El-Aziz ne diyorsa o! Trump: İsrail kelimenin tam anlamıyla ABD Kongresi'nin sahibiydi artık değil!

Trump bu açıklamasıyla Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil'in yıllardır yazdığı hakikatleri teyit etmiş oluyor. Yani ABD'de Siyonist kurulu düzenle şiddetli bir iktidar kavgası içerisinde olan bir yapı var ve o yapı artık Siyonist kurulu düzeninin etkisini kırmayı başardı.

Eski  ABD Başkanı Donald Trump pazartesi verdiği bir röportajda, 2018'de Manga üyeleri (2018'deki Temsilciler Meclisi seçimlerinde seçilen 4 Demokrat, ilerici ve sol görüşlü kadın için kullanılan ad -ed.n.) Kongre'ye katılana kadar ABD Kongresi'nin İsrail hükümetince "haklı biçimde" kontrol edildiğini söyledi.

Ari Hoffman'ın programındaki röportajda Demokrat Parti'nin ilerici mensupları aleyhinde yaptığı uzun ve şaşırtıcı konuşmasında Trump, kendisini başıyla onaylayan Hoffman'a sol eğilimli Demokratlar seçilip İsrail'in Filistinli sivillere muamelesine dair şüpheciliği ve eleştiriyi açıkça benimseyene kadar yıllar boyunca

"İsrail'in kelimenin tam anlamıyla Kongre'ye sahip olduğunu"

söyledi.

Eski Başkan sözlerine

"Çok güçlüydü, çok güçlü. Bugünse tam tersi"

diye devam etti ve ekledi:

[Temsilciler Meclisi Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez] ile [Temsilciler Meclisi Üyesi Ilhan Omar], ve İsrailden... tutkuyla nefret eden bu kişiler arasında. İsrail artık Kongre'de bir güç değil.

Aslında Trump'un Siyonist kurulu düzenle şiddetli bir kavga içerisinde olduğu ve onun döneminde kurulu düzenin büyük yara aldığını anlattığı bu açıklamaları El-Aziz okurları için sürpriz değil!

Trump bu açıklamasıyla Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil'in yıllardır yazdığı hakikatleri teyit etmiş oluyor.

İşte Geçkil'in ABD'deki derin iktidar kavgası ve sonuçta Siyonistlerin eskisi kadar güçlü olmadığını anlatan o tespitleri:

  • Siyonist kurulu düzen ABD'de eski hegemonik gücünü yitirdi; Ulusalcılarla ölümüne bir iktidar mücadelesi yaşıyor. / 12 Mart 2019
  • Türkiye'deki İsrail illüzyoncu medya ve akademiyası ABD'deki Küreselcilerle Ulusalcılar arasındaki ölümüne iktidar kavgasını yok sayarak Siyonist Kurulu Düzeni bütüncül güç olarak kamuyouna yansıtmaktadır. Oysa Amerika derken hangi Amerika'dan söz edildiği belirtilmelidir. Türkiye'nin karşısında olan Siyonist Kurulu Düzen'dir. Trump'un temsil ettiği Ulusalcı yapılanma değil. / 6 Mart 2021
  • Erbakan on günlük geziden dönerken "ABD'de Yahudi'ninkinden güçlü bir örgüt kurduk" demişti. Kurulu düzen kendiliğinden çökmüyor! / 20 Aralık 2018
  • Trump destekçileri ile kurulu düzen arasındaki ölümüne iktidar kavgası ABD'yi nötr hale getirdi. Bir karar alınıp yürütülemiyor. / 12 Eki 2017
  • Trumpçılarla kurulu düzen yanlıları uzlaşamaz ve yenişemez. ABD de SSCB gibi dağılır. İsrail hamisiz kalır. Türkiye'yi kim tutar? / 8 Eyl 2017 
  • Gözlemlenen o ki; 2 Türkiye, 2 ABD, 2 İran, 2 Almanya var. RTE 2 Türkiye arasında yalpalayıp duruyor. /16 Ağu 2017
  • ABD'deki kurulu Siyonist düzenin karargâhı Pentagon'un İsrail'in güvenliği için Trump yönetimiyle ölümüne iktidar mücadelesinde; Türkiye'deki kurulu düzen temsilcilerinin Trump karşıtlığı yaptığını biliyor musunuz? / 30 Mar 2018
  • Trump karşıtı Siyonist kurulu düzen ABD ile Türkiye'yi karşı karşıya getirmeye çalışıyor. İsrail'e boyun eğdirmek için! / 10 Eki 2017

