12 Eylül 1980: Yeniden Büyük Türkiye'nin miladı

Takiyeci Zümre illüzyoncu medya ve akademiyasının gözümüzün önünde gerçekleşen olayları nasıl çarpıtıp istediği şekilde topluma algılattığını bizzat yaşayıp görüyoruz. Aleyhine olan olayları nasıl karartıp ya da çarpıtıp topluma aktardığını bizzat izliyoruz. İşte illüzyoncu medya ve akademiyasının çarpıtıp, gerçeğinden tam tersi anlattığı olaylardan biri de 12 Eylül Darbesi.. Öyle ki 12 Eylül Darbesine ve darbe komutanı Kenan Evren'e düşmanlık etmeyen tek bir kesim bırakmadı. Peki gerçek ne?

12 Eylül 1980: Yeniden Büyük Türkiye'nin miladı
Haber albümü için resme tıklayın

Bugün 12 Eylül 2023..

12 Eylül 1980 Darbesinin üzerinden 43 yıl geçti. ABD'de planlanıp uygulamaya konan darbe ilk başlarda takiyeci Zümre illüzyoncu medya ve akademiyası tarafından övüle övüle bitirilemiyordu.

Zira darbenin amacını Nazlı Ilıcak darbe öncesi kaleme aldığı Tercüman'daki köşesinde " Erbakan'ın raydan çıkardığı demokrasi trenin yeniden rayına oturtmak" olarak açıklıyordu.

12 Eylül Darbesini illüzyoncu medya ve akademiyasının ilk başlarda desteklemesinin sebebi de buydu. 12 Mart'ta denenen ama başarılamayan proje gerçekleştirilip Erbakan bu kez bertaraf edilecekti.

Bu yüzden darbenin gerçekleştirildiği ilk zamanlarda illüzyoncu Zümre medya ve akademiyası sevinç çığlıkları atıyordu. İşte onlardan biri..

İllüzyoncu medya ve akademiyanın o dönem en etkili isimlerinden Rauf Tamer Tercüman'daki köşesinde darbenin hemen akabinde lideri Kenan Evren için "ŞİMDİYE KADAR KENAN  EVREN İDİ ARTIK EVRENSEL OLDU" satırlarını kaleme almaktan geri durmamıştı.

İşte o satırlar:

12 Eylül 1980: Yeniden Büyük Türkiye'nin miladı

Sadece Rauf Tamer değil diğer illüzyoncu medya ve akademiya da 12 Eylül Darbesi için güzellemeler düzüyordu.

Güneri Civaoğlu'nun darbeden yalnızca 5 gün sonra Tercüman gazetesinde çıkan yazısı ise aynen şöyleydi:

"Bu hafta hükümet ilan edilecek. Sonra bir geçici anayasa yürürlüğe giriyor. Daha sonra Kurucu Meclis seçilerek göreve başlayacak. Yeni anayasa hazırlanacak. Siyasi partiler, seçim kanunu ve diğer bazı yasalarda değişiklikler yapılarak, demokrasinin daha iyi işleyeceği bir hukuk ortamı oluşturulacak."

Uğur Mumcu ise, 15 Eylül günü Cumhuriyet'teki köşesinden darbe ile ilgili şunları yazıyordu:

"Türk Silahlı Kuvvetleri, 27 Mayıs'ta da 12 Mart'ta da kalıcı bir askeri yönetim kurmak istemedi. Yeni yönetim de 'özgürlükçü, demokratik, laik ve sosyal' nitelikli bir 'sivil yönetim' kurma amacı taşıdığını ilan etti. Şimdi hepimizin tek bir amacı olmalıdır. Çok yönlü kışkırtmaların kurt kapanlarına kapılmadan, terörsüz özgürlüğü, kansız demokrasiyi kurmak ve sivil yönetimi, sağlıklı yöntemleri ve kalıcı çözümleri ile yeniden oluşturmak..."

