Erbakan'a karşı yapılan ABD destekli üçüncü girişim 28 Şubat'ın yıl dönümü

Bugün 28 Şubat 2024.. Erbakan'a karşı ABD'de planlanıp uygulamaya konulan 28 Şubat postmodern darbesinin 27. yıldönümü..

12 Mart ve 12 Eylül darbe girişimleri Erbakan'ı elimine etmede başarısız olunca takiyeci Zümre "bu defa silahsız kuvvetler" parolasıyla 28 Şubat post darbesini organize etti.

Erbakan da " Türkiye 28 Şubat'a menfi sermaye, menfi  medya ve menfi siyasetle girdi" diyerek orduyu asla suçlamadı.

Bu kez başrollerde siyaset, sermaye ve medya vardı. STK ayağında ise TOBB, TİSK, DİSK, KESK, TESK vaziyet almıştı.

Ne var ki Erbakan 1992 yılında bu plandan haberdar olduğunu gazeteci Aytunç Altındal'a verdiği röportajında "düşmanlarım beni iktidar yapmak istiyor" diyerek açıklıyordu.

28 Şubat sürecine en hazırlıklı giren Erbakan'dı.. 7 yıl öncesinden iktidara getirilip orada elimine edilmek istendiğini bilen Erbakan koalisyon görüşmelerinde önce Mesud Yılmaz'la görüştü.

Erbakan bir darbeye muhatap olacağını bildiğinden hükümet kurma görüşmelerinde tüm isteklerini kabul etmesine rağmen Mesud Yılmaz son anda takiyeci Zümre'nin kulağına üflemesiyle bu ortaklıktan vazgeçti.

Erbakan da DYP Lideri Tansu Çiller'le o dönem İsrail'de ilki yapılmış olan dönüşümlü başbakanlık yöntemiyle koalisyon kurdu. BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu da 8 milletvekili ile bu hükümete dışarıdan destek vereceğini açıkladı.

Başbakan Erbakan beklemekte olduğu darbe girişimine herhangi bir gerekçe oluşturmamak için son derece mutedil davranıyor hiçbir kesimi rahatsız edecek bir söylem ve icraatta bulunmuyordu.

Ancak darbenin eli kulağındaydı. Önce Susurluk olayıyla gündem oluşturuldu, arkasından Mamak'ta tanklar caddelere indi.

Ve o ünlü MGK toplantısı 28 Şubat günü yapılarak tam 9 saat sürdü.

Rekor kıran Milli Güvenlik Kurulu toplantısında 18 maddelik Kemalcı vesayet statükosunu güçlendirme planı Başbakan Erbakan’a dayatıldı. Erbakan’ın ifade ettiği gibi menfi sermaye, menfi medya, menfi siyaset ve beşli çete denilen sivil toplum kuruluşları başkanları Refah-Yol iktidarına yüklendikçe yüklendiler.

Erbakan ne kararları imzaladı ne de başbakanlığı bırakıp gitti. Ancak DYP grubu bir arada durmuyordu. İstifalar peş peşe gelmeye başladı.

28 Şubat'a 1 ay kala BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun 8 milletvekili ile verdiği desteği geri çekmesi darbecilerin işini hayli kolaylaştırdı.

Müslümanların iktidarına engel olmak istedi dedirtmemek için 8 milletvekili ile destek veren Muhsin Yazıcıoğlu o iktidarın yıkılmasına verdiği desteği çekerek kolaylık sağlamıştı.

Kritik sayıya düşen iktidarın milletvekili sayısı her gün azalıyordu. Sonunda erken seçim kararı alınarak dönüşümlü başbakanlık öngören koalisyon protokolü gereği DYP’ye başbakanlığı devretmek üzere Erbakan istifasını Cumhurbaşkanı’na sunarken Meclis büyük çoğunluğunu teşkil eden milletvekilinin imzasıyla Tansu Çiller’in başbakanlığını önerdi. Ancak Cumhurbaşkanı Demirel kurucusu olduğu DYP’nin lideri Tansu Çiller’e değil geçmişte karşısında çok şiddetli bir mücadele verdiği ANAP’ın lideri Mesut Yılmaz’a başbakanlık görevini tevdi etti.

Erbakan baştan bu günleri öngörerek tedbirlerini aldığından fiili bir darbeye muhatap olmadan iktidarı suhuletle ve şık bir demokratik manevrayla karşıtlarına devretti. İşte o andan itibaren Erbakan’la 28 Şubatçılar arasında bilek güreşi başladı.

28 Şubat sürecine menfi siyaset, menfi sermaye, menfi medya ile girildiğini söyleyen Erbakan bu süreçten çıkışın da müspet siyaset, müspet sermaye, müspet medya ile olacağını belirtmişti.

Süreç de tam olarak böyle ilerledi.

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil, 28 Şubat post modern darbesinin nasıl tersyüz edilerek Siyoniç Haçlı Batı destekli takiyeci Zümre'ye karşı darbeye dönüştüğünü şöyle özetliyor:

"12 Eylül sürecinde nihayet Refah birinci parti Erbakan Başbakan oldu. ABD bu defa 28 Şubat 1997 post modern darbesini planladı. Ancak artık orduya güveni yoktu. BU DEFA SİLAHSIZ KUVVETLER HALLETSİN denildi. Erbakan da " Türkiye 28 Şubat'a menfi sermaye, menfi medya ve menfi siyasetle girdi" diyerek orduyu asla suçlamadı. Erbakan'ı iktidar yapıp öyle vurmayı planlamışlardı. Erbakan şık bir demokratik manevra ile başbakanlıktan istifa edip iktidarı 28 Şubatçılara devretti. Millî Görüş derin devleti fırtına olup vurdu. Menfi sermayenin 24 bankasını hortumlattı. Menfi medya patronlarından Dinç Bilgin durumunu HABERTÜRK'te şöyle anlattı: Elimde ne varsa aldılar. Bir evim bile yok, kızımın evine sığındım. Ama beni hortumcu diye içeri attılar. Davam sürüyor. Diğer menfi medya patronu Aydın Doğan ise teslim alındı. 28 Şubat'ı savunan ne kadar gazeteci, yazar, televizyoncu varsa hepsini kovdu. İlginçtir, onlara Tv-5 kucak açtı! Menfi siyasete gelince bütün partileri baraj altında kaldı. Erdoğan'ın kurduğu AKP tek başına iktidar, Baykal'ın kurduğu CHP tek başına muhalefet olarak Meclis'e girdiler. Bir de 5'li çete denilenler kuruluşlarının başından alındılar. Ordudaki iki 28 Şubatçı general Çevik Bir ve Erol Özkasnak ise en başta emekliye sevk edildiler."
-GEÇKİL-

O.G.

28 Şub 2024 - 07:14 - Analiz

Mahreç  Osman Gürses



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Elazığ Belediye Başkanı kim olmalı?