Gündem yine Erdoğan-Baykal görüşmesi madem biz de bir hatırlatma yapalım!

Sedat Peker'İn Deniz Baykal iddiaları üzerine Baykal ve Erdoğan'ın Dolmabahçe Sarayı'nda yaptığı görüşme

Sedat Peker’in Deniz Baykal-Korkmaz Karaca ilişkisine dair iddiaları üzerine Baykal’ın 2002 yılından itibaren Erdoğan’la ilişkisi sorgulanmaya başlandı. Bu kapsamda Livaneli'nin Erdoğan - Baykal görüşmesine ilişkin iddiaları da ülke gündemine yeniden geldi.

Ancak gündem ne olursa olsun ortaya bir gerçeklik daha çıkıyor zaman değişse de Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil'in ortaya koyduğu tespitlerin hakikat oluşu...

Geçkil, Deniz Baykal için Milli derin devletin sağlam bir mensubu olduğunu ifade ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da Milli derin devlet ile tanıştırıp Başbakanlık yolunu açtığını sıklıkla belirtmişti.

2002 yılında gerçekleşen Dolmabahçe Sarayı'ndaki Baykal Erdoğan görüşmesi sonrası Erdoğan'a Başbakanlık yolu açılmış, o güne kadar her yol denenmesine rağmen çözülemeyen sorun görüşmenin hemen akabinde Siirt formülüyle önce Erdoğan milletvekili seçtirilip sonra da Başbakan yapılarak yoluna koyulmuştu.

İşte Geçkil'in o günden itibaren ortaya koyduğu tespitlerin hakikat olduğunu Livaneli bugün Gazete Duvar’dan İrfan Aktan’a verdiği röportajında bir kez daha ortaya koyuyor.

Üzerinden yıllar geçse de Türkiye'deki İsrail'in Baykal düşmanlığı hiç bitmiyor. Peki arka planında ne var?

İşte Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil'in Baykal ve Erdoğan ilişkisine dair yıllar önce yaptığı değerlendirmesi özetle şöyle:

"Tek başına iktidara gelmiş bulunan partinin milletvekili olamayan genel başkanı olarak ziyaret ettiği başkentlerde devlet başkanları statüsünde kırmızı halılar üzerinde karşılanmasına rağmen bir türlü Başbakan olamıyordu…

Abdullah Gül Başbakan olarak karizma yaparken, milletvekili olamayan Genel Başkan Recep Tayip Erdoğan giderek karizması erimeye, itibar yitirmeye başlamıştı.

Kendisini destekleyen batılı dostlarından fayda gelmeyeceğini anlamaya ve Başbakan olamazsa, 5 yıl sonraki seçime kadar konumunu koruyamayacağından endişe etmeye başlamıştı ki; bir gün hiç beklenmedik şekilde kapısı çalındı. Kapıyı çalan millî derin devlet elçisi Deniz Baykal’dan başkası değildi. Tam 2 saat süren baş başa görüşmede Baykal her şeyi anlatıp aklına yatırdı…

Ondan sonra millî derin devlet YSK’ya talimat vererek Siirt Formülünü devreye soktu. Muhtar bile olamaz denilen Recep Tayip Erdoğan milletvekili yapılarak Başbakanlığa getirildi. Bunun için bir de ufaktan anayasa değişikliği Deniz Baykal liderliğindeki CHP’nin desteği ile gerçekleştirildi. Tabii, bu yaptığı hiç unutulmayacak, Deniz Baykal da en az Recep Tayip Erdoğan kadar hedef yapılacaktı.

İlginçtir 3 Kasım 2002 Genel Seçimi boyunca Erbakan’ı Cumhurbaşkanı yapacağız propagandasını yaptıran AKP lideri Recep Tayip Erdoğan millî derin devlet sayesinde Başbakan olunca; ilk yurt içi gezisini Antalya’ya Deniz Baykal’ın memleketi Antalya’da yapılmakta olan uluslararası Rotary-Lions Kulüpleri Kongresine katılmak üzere giderken o tarihi sözünü söyledi:

Biz Millî Görüş gömleğini çıkardık, kim giyerse giysin!