Hürriyet gazetesinden Oktay Ekşi, darbenin hemen ertesi günü çıkan "Oh olsun demeli mi?" başlıklı yazısında darbeye giden süreçte sorumluları özetleyerek şöyle diyordu:

"İnsan doğrusu merak ediyor: Türk Silahlı Kuvvetlerinin, memleketin yönetimine el koyması karşısında acaba Türkiye'nin dört büyük partisinin liderleri neler hissediyorlar? Acaba, 'Türkiye'yi bu noktaya biz getirdik. Parti çekişmelerini her şeyden önemli saymasak, ülkenin derin bir uçuruma yuvarlanmakta olduğunu yıllardan beri söyleyenlere, bizi bir araya gelmeye, memleketin yüksek yararları uğruna el ele vermeye çağıranlara kulak versek, siyasi mücadeleyi yozlaştırıp kör dövüşü haline getirmesek, bu böyle olmazdı " diyorlar mı? Bütün kamuoyunun beklentilerini dile getiren bu istekleri de savsaklayan siyasilerimiz, bugünkü sonuçtan başka neyi bekliyorlardı?"

Hasan Pulur 16 Eylül tarihli Hürriyet'teki köşesinde şunları yazıyor: "Dahası da var; "Bir defa daha belirtiyorum ki, Silahlı Kuvvetler aziz Türk milletinin hakkı olan refah ve mutluluğu, vatan ve milletin bütünlüğü ve gittikçe etkisi azaltılmaya çalışılan Atatürk ilkelerine yeniden güç ve işlerlik kazandırmak, kendi kendisini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak, kaybolan devlet otoritesini yeniden tesis etmek için yönetime el koymak zorunda kalmıştır..."

Bu da Nazlı Ilıcak'tan.. 16 Eylül Tercüman'daki köşesinde şunları diyor 12 Eylül hakkında: "12 Eylül, 27 Mayıs'ın akıbetine uğramayacaktır, uğramamalıdır. "Kadife eldivenli" vasfını daima koruma, müsamaha ve iyi niyet her zaman devam etmelidir. Çünkü bu bizim son şansımızdır. Kaybedeceğimiz şey, demokrasiden de, hürriyetlerden de önemlidir. Haysiyetimizin istiklal ve istikbalimizin teminatı olan anavatandır."

18 Eylül'de Oktay Ekşi'nin Hürriyet'teki başyazar olarak kaleme aldığı satırları ise şöyleydi: "Çok basit: Türkiye son derece ağır bir ameliyat geçirmiştir. Bu ameliyatın tam başarıya ulaşması ve hastanın sağlığına tam kavuşması için çok dikkatli olmak, Türkiye'yi seven, demokratik düzene inanan herkesin borcudur. Evren Paşa sempatikti. Evren Paşa demokratik sistemin en kısa zamanda işletileceğini vaat etti. Evren Paşa içtenlikle konuştu. Doğrudur, Evren Paşa bu izlenimleri vermiştir ama iş orada bitmemiştir. Daha doğrusu Evren Paşa'nın işi orada bitmemiştir, tam tersine orada başlamıştır."

Bu darbe güzellemeleri ta ki Kenan Evren'in yaptığı bir mitingde "bu tencereyi kolay temizlemedik kirletenlere tekrar vermeyeceğiz" diyerek Ecevit ve Demirel'le yola devam etmeyeceğini açıklayıncaya kadar devam etti. Şimdilerde ise aynı isimlerin 12 Eylül'ü nasıl kötülediklerine şahidiz. Çünkü buz sözlerin anlamı şuydu: 12 Eylül Darbesi planlandığı ABD'nin kontrolünden çıkmış Kenan Evren Erbakan'ın kontrolüne girmişti.

İşte o gün bugündür 12 Eylül Darbesi ve başta Kenan Evren olmak üzere darbe yönetimi öyle bir karalama kampanyasına hedef yapıldı ki sağcısından solcusuna, Milli Görüşçüsünden milliyetçisine, demokratından sosyalistine, ateistinden İslamcısına, yaşlısından gencine, erkeğinden kadınına her kesime düşman olarak tanıtıldı.

Darbe sonrası süreçte başına buyruk hareket eden bazı komutanların işlediği işkenceler, olumsuz hareketler darbenin ülkeye faydalı yönlerinin önüne geçirilerek tüm topluma kötü algılatılması sağlandı. Ve başarıldı da..

Üzerinden 43 yıl geçen 12 Eylül darbesi halen tüm kesimlerce kötü bilinirken ABD'ye dirsek çevirip Erbakan'ın kontrolüne giren Kenan Evren ve silah arkadaşları düşman tanınıyor.

Peki, nedir aslında 12 Eylül Darbesi?

