Pelikan Hükümetinin anlaşması böyle olur: F-16 için Türkiye'nin bekasına ipotek

28 Mayıs seçimleri sonrası takiyeci Zümre tarafından kurulan kabine için Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil Pelikan Kabinesi adını koyarak bir ihanet kurulu olduğunu ilk günden beri belirtiyor. Yaşanan gelişmeler de bunu ortaya çıkarıp Geçkil'in haklılığını teyit ediyor. Aydınlık Gazetesi ABD ile F-16 pazarlık sürecini yazdı. Gazete ABD'nin herkese verdiği F-16'ları almanın Pelikan Hükümetince başarı sayıldığını karşılığında ise Türkiye'nin bekasına ipotek konulduğunu belirtti.

14 ve 28 Mayıs seçimlerinin kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarı takiyeci Zümre'ye altın tepsi içerisinde teslim etti.

Kabinedeki bakanlar da sonrasında stratejik önemdeki kurumlara atanan MİT, TBMM, Merkez Bankası, Genelkurmay Başkanları da tamamen takiyeci Zürme'den seçilmiş isimlerdi.

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil'in, kabinenin açıklandığı ilk gün adını Pelikan Kabinesi olarak açıkladığı bu hükümetle bir önceki hükümetin icraatları ve söylemleri arasında büyük fark vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söylemi değişmese de Dışişleri'nden, İçişleri'ne, Hazine'den diğer bakanlıklara ve kurumlara kadar tamamı İsrail dostu, Batıcı isimler görevlere başladı.

28 Mayıs seçimleri sonrası takiyeci Zümre tarafından kurulan kabine için Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil, Pelikan Kabinesi adını koyarak bir ihanet kurulu olduğunu ilk günden beri belirtiyor. Yaşanan gelişmeler de bunu ortaya çıkarıp Geçkil'in haklılığını teyit ediyor.

Aydınlık Gazetesi ABD ile F-16 pazarlık sürecini yazdı. Gazete ABD'nin herkese verdiği F-16'ları almanın Pelikan Hükümetince başarı sayıldığını karşılığında ise Türkiye'nin bekasına ipotek konulduğunu belirtti.

İşte Aydınlık'ın bugünkü o çok ses getiren haberi:

ABD güvenliğimize ipotek koyuyor! F-16 için beş şart

ABD, satışına onay verdiği F-16'ların teslimat sürecinde, Türkiye'nin 'ABD çıkarlarına aykırı' fiiller işlememesini takip edecek. Eğer Türkiye, Suriye'de yeni bir harekât başlatırsa, Ege'de Yunan iddialarına yanıt verirse, Doğu Akdeniz'de sondaj/sismik faaliyetlere girişirse, HDP'yi kapatırsa...

AK Parti Hükümeti, ABD'nin hemen herkese sattığı F-16'ları satın almayı büyük bir başarı olarak sunuyor. Ancak 72 yıllık NATO üyesi olan Türkiye, Fas'tan Bahreyn'e, Filipinler'den Ürdün'e kadar çok sayıda ülkenin alabildiği F-16'lar için uzun süredir dayatmalara maruz kalıyor. Önce Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya üyeliklerinin kabulünü isteyen ABD, şimdi de Karadeniz'in silahlandırılmasını ve S-400'lerin ortadan kaldırılmasını talep ediyor. ABD'nin F-16'yı verme şartları Yabancı Askeri Satış (FMS) bildiriminde ayrıntılandırılmamış olsa da, hem F-35 tecrübemiz hem de ABD Kongresi'ne sunulan raporlar, durumun her an tersine dönebileceğinin en açık işaretleri...

ADALAR İDDİASI

Geçen günlerde Yunan medyasında çıkan bazı haberler, ABD'nin Türkiye'ye F-16 satışını bazı şartlara bağladığını iddia etti. Kathimerini gazetesi, diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, Türkiye'den bu F-16'ları Yunan adaları üzerinde değil, yalnızca NATO amaçları doğrultusunda kullanmasının istendiğini yazdı. Habere göre ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu şartı, Temsilciler Meclisi ve Senato'nun ilgili dört komitesine içeriği gizli tutulacak bir mektupla bildirdi. Mektupta, bu koşulun ihlal edilmesi durumunda F-16 programının sonlandırılacağı belirtilirken, Türkiye'nin üretim ortağı olduğu F-35 programından da benzer şekilde çıkarıldığı hatırlatıldı. Haberde, Dışişleri Bakanlığının bu şartı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ukrayna'daki faaliyetlerine şüpheyle yaklaşan Kongre üyelerini ikna etmek için koyduğu ileri sürüldü.

