Turgut Özal'ın uğradığı iki suikast hatırlatılmıyor, Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazası unutturulmuyor

Bugün 25 Mart 2024.. BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazasında vefat etmesinin üzerinden 15 yıl geçti. İki dönem tek başına iktidar olan, başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunan Turgut Özal'ın iki kez suikasta uğrayıp birinde kurban gittiğini unutturan illüzyoncu Zümre medya ve akademiyası Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümünü hiç unutturmadı. Peki, ama neden..

2009 yılının 25 Mart'ında yine bir seçim sürecinde hava yoluyla seyahat eden BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu geçirdiği helikopter kazasında vefat etti.

Vefatının üzerinden 15 yıl geçti,  halen kaza mı suikast mı olduğu belirlenemedi. Ancak illüzyoncu Zümre medya ve akademiyasının gündeminden bu kaza hiç düşmedi, Muhsin Yazıcıoğlu hiç unutturulmadı.

Halbuki iki dönem tek başına iktidar olacak kadar toplum desteğini arkasına alan Turgut Özal biri başbakan diğeri Cumhurbaşkanıyken olmak üzere 2 ayrı suikasta hedef olmuştu.

Hatta kardeşi Korkut Özal bir canlı yayında ağabeyine suikast tertip edenin basın baronu Erol Simavi olduğunu tespit ettiklerini ancak bir şey yapamadıklarını da ifade etti.

Başbakan Özal o suikasttan yaralı kurtulsa da Cumhurbaşkanlığı görevindeyken suikasta kurban gittiği yapılan incelemeler sonrası ortaya çıkarıldı. İllzüyoncu medya ve akademiya hiç gündem yapmadı, hatırlatmadı, kamuoyuna mal etmedi. Zira iki suikastın ucu da Zümre'ye çıkıyordu.

Ancak Özal'ın uğradığı suikastları unutturan medya ve akademiya Muhsin Yazıcıoğlu'nun bir helikopter kazasında ölümünü kaza mı suikast mı olduğu bile henüz belli olmamasına rağmen hiç gündemden düşürmedi. Peki neden?

Zira Muhsin Yazıcıoğlu'nun takiyeci Zümre'ye fayda sağlayan icraatları, eylemleri vardı. İşte bazıları..

ABD'de planlanan 12 Eylül darbesine ortam hazırlamak için başlatılan sağ-sol anarşisinin artık tek merkezden aynı seri numaralı silahlarla gerçekleştirildiğini bilmeyen yok. İşte bu süreçte Ülkü Ocakları Genel Başkanı olan Muhsin Yazıcıoğlu ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren bu sağ-sol anarşisinin tam göbeğinde yer alıyordu.

12 Eylül 1980 darbesi sonrasında tutuklu kalan Erbakan ve Türkeş o süreçte güçlü bir birliktelik sağlamışlardı. Bu birlikteliğin nişanesi olarak da Erbakan ve Türkeş 1991 yılında seçimlere ittifakla katılma kararı almıştı. Bugün Devlet Bahçeli'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a verdiği desteğin ülke için önemi herkesin malumu.. İşte benzer bir desteği de MÇP Lideri Alparslan Türkeş hem de o çalkantılı dönemde Erbakan'a vermek istemiş hatta seçimler sonrasında Refah Partisi çatısı altında kalıcı bir ittifak kurulması kararlaştırılmıştı.

İşte böylesine milli ve yerli bir projeyi bozan isim olarak da Muhsin Yazıcıoğlu kullanılmıştı. Erbakan ve Türkeş'in seçimler sonrası Meclis'te aynı sıralarda oturarak Türkiye'nin en sıkıntılı dönemlerinde milli ve yerli bir ittifak kurduklarını fiilen gösterdikleri o günde Muhsin Yazıcıoğlu birkaç arkadaşıyla Türkeş'in kararına uymayıp ayrı sıralar oturunca ittifak MHP oylarının bölünme tehlikesi sonrası bozulmuştu. BBP de böyle doğmuştu. Özetle AKP-MHP İttifakını bozmak için Meral Akşener'in İyi Partisi'yle ayrı baş çekmesi günümüzden bir örnek olarak gösterilebilir.

FETÖ'nün ilk siyasi denemesi de 1994 yerel seçimlerinde BBP listelerinden oldu. Ancak toplumdan bir karşılık bulmadı ve başarısız kaldı. Cemaatin bir toplumsal karşılığı olmadığı o seçimde anlaşıldı.