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil, 12 Eylül'ün Yeniden Büyük Türkiye'nin miladı olduğunu belirterek 7 maddede gerçekleri şöyle anlatıyor:

"Bugün 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinin 42. yılı. Siyonist Haçlı Batı uydusu Türkiye'nin eksen kaymasıyla özgür, bağımsız, lider ülke Yeniden Büyük Türkiye ve yükselen küresel güç olmasının miladı. ABD'de planlanan darbeyi Kenan Evren ve  silah arkadaşları komuta konseyi  takiyeci Zümre Oligarşisinin güdümünden çıkartıp Erbakan'ın kontrolüne bıraktı. Bu yüzden sahte kahramanların resmi geçidinden geçilmeyen müstemleke tipi rejimin sürdüğü Türkiye'de gerçek millî kahraman 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren itibarsızlaştırıldı.

1- Üzerinden 42 yıl geçtiği halde 12 Eylül 1980 darbesinin nasıl olduğu, ne olduğu, neden olduğu Türkiye kamuoyunda ve toplumunda gerçek yüzüyle bilinmemektedir. İllüzyoncu medya ve akdemiya her şeyi takiyeci Zümre Oligarşisi nasıl istiyorsa öyle kurgulayıp algı oluşturarak yansıttı. Bu çok da garip bir durum değil zira üzerinden 100 sene geçtiği halde Osmanlı Devletinin nasıl yıkıldığının ve TC'nin nasıl kurulduğunun gerçekliğini de kamuoyu ve toplum bilmemektedir.

2- 12 Mart 1971 Muhtırası gibi 12 Eylül 1980 darbesi de ve yine 28 Şubat 1997 post modern darbesi ABD'de planlandı. Bu bilinmektedir. Ancak bu art arda üç darbe ile ne yapılmak istendiği saptırmalar, çarpıtmalar dışında gerçekliği ile açıklanmamıştır. Bu her üç müdahale de Erbakan'a karşı yapılmış, birincisinde Milli Nizam Partisi, ikincisinde Milli Selamet Partisi üçüncüsünde Refah ve Fazilet Partileri kapatılarak her defasında Erbakan siyasi yasaklı yapılmıştır.

3- 12 Mart 1971 Muhtırasıyla, Erbakan'ın Odalar Birliğinde ardından bağımsız milletvekili olarak Meclis'te sonra da Milli Nizam Partisi'ni kurarak siyasette Siyonist Haçlı Batı güdümlü müstemleke tipi demokrasiye oluşturduğu risk ortadan kaldırılmak ve siyaset yeniden tanzim edilmek istendi. Bu amaçla kapatılan Milli Nizam Partisi ile oluşan Erbakan'ın mağduriyeti Başbakan Süleyman Demirel istifa ettirilerek gölgelenip önemsizleştirildi. Muhtıra asıl bana karşı verildi diyerek  CHP Genel Sekreterliğinden istifa eden Bülent Ecevit ise suni bir mağduriyet oluşturdu. Böylece muhtıracı generallere karşı Demirel ve Ecevit mücadele vererek demokrasi kahramanı yapılacak, arada Erbakan kaynatılıp buharlaştırılacaktı. Takiyeci Zümre yönetimindeki Kemalcı vesayet statükosu Demirel ve Ecevit partnerliğindeki rekabetle göstermelik şekilde işletilen bir demokrasiyle yürütülecekti. Ancak Erbakan ordu bünyesinde kurduğu ve Başbakan Ecevit'in kontrgerilla dediği Milli Görüş derin devleti ile bu oyunu bozdu. Kapatılan Milli Nizam Partisi yerine askerlerin desteğiyle Milli Selamet Partisini kurarak ilk seçimde Meclis'e 48 milletvekili ile bir grup soktu. Çeşitli koalisyonlarla 4 yıl boyunca aralıksız iktidar ortağı oldu.

4- Takiyeci Zümre Oligarşisinin sözcüsü yazarlar ilk başta 12 Eylül darbesinin gerekçesini, amacını şöyle yazdılar: "Erbakan demokrasi trenini raydan çıkardı. Darbe yönetimi Erbakan'ı bertaraf edecek rayına oturtacağı demokrasi treni yine Demirel-Ecevit partnerliğindeki rekabetle yürütülecek." Darbeye gerekçe hazırlamak için de sağ-sol anarşisi, Alevi-Sünni çatışmaları başlatıldı. Darboğaza sokulan ekonomi ile kıtlık, yokluk, kuyruk, karaborsa, pahalılık, yüzde 150'lere varan enflasyon oluşturuldu. Demirel "kimse bana milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemez" diyerek sağ anarşiye arka çıkarken, Ecevit sosyalist jargonla "toprak işleyenin su kullananın" diyerek sol anarşiyi yüreklendiriyordu..