Aslında Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil ABD'deki iç iktidar kavgasını yaklaşık 20 yıldır anlatıyor. Gazete arşivlerimizden de tüm detayları çıkarabilir adeta bugünü anlatan o isabetli tespitlerini de okuyabilirsiniz. 

Özetle El-Aziz'i okumaya devam edin...

İşte Trump'un ilk seçildiği gün Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil'in "Türkiye’den sonra ABD’de de VESAYET ÇÖKTÜ" başlıklı manşet yazısı:

ABD’deki kurulu düzene bağlı siyaset, bürokrasi, sermaye, medya, sanat yapılanmalarının açık hedef haline getirdiği, partisinin bile tam desteğini alamayan Donald Trump başkanlık seçimini kazanarak Küresel Siyonizm’e Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan daha büyük bir gaile oluşturdu. Küresel Siyonizm bundan böyle eskisi gibi Türkiye’ye alaka gösterip içini, dışını karıştıramayacak. Artık var gücü ile ABD’yi karıştırmaya çalışıyor; günlerdir Trump’a karşı kitlesel ayaklanmaları örgütlüyor.

Küresel Güç Siyonizm çeşitli medya illüzyonlarıyla Trump’ı alabildiğine olumsuzlayarak bir beklenmedik afetin tahribatı gibi geçici göstermeye çalışmakta, sistemden nemalananların düş kırıklığına, umutsuzluğuna karşı moral yapma çabası sergilemektedir.

Başkanlık seçimini kazanması ABD’ye düşen meteor şeklinde karikatürize edilen Trump’ın dünya dengelerini bozarak büyük tahribat yapacağı izlenimi verilmektedir. Siyonist düzene bağlı yapılanmalar seçim kampanyası sürecinde Trump’ın adaylığına gösterdikleri tepkileri başkan seçildikten sonra arttırıp sürdürerek kayıplarını azaltma çabasındalar lakin nafile.

ABD’deki düzenin kurucu iradesini temsil eden üst akıl Trump’ın sisteme karşı çıkarak çok güçlü yapılanmalarına rağmen başkan seçilmesini sürprizle karşılayıp kabul edilemez diye empoze etmektedir. Olaya ihtimal dışı kaza süsü verilerek seçim sonucunun ABD halkının sağduyulu iradesini yansıtmadığı savunulmakta, akıl mantık dışı durum gibi gösterilmekte, ne şekilde ve ne pahasına olursa olsun mutlaka düzeltilmesi gerektiği kabul ettirilmeye her yola başvurularak çalışılmaktadır.

Oysa gerçek durum organize tepkilerle sirk aynaları gibi çarpıtarak yansıtılmaya çalışıldığı gibi değildir. Trump’ın kazandığı başkanlık seçimi başarısı tombaladan çıkmış gibi olmadı; ABD toplumunda rasyonel karşılığı var. Kurulu vesayet düzeni karşıtı toplumsal direniş de spontane değil örgütlüdür; bir siyasi doktrine ve bilince dayanmaktadır.