Aradan çok geçmeden bu sözü, Başbakan Tayip Erdoğan’ın, AKP’yi kurup 3 Kasım seçiminde tek başına iktidara taşırken kendisini destekleyen ABD Yahudi lobisi ve Türkiye uzantısı kesime karşı bu kez millî derin devlet ile işbirliği içine girdiğini kamufle etmek üzere söylediği anlaşılacaktı!"

- GEÇKİL - 14 Haziran 2014 - MANŞET / EL-AZİZ

Livaneli'nin bugünkü röportajı şöyle:

“Bu son iddiaları duyunca ben hiç bulaşmak istemedim. Zaten 14 yıl önceki yazıyı da başkaları çıkarıp dolaşıma sokmuş. Sosyal medya öyle berbat bir şey ki, “Aklın başına yeni mi geldi?” diye soruyorlar. Yahu yazı zaten 14 yıl öncesine ait! Beni pek çok gazeteci de aradı ama siz hariç kimseye konuşmadım. Çünkü karmakarışık bir ortam söz konusu. Evet, Baykal 2002 seçimlerinden sonra Erdoğan’la görüşmüş, anlaşmış. Erdoğan kendisine muhtemelen “Seni cumhurbaşkanı yapacağım” demiş. Birileri bugün bile çıkıp diyor ki, “O, Baykal’ın en sağlam hareketidir.” Niye? “Çünkü partisi seçimden birinci çıkmış Erdoğan’ın Meclis’e girmek hakkıydı.” Fakat burada esas mesele şudur: 2002 seçimlerinden önce CHP halka milletvekilliği dokunulmazlığını kaldırma sözü vermişti. Çünkü milletvekili olmak akçalı suçlarda dokunulmazlık zırhına erişmek demekti. Elbette partisi birinci çıkmış Erdoğan veya herhangi biri seçilip Meclis’e girebilmeli ama dokunulmazlık da kalkmalıydı”

Erdoğan hakkındaki davalar nelerdi?

Belediye başkanlığı döneminden gelen davalar vardı. Dolayısıyla Baykal’ın yaptığı anlaşma Erdoğan’a atılmış can simidiydi. Bir hukukçu olarak Sezer’in uyarısı da bu yöndeydi. Kendisi de bir hukukçu olan Baykal, bile bile bu operasyona imza atarak o dönem Erdoğan’ın dokunulmazlık zırhı kazanmasını sağladı.

Ahmet Necdet Sezer’le bu konuyu siz mi görüşmüştünüz?

Evet. Sayın Sezer, Erdoğan’ın milletvekili olmadan başbakan olma önerisini reddetmişti. Dolayısıyla Erdoğan’ın başbakan olabilmesi için milletvekili seçilmesi şarttı.

Sezer’in görüşlerini Baykal’a ilettiniz mi?

Tabii, Mehmet Sevigen’in evindeki gayet gergin geçen bir buluşmada ben ilettim kendisine. O görüşmenin şu anda yaşayan şahitleri de var. Partinin ileri gelenlerinin olduğu o buluşmada benim haricimde kimse konuşmadı. Baykal’a, “Demokrasinin gereğiyse, tamam, Erdoğan’ın önü açılsın ama bu dokunulmazlıklar ne olacak? Niye dokunulmazlıkları kaldırmadan bunu yapıyoruz biz?” diye sordum.

Baykal’ın yanıtı ne oldu?

Erdoğan’la şahsi çıkarları için o kadar net bir anlaşma yapmıştı ki; bırakın kapalı görüşmeyi, Meclis grubunda bas bas bağırarak “Tayyip’i kurtarıyor diyorlar, evet kurtarıyorum; var mı itirazı olan?” dedi. Biz de saf saf ilkelerden dem vuruyoruz. Ne ilkesi yahu; hiçbir şey kalmamış!

Kısa sürede anladım ki, Baykal’ın Erdoğan’dan farkı yok...

#

03 Tem 2021 - 13:30 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.