5- Tıpkı 12 Mart 1971 Muhtırası gibi ABD'de planlanan 12 Eylül 1980 darbesi de amacına ulaşamadı. Zira Erbakan'ın ordu bünyesinde kurduğu Milli Görüş derin devleti darbe lideri Kenan Evren ve Milli Güvenlik Konseyi üyesi silah arkadaşlarını kontrolüne geçirdi. Esasen 1978'deki MSP seminerinde "generallerle her gece beraberiz ülkeyi senden başkasına teslim etmeyiz diyorlar" sözleriyle Erbakan darbeye hazırlık sürecini başından beri izlediğini ifade ediyordu. Nitekim Kenan Evren yaptığı mitingte "bu tencereyi kolay temizlemedik kirletenlere tekrar vermeyeceğiz" diyerek Ecevit ve Demirel'le yola devam etmeyeceğini açıklayınca 12 Eylül darbe yönetimi içeride ve dışarıda hedef haline getirildi. 42 yıldır hâlâ karalanıyor.

6- Kenan Evren liderliğindeki Milli Güvenlik Konseyi M.Kemal'in partisi CHP dahil bütün partileri kapatarak Senato ve Meclis'ten oluşan Parlamento'yı feshetti. Takiyeci Zümre Oligarşisinin Kemalcı vesayet statükosunu yürütürken işlettiği güdümlü demokrasinin iki anaç partisi CHP ve Adalet Partisi kapatılıp devamında kurulan partiler de seçime sokulmadı. Böylece Milli Görüş'ün siyasete kazandırdığı Turgut ve Korkut Özal kardeşlerin kurduğu ANAP iki dönem tek başına iktidar yapıldı. Takiyeci Zümre ANAP iktidarını hedef alarak Turgut Özal'a Başbakanlığında sonuç alamadığı, Cumhurbaşkanlığında sonuç aldığı iki suikast tertipledi. Ancak Özal'dan sonra Refah Partisi seçimden birinci çıktı, Erbakan Başbakan oldu.

7- 12 Mart ve 12 Eylül darbeleriyle sonuç alamayan ABD artık orduya güvenemediği için bu defa silahsız kuvvetler halletmeli denilerek sermaye, medya, siyaset ve sivil toplum örgütleriyle 28 Şubat post modern darbesi başlatıldı. Bu süreçte başbakan yapılan Ecevit bunların partilerini kapatmak yetmez köklerini kazımak lazım derken Erbakan'ın kurduğu Milli Görüş derin devletini kastediyordu. Ancak Milli Görüş derin devleti takiyeci Zümre sermayesinin 24 bankasını batırdı. Dinç Bilgin içeri tıkılarak patronu olduğu medya elinden alındı. Aydın Doğan da etkisizileştirilerek kullanıldı. Sivil toplum örgütlerinin başkanları 5'li çete de konumlarından edildiler. Sürece destek veren bütün partiler seçim barajının altına sokularak AKP tek başına iktidar Deniz Baykal'ın CHP'si tek başına muhalefet olarak Meclis'e sokuldu. Böylece Milli Görüş derin devleti ABD'nin üçüncü hamlesini de tersine çevirdi. AKP iktidarı Erbakan'ın kalkınma projelerini, üstün savunma teknolojilerini ve Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya, Adil Düzen vizyonunu 20 yıldır hayata geçiriyor. Ergenekon darbe planlarını ve 15 Temmuz kanlı darbe girişimini de keza Milli Görüş derin devleti karşı operasyonlarla bertaraf etti."

O.G.

12 Eyl 2023 - 05:52 - Analiz

Mahreç  Osman Gürses



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Zafer - arkadaş inanılmaz yorumlar ve yazılar Allah razı olsun şaşırıyorum her gün şaşkınlık geçiriyorum

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Eylül 19:42


Anket Elazığ Belediye Başkanı kim olmalı?