ABD’de uzun geçmişi olan Yahudilerle Beyaz Hristiyanlar arasındaki iktidar mücadelesinin toplumu ayrıştıran siyasi söylemi küreselcilik-ulusalcılık şeklinde ete kemiğe bürünmeğe başlamıştır. Bu karşıt görüşlü kesimlerin ABD’ye yüklemek istedikleri misyonun buna bağlı olarak belirlendiği ve ülke siyasetine yansıtıldığı da nicedir gözlemlenmektedir. Bunlar yok sayılıp ABD Başkanlık seçimini Trump’ın kazanması yapılan bir yanlışlık, hiç beklenmedik bir kaza gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Lakin bu sonucu değiştiremeyecek beyhude bir çırpınıştır.

Ezcümle, Trump’ı destekleyen ve kurulu düzene karşı çıkan Ulusalcılar şunu diyor: ABD’yi süper güç olarak dünyanın jandarmalığı için kullanan Küreselciler ülke kaynaklarını dünya sorunlarını savaşla çözmek için harcarken Amerikan halkının çok önemli bir kesimi sefalet içinde yaşamaya mahkûm edilmektedir. ABD dünyanın jandarmalığını yapmaya çalışırken birçok eyaletinde asayişi ve can güvenliğini sağlayamamaktadır. Savaş harcamaları ülkeyi kalkınmada geri bıraktırırken toplumsal refahın sağlanmasını engellemektedir. ABD savaş harcamaları yüzünden giderek geriliyor, sürekli kaybediyor, kazandığı bir şey ise yok.

Ulusalcıların bu söylemini vesayet düzeninin baskıları nedeniyle yeterince dillendiremeyen Donald Trump; sadece kıyısından köşesinden ele alarak ABD’nin Suriye’de, Irak’ta, başka ülkelerde savaşmasının, asker bulundurmasının ne gereği var diyebiliyor. ABD’nin ülkeleri bir yana bırakıp terör örgütleriyle iş tutmasına karşı çıkıyor. Rusya ve bütün ülkelerle barış ve uzlaşma yolunu arayıp çatışma ve savaşı arzu etmediklerini ifade ediyor. Bu kadarı bile Küreselci Siyonist NEO-CON’ları çıldırtmaya, yıkıcı kampanyalar başlatmalarına yetiyor.

Siyonist NEO-CON’lar ise küreselcilik adına İsrail’in güvenliği/bekası ve BOP ambalajında Büyük İsrail planını hayata geçirmek için süper güç ABD’yi ve imkânlarını kullanmak üzere siyasetini dizayn etmeye çalışmaktalar. ABD’nin dünya hâkimiyetini idealize edip gerçekte Yahudilerin küresel hegemonyası için araçsallaştırmaktadırlar. Ne var ki Ulusalcılar bunun artık farkındalar ve bu söylemle siyaset üretip toplumsal destek oluşturarak iktidar oldular.

Yahudiler sahip oldukları sermaye, medya, çokuluslu şirketler aracılığıyla ABD ekonomisi, siyaseti, sanat ve kültür yapılanmaları üzerinde mutlak bir etkiye, üstünlüğe sahiptirler. Bu, sayısal olarak küçük bir ekalliyet olmalarına karşın ülkede dominant güç olmalarına imkân sağlamaktadır. Dolar ve merkez bankası FED Yahudilerin mülkiyetinde olduğu için ABD’yi dünya gücü haline getirmişlerdir. Özellikle savunma sanayiinde ve Pentagon’da mutlak bir Yahudi hâkimiyeti vardır. Bu yüzden başkan seçilen Trump’ın ve onu destekleyen Ulusalcı kesimlerin işi hiç kolay değil. Lakin her şeye rağmen Siyonizm ABD’de büyük darbe yemiş durumda ve telafisi mümkün görünmüyor.

Küresel Siyonizm artarda çıkarttığı iki dünya savaşının bitiminde 1945 Yalta Konferansıyla her iki savaşın galibi İngiltere’yi bir yana bırakıp ABD-SSCB partnerliğinde iki bloklu dünya düzeni ile çatı kuruluşu olarak Birleşmiş Milletler Teşkilatını kurdu.