ALDIKTAN SONRA BAŞKA ALANA KADAR BAŞKA

Söz konusu iddia, Türk güvenlik kaynakları tarafından kesin bir dille reddedildi. Türk yetkililer F-16'lar alındıktan sonra bunların nasıl ve nerede kullanılacağına yalnızca Türkiye'nin karar vereceğini belirtirken, F-16'ların alınıp alınamayacağı konusunda ise kesin bir şey söyleyemiyor. Nitekim F-35 Projesi'nin kuruluş anlaşmasında da “Rusya'dan S-400 temin edilmeyeceği” yönünde bir şart yoktu ancak Türkiye, parasını ödediği halde F-35'lere ulaşamadı. Dolayısıyla ABD'nin F-16'ları teslim sürecinde de hangi değişkenlere dikkat edeceğine daha ayrıntılı bakmak gerekiyor.

EN AZ 3 YIL BEKLEYECEĞİZ

31 Mart 2023 tarihinde, Türkiye'ye F-16 satışıyla ilgili, “Kongre Araştırma Servisi” tarafından hazırlanan rapor, ABD'nin bakışıyla ilgili önemli ipuçları veriyor. Öncelikle belirtelim ki bu servis, CIA, Dışişleri ve Pentagon'un elemanları tarafından yönetiliyor ve Kongre'yi doğrudan yönlendiriyor. Raporda, Türkiye'ye uçak satılıp satılmaması konusunda herhangi bir görüş bildirilmezken, bu satışın Türk-Yunan askeri dengesi üzerindeki etkisi, ABD'nin Türkiye'yi kendisine bağımlı tutma konusundaki önemi, NATO'nun ihtiyaçlarına ne kadar yanıt verebileceği gibi sorulara yanıt veriliyor. Söz konusu rapor, ABD'nin Türkiye'ye F-16'ları teslim edene kadar nelere dikkat edeceği konusunu da ayrıntılandırıyor.

Her şeyden önce, Türkiye'ye satışına onay verilen 40 adet yeni F-16 Blok 70 savaş uçağının 3 yıldan önce teslim edilmesi beklenmiyor. Bu konuda Kongre'ye sunulan raporda şu bilgilere yer veriliyor:

“ABD ve Türk yetkililerin satış konusunda anlaşmaya varmaları halinde, yeni F-16'ların teslimatı bir üretim birikimiyle karşı karşıya kalabilir. Lockheed Martin'e göre Greenville, Güney Carolina'daki fabrikada F-16 üretim hızı ayda dört uçaktır. Yeni ya da geliştirilmiş F-16V'leri teslim alan ya da alması muhtemel diğer ülkeler arasında Yunanistan, Tayvan, Singapur, Güney Kore, Fas, Bahreyn, Ürdün, Bulgaristan, Filipinler ve Slovakya bulunmaktadır. Tarafların Ürdün ve Bulgaristan için sözleşmeleri tamamladıkları varsayıldığında, Lockheed, 148 uçaklık bir birikime sahip olmayı öngörmektedir. Mevcut üretim oranlarına göre Türkiye'nin yeni F-16V'leri teslim almaya başlaması üç yıl ya da daha fazla sürebilir.”

KONGRE SATIŞI DURDURABİLİR

Dolayısıyla Türkiye'nin yeni F-16'ların ilkini en erken 2027 yılında teslim alması öngörülüyor. Peki bu sürede Türkiye'nin “ABD çıkarlarına karşı” fiiller işlemesi durumunda satış durdurulabilir mi? Rapor buna da yanıt veriyor:

“Satışın onaylanması, gelecekte Kongre veya Yönetim'in, Türkiye'nin ABD çıkarlarına karşı eylemlerine karşılık olarak satışı durdurmasını veya değiştirmesini engellemeyecektir.” Bunun nasıl yapılacağına ilişkin ise daha fazla ayrıntı yer alıyor: “Resmi bildirimden sonraki 15 günlük süre zarfında, Kongre, önerilen işlemi yasaklayan ortak bir karar çıkarabilir. Başkan bir onaylamama kararını veto etse de bu veto, her iki meclisin üçte iki çoğunluğuyla Kongre tarafından geçersiz kılınabilir. Kongre, bugüne kadar ortak onaylamama kararları yoluyla önerilen hiçbir silah satışını başarılı bir şekilde engellememiştir. Ancak bazı durumlarda, Kongre'nin ciddi muhalefeti, yürütme organının satışları geri çekmesine ya da değiştirmesine neden olmuştur.