28 Şubat sürecinde de Muhsin Yazıcıoğlu Refah-Yol Hükümetine tam da 28 Şubat'a bir ay kala verdiği dışarıdan desteği çekerek darbecilerin işini kolaylaştırmış, iktidarın sandalye sayısını kritik seviyeye düşürmüştü. Devam eden süreçte Çiller'in vekilleri dışarıdan müdahaleyle maruz kalarak bir bir istifa ettirilince Refah-Yol Hükümeti de bozulmuştu. 28 Şubat sürecinde Fethullah Gülen gibi o da Erbakan'ın istifasını isteyen isimlerdendi.

İleriki dönemlerde de Muhsin Yazıcıoğlu ismi ön plandaydı. Partisi toplumdan karşılık bulamayıp bir başarı gösteremese de medyada hep gündemde tutuyordu.

Türkiye'yi karıştırmayı amaçlayan Hrant Dink, Rahip Santoro gibi sansasyonel cinayetlerde de Yazıcıoğlu'nun partisi ve alt örgütleri kullanılmıştı.

Son dönemde de BBP'li üst düzey yetkililer Devlet Bahçeli'nin devrilip yerine Muhsin Yazıcıoğlu'nun MHP'nin başına getirilmesi projesinin hayata geçirilmek istendiğini bizzat belirtiyorlardı.

İşte bu gibi olaylar da Muhsin Yazıcıoğlu hayattayken gündeme geldiğinden partisi hiçbir zaman toplumdan destek bulamadı.

Şimdilerde illüzyoncu medya ve akademiya adını gündemde tuttuğundan vatandaş her 25 Mart günü Muhsin Yazıcıoğlu'na neden oy vermemişiz diye sorgulasa da yaşadığı dönemde ülke aleyhine bu faaliyetleri de gündem olduğundan kamuoyu desteğini arkasına alamıyordu.

İşte vefatının üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen illüzyoncu Zümre medya akademiyasının Muhsin Yazıcıoğlu'nu unutturmamasının bazı sebepleri bunlardır.

Yazıcıoğlu'nun yaptığı bu faaliyetler takiyeci Zümre'ye fayda sağlarken Turgut Özel ise iki dönem tek başına iktidarı döneminde Zümre'nin her alandaki tekelini kırarak ülke yönetiminden el çektirilmesini sağlayan Milli Görüş derin devletinin projesine destek oldu.

Özal'ın iki kez resmen suikasta uğradığı ortaya çıkarılmasına rağmen unutturulmasının Yazıcıoğlu'nun suikast mı kaza mı sonucu öldüğü 15 yıldır anlaşılmamasına rağmen unutturulmamasının sebebi budur. 

Zümre kendine hizmet edeni unutturmuyor vesselam..

Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatı sonrası BBP’nin başına önce Yalçın Topçu ardından ise Mustafa Destici geldi. İkisi de tamamen yüzde yüz devlet yanlısı politikalarla öne çıkarken medyada hiç ilgi görmediler. İllüzyoncu medya ve akademiyasının hep hedefi oldular.

Yalçın Topçu izlediği milli ve yerli politikalar sonucunda dikkat çekti ve Külliye’de önemli bir göreve getirildi. Sonrasında Mustafa Destici genel başkanlık görevini devraldı ve halen de sürdürüyor. Destici de Topçu’nun çizgisinde daima devlet yanlısı bir tutum içerisinde oldu. Şimdilerde de Cumhur İttifakına destek vererek çizgisini sürdürüyor. Mesela kısa süre önce bir kamyon kazasında canını zor kurtardı ama medya ve akademiyada çok basit geçiştirilen haberlere olay karartıldı.

Topçu ve Destici ikilisi Muhsin Yazıcıoğlu’nun ailesi tarafından hep hedef alındı. Özellikle Destici izlediği politikalar sebebiyle aile tarafından Muhsin Yazıcıoğlu’nun davasına ihanet etmekle suçlandı, suçlanıyor. Bir duruşmada mahkeme salonunda Mustafa Destici'nin Yazıcıoğlu ailesinin ağır hakaretlerine maruz kaldığı anların videosu da yayınlanmıştı.

İşte vefatının 15. yıldönümünde Muhsin Yazıcıoğlu'na dair bazı unutturulan gerçekler bunlardı.

Allah taksiratını affetsin..

O.G.

25 Mar 2024 - 08:30 - Gündem

Mahreç  Osman Gürses



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Elazığ Belediye Başkanı kim olmalı?