Birleşmiş Milletlerin merkezini New-York’a taşıyarak dünyanın başkenti yapan Siyonizm’in kurduğu iki kutuplu sistem SSCB’nin İşgal ettiği Afganistan’da uğratıldığı askeri, ekonomik kayıplar nedeniyle komünizmin çökmesi ve Varşova Paktının dağılması sonucu yıkıldı.

Küresel Siyonizm’in bu defa tek süper güç haline getirerek ABD liderliğinde ilan ettiği Yeni Dünya Düzeni ilk iş olarak Büyük Ortadoğu Projesini (BOP) gerçekleştirmek amacıyla Irak ve Afganistan’ı işgale başladı. Birleşmiş Milletler baypas edilip adeta lağvedilerek yapılmış olan Irak işgalindeki yenilgi tek süper güç ABD ve Batılı müttefiklerinin sonunun başlangıcı oldu. Birleşmiş Milletler Örgütü de tartışma konusu ve sert eleştirilerin hedefi olmaktadır.

Siyonist NEO-CON’lar Irak işgalinin başarısızlığı ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld kasıtlı olarak yeterli asker, araç gereç ve lojistik destek sağlamayarak bilinçli şekilde engel olması yüzünden yaşandı iddiasında bulundular. Bu suçlama Rumsfeld’in bakanlıktan azli ile sonuçlandı!

Bu suçlamanın özü şuydu: Ulusalcı zihniyete mensup Donald Rumsfeld ABD’nin tek süper güç olmaktan ıskat edilerek dünyanın jandarmalığı rolünü bırakmasını sağlamak amacıyla Irak işgalinin başarısızlığını planlayarak gerçekleştirdi!

Bu olay da açıkça gösteriyor ki şimdi başkan seçilen Donald Trump’ın temsil ettiği Ulusalcı kesimler ABD’de nicedir vardı. Öyle büyük yaygaralarla iddia edildiği gibi başarı tesadüfen ve kazara elde edilmiş değildir!

SSCB’nin dağılmasının ardından kurulan Rusya Federasyonu’nun başına geçen Vladimir Putin de Küresel Siyonizm’in komplolarına karşı büyük bir mücadele vererek bağımsızlığa yelken açtı ve büyük mesafeler aldı. Başkan seçilen Trump, Putin’le öylesine ittifak arayışı içinde değil Küresel Siyonizm karşısında güç birliği yapma amacına yöneliktir. Siyonizm’in kurduğu küresel düzenin tüm ayakları bir bir çöküyor.

Ancak Küresel Siyonizm karşısında bağımsızlık mücadelesini ilk önce Erbakan Türkiye’de başlattı ve kazandı. 15. yılına giren tek başına AKP iktidarı Millî Görüş politikaları uyguladı ve Türkiye’yi bölge lideri küresel güç haline getirdi. AKP’nin de tıpkı ANAP gibi, Erbakan’ın bir projesi olduğu her geçen gün çok daha net ortaya çıkmaktadır.

Putin yönetimindeki Rusya gibi ABD’deki Ulusalcılar da AKP iktidarı ile ittifak içinde birlikte hareket etmektedirler. Bu ittifakların çok net ve radikal şekilde yapılması beklenemez. Çok büyük güce ve imkânlara sahip olan Küresel Siyonizm iki bloklu dünya düzenindeki o zirve konumundan artık çok uzakta olsa da hala kimse açıktan karşı çıkmayı göze alamamakta, hedef olmaktan sakınmaktadır. Gizli yapılanmaları olduğu için kimse karşısına nerde nasıl bir çapanoğlu çıkacağını kestiremez, her an kötü bir sürprizle karşılaşabileceği endişesiyle çekinir. Tıpkı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın FETÖ darbe girişimine maruz kalması gibi.

Küresel Siyonizm’e karşı küresel bir yapılanma planı Türkiye merkezli yürütülmektedir! Bu nedenledir ki Putin yönetimindeki Rusya’nın izlediği politikalarla ABD’deki Ulusalcıların her konudaki görüşleri Türkiye’nin politikaları ile örtüşüp çakışmakta, çatışmamaktadır.