“Herhangi bir silah satışına ilişkin süreç aylarca veya yıllarca sürebilir. Öngörülen AECA inceleme süresi geçtikten sonra Kongre, bir satışı engellemek veya şarta bağlamak için nihai teslimat anına kadar normal yasama sürecini de kullanabilir. Bir silah transferinin engellenmesine yönelik yasal düzenlemelere örnek olarak, S-400'e sahip olduğu sürece Türkiye'ye F-35 transferini kısıtlayan FY2020 NDAA hükmü verilebilir.” Raporda bu duruma bir örnek olarak da 2019 yılında Trump Yönetimi'nin Suudi Arabistan, BAE ve Ürdün'e silah satışı bildirimiyle ilgili Senato ve Temsilciler Meclisi'nin üç ortak onaylamama kararı aldığı hatırlatılıyor.

ABD'YE GÖRE TÜRKİYE NELER YAPMAMALI

Raporda, Türkiye'nin Amerikan çıkarlarına nasıl aykırı hareket edebileceği de ayrıntılandırılmış. Bu noktada, “Rusya-Ukrayna Savaşı”, “İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya Katılımı”, “Yunanistan ve Kıbrıs”, “Suriye”, “Türkiye'de Seçimler ve Diğer İç Meseleler” başlıkları açılmış. Örneğin Suriye başlığı altında şu ifadelere yer veriliyor: “Türkiye'nin Suriye'de yeni bir askeri kara harekatı başlatması veya F-16'ları SDG/YPG'ye ya da Suriye veya Irak'taki sivillere karşı kullanması durumu, Yönetim ve Kongre'nin Türkiye'ye ve önerilen F-16 satışına yönelik hissiyatını etkileyebilir.” Üstelik raporun başka bir bölümünde, SDG/YPG'nin “on yıllardır Türkiye ile çatışan ve ABD tarafından terör örgütü olarak tanımlanan PKK ile bağlantıları olduğu” açıkça belirtiliyor. Raporun Yunanistan ile ilgili kısmında ise “Yunan yetkililerin Türkiye'nin Ege Denizi bölgesindeki faaliyetlerine ilişkin endişelerini dile getirmelerinin ardından, bazı Kongre Üyeleri FY2023 NDAA sürecinde Türkiye ile F-16 işlemlerine koşul getirmeyi amaçlayan hükmü desteklemiştir. Bu konu, gelecekte ABD-Türkiye-Yunanistan ilişkilerini etkileyebilir.” deniliyor. Raporun bahsettiği 2023 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası sürecinde Temsilciler Meclisi, Türkiye'ye olası F-16 transferini, Yunan topraklarında aşırı uçuşlar yapmama şartına bağlamış, ancak yasanın nihai versiyonunda bu ifade yer almamıştı. İşte Yunan medyası, bu şartın gizli bir mektup ile korunduğunu iddia ediyor.

HAVUÇ/SOPA SİYASETİ

Yani ABD, F-16 teslimat sürecinde Türkiye'nin Suriye'ye bir kara harekâtı düzenlememesini, Ege'deki Yunan iddialarına yanıt vermemesini, Doğu Akdeniz'de sismik/sondaj faaliyetlere kalkışmamasını, Rusya ile ilişkileri kesmesini, Ukrayna'ya daha fazla silah ve mühimmat göndermesini, NATO'daki tüm planlara onay vermesini, Boğazları NATO gemilerine açmasını, hatta iç politikada HDP'nin kapatılmamasını, Selahattin Demirtaş gibi terör hükümlülerinin serbest bırakılmasını, FETÖ ve PKK'ya yönelik operasyonların durdurulmasını, özetle ABD çıkarlarına aykırı faaliyetler yürütülmemesini istiyor. Kongre'ye yapılan resmi bildirimde de sopa, üstü kapalı şekilde sallanıyor:

“Önerilen bu satış, ABD'nin dış politika hedeflerini ve ulusal güvenliğini destekleyecektir. Bu yeni ve yenilenmiş uçaklar, Türkiye'ye NATO müttefiklerini savunmak için NATO görevlerine katkıda bulunmak ve ABD ve NATO kuvvetleriyle birlikte çalışabilirliği sürdürmek için modernize edilmiş çok rollü savaş uçaklarından oluşan bir filo sağlayacaktır. Bu ekipman ve desteğin önerilen satışı bölgedeki temel askeri dengeyi değiştirmeyecektir.” Buradan, ABD'nin söz konusu satış sürecini istediği zaman iptal edebileceği de anlaşılıyor. Ancak Amerikalılar bazı havuçlar uzatmayı da ihmal etmiyor. İşte ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland'ın “S-400'leri yok ederseniz, F-35 müzakerelerine başlayabiliriz.” sözlerini de bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

El-Aziz-Aydınlık

01 Şub 2024 - 11:01 - Analiz

Mahreç  Osman Gürses



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Elazığ Belediye Başkanı kim olmalı?
Tüm anketler