanımını en düşük maliyetlere indirmek ve yaygınlaştırmak oldu.

Apple'ın yüksek maliyetleri karşısında işletim sistemi Windows'u bedavaya sunan Gates teknolojinin yaygın biçimde kullanılmasında etkin bir rol oynadı.

O sebeple dünya Siyonizm'inin azılı düşmanlık ettiği isimlerden biri... Öyle ya o olmasaydı Apple'la sadece seçkin bir zümre çok yüksek maliyetlerle ancak internet ve teknolojilerini kullanabilecekti.

Jeff Bezos - Bill Gates - Elon Musk

Bill Gates'in Erbakan hayattayken yazlığının bulunduğu Altınoluk'ta şimdilerde de yine Türkiye'de çok merak uyandıran, ses getiren, medyaca konuşulan uzun tatiller yaptığına da vurgu yapmak gerek... Türkiye'de beraber tatil yaptığı Jeff Bezos'un dakikada milyonlarca Dolar kazandığını hatırlatmak dakikaları bu kadar kıymetli olan iki ismin Türkiye'de uzunca tatil yapmalarının öylesine olmadığını anlatmaya yetecektir sanırım...

Tesla Otomobillerinin sahibi Elon Musk'un bir diğer dikkat çeken yanı ise yeni kuşakları Siyonizm'in parası Dolar'dan uzak tutması...

Gençlerin dikkatini kripto paralara çekerek Dolar'ın nasıl ilkel bir para birimi olduğunu görmelerini sağlıyor.

Bir günde 10 kat artış gösterebilen kripto para dünyasını tanıyan gençlerin Siyonizm'in parası Dolar'dan yıllarca bekleyip yüzde 10-20 kâr etmesini artık kimse isteyemez. Yani Dolar'ın hegemonyasının yeni kuşakların zihnine yerleşmesine engel oluyor. Kendisi bilerek mi yapıyor bir misyon mu yürütüyor bilinmez ama şimdilik bu işlere yaradığı çok net söylenebilir.

Yani gençlerin gözünde Dolar artık bir çöp para...

Türkiye böylesi derin ilişkilerle dünya otomotiv sektörünün elektrikli ve akıllı otomobillere geçiş sürecinde TOGG gibi önemli yatırımla alana güçlü bir giriş yapmaya hazırlanıyor.

Şöyle düşünün... Akıllı telefon devri başlamadan önce sektörün devi Nokia'ydı. Ama teknoloji gelişip akıllı telefon devri başlayınca sektör el değiştirdi. Şimdilerde Samsung lider. Nokia'dan ise bahseden bile yok. Arabalara takoz yapma esprilerine konu edenlerden başka...

Peki TOGG bitince Türkiye bu arabaları kime satacak?

İşte başlıktaki sorunun cevabı burada... Paris Anlaşmasını imzalayarak birlikte uygulamaya koyduğu ülkelere...

Türkiye elektrikli otomobilini banttan indirdikten sonra başlayacak artık egzoz gazlarının doğaya zararlarını Paris Anlaşması üzerinden Batılı ülkelerin kafalarına vurmaya...

Fosil yakıtlı araçların doğaya zararını Paris Anlaşması üzerinden dünyaya anlatacak olan Türkiye bu sayede yerli ve milli elektrikli aracına da pazar alanı açmış olacak.

Hem tabiatın zarar görmesinin önüne geçmiş hem de pastadan büyük payı kapmış olacak...

Zaten gidişat da otomobil sektörünün büyük krizler yaşayacağını gösteriyor. Bir türlü önlem alınamayan çip krizinin yanında şimdi bir de magnezyum sorunu çıktı.

Yani bir el fosil yakıtlı araçların önünü tıkayıp elektrikli araçların önünü açarken Türkiye'yi yöneten kozmik akıl da sektörün gireceği darboğazı önceden görerek yine tedbirini alıyor. 

Tıpkı koronavirüs pandemisinden çok önce pandemi toplantıları yaparak, şehir hastanelerini açarak...

Çip krizini 2014 yılında tesislerini açıp geçen yıl yerli ve milli çipi Çakıl'ı üretip kullanıma hazır hale getirerek...

Doğalgaz tedarik sıkıntısının hemen arifesinde tüm dünyanın karşı çıkmasına rağmen sondaj faaliyetlerine başlayıp kendi gazını bulup elini güçlendirerek...

Devasa krizlerden en az etkilenen Türkiye bu sayede dünyaya da örnek teşkil edip doğal olarak liderlik konumuna yükseliyor.

Türkiye'yi yöneten kozmik aklın bu devasa olayları önceden bilip tedbir alması ise tesadüflerle açıklanacak gibi değil.

Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen hedefleri doğrultusunda yol alan bu kozmik aklın sahibi kimdir, nereden yönetimini gerçekleştiriyor bilmek şu an için mümkün görünmüyor.

Ancak Türkiye'yi Erbakan'ın hedefleri doğrultusunda yönettiği muhakkak...

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil, bu kozmik akla şu ifadelerle dikkat çekmişti:

“…Yeniden Büyük Türkiye'nin yükselişini içeriden Türkiye'deki  İsrail dışarıdan Dünya Siyonizm'i her türden hile, ihanet ve saldırı ile engellemeye çalışıyor başaramıyor. Türkiye'yi kozmik akıl yönetiyor…”
- GEÇKİL -

O.G.

08 Kas 2021 - 11:49 - Yaşam

Muhabir  Osman Gürses


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Fatih Mehmed ALTINEL - Allah akıl fikir versin...4 büyük şeytanı alladın pulladın ya...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 08 Kasım 11:54