Rusya’nın Gürcistan ve Ukrayna’da yaptığı operasyonlara NATO’ya rağmen Türkiye hiçbir engel çıkartmayarak dolaylı destek sağladı. Rusya ise ilk günden beri ifade ettiğimiz üzere Türkiye adına Suriye’de vekâlet savaşı yapmaktadır. Uçak düşürme komplosunun umulan sonucu vermeyip teenni ile karşılanmasının nedeni de budur.

Trump’ın seçim kampanyası boyunca dillendirdiği siyasi söyleminse Türkiye’nin politikaları ile örtüştüğü tevil edilemez açıklıktadır. Siyonist medyanın sirk aynaları gibi, tüm söylemini çarpıtarak yansıtmasından kaynaklanan yanlış anlaşılmalar ayıklandığında Trump’ın ifade ettiği bölge politikalarına ilişkin sözlerinin Türkiye’nin izlemekte olduğu politikalarla uyuşup örtüştüğü görülmektedir. Trump’ın dedikleri ana hatlarıyla şunlardır…

ABD’nin Suriye’de, Irak’ta ne işi var? Sorunları örgütlerle değil; bölge ülkeleriyle çözmenin yollarını arayacağız. Çatışmayı değil diyalogu, savaşı değil müzakere ile sorunları çözmek için çaba harcamayı yeğleyeceğiz. İmkânlarımızı savaşlara harcamayı değil kalkınmamıza ve refahımızı arttırmada kullanmayı tercih edeceğiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bunları söylüyor. ABD’nin Suriye’de, Irak’ta ne işi var; Türkiye bu iki ülke ile 1300 km sınıra sahip. Sınırların her iki tarafında akraba toplumlar yaşıyor ve Türkiye’de bu iki ülkedeki iç savaştan kaçmış 3 milyon mülteci barındırıyor. Suriye’yi, Irak’ı istikrarsızlaştırıp dünya barışını tehdit eden iç savaşı ve terörü ortadan kaldırmak için ABD terör örgütleriyle değil NATO müttefiki, stratejik ortağı Türkiye ile birlikte hareket ederek bir çözüm bulmaya çalışmalıdır.

İşte görüyorsunuz; ABD Başkanı seçilen Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan birbiriyle tam olarak örtüşen politikalar dillendirmektedirler. Siyonist kuruluşların savaş baltalarını çıkarıp hücuma geçtiği Amerikan halkının oyları ile seçilmiş Başkan Trump ile Türkiye’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinin bire bir örtüştüğü bu kadar açıkken televizyonlardan tam aksine görüşlerin izleyenlere boca edilmesi manidar değil mi? Onların öyle konuşmak zorunda kalmasının arka planında İsrail baskısı mı var yoksa? Siyonizm’in hala çok güçlü, etkin olduğu alan medyadır. Maalesef Türkiye’de de bu hala böyledir.

Oysa seçim kampanyasında FETÖ’den milyonlarca $ destek alan Hillary Clinton Suriye’de terör örgütü PYD’ye silah yardımı yapmaya devam edeceğiz diyordu. Seçimi kaybetmesini Türkiye’nin kaybı gibi gösteren medya illüzyonlarının artık halkı hipnotize etmediği ABD’de de görüldü. Recep Tayip Erdoğan’ın biz manşetlerle gelmedik ki manşetlerle gidelim sözü, artık Ronald Trump için de geçerli. Gerçek şu ki, Küresel Siyonizm anavatanı ABD’de dahi büyük bir gümbürtü ile kaybetmiş bulunmaktadır. Dünyada vesayet rejimleri yıkılıyor. Artık kim tutar Türkiye’yi?

Sayı: 939

# TÜRKİYE - ABD İLİŞKİLERİ İLE İLİŞKİLİ:

03 Kas 2021 - 19:06 - Analiz

Muhabir Osman Gürses


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Yeni sitemizi nasıl buldunuz?