Geçkil'in terör tespitini Star Gazetesi de teyit etti: Saldırı Siyonist Haçlı Batı'nın işi!

İstanbul'da meydana gelen terör saldırısını değerlendiren Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil arkasındaki Siyonist Haçlı Batı'ya, doğrudan İsrail'e dikkatleri çekmiş ve amacın Türkiye'nin ilerleyişini durdurulması olduğu ifade edilmişti. İşte Geçkil'in bu tespitleri neredeyse aynı ifadelerle bugün Star Gazetesinin manşet haberinde de yer buldu.

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil, İstanbul'da geçen hafta gerçekleşen saldırının amacı ve gerçek faili hakkında şu tespitleri paylaşmıştı:

" ABD Irak yenilgisi sonrası bölgeden çekilip küresel ekonomik krize girdi. Afganistan'ı da terk edip okyanus gerisine çekildi. Artık hiçbir yere asker gönderemez hale geldi. Kışkırttığı Ukrayna savaşına lojistik destekten öte bir şey yapamadı. Durumu gören ülkeler Suriye'de, Katar'da, Libya'da, Karabağ'da önlenemez başarı gösteren  Türkiye'ye küresel lider muamelesi yapmaya başladılar. İsrail bu trendi kırmak, tersine çevirmek için bu terör saldırısını adeta olay yerinde kimlik bırakarak üstlendi. Türkiye buna cevap veremezse yakaladığı trendi sürdüremez. Terör eyleminin amacı budur."
-GEÇKİL-

Dün Star Gazetesi de yayınladığı analizinde hem terör saldırısını hem de sonrasında haberleştirerek ülkesine duyuran New York Times'ın amacını masaya yatırdı.

Saldırının arkasındaki Haçlı Siyonist Batı'ya dikkat çeken gazete amacı ise şu ifadelerle açıkladı: "Uzmanlara göre, Türkiye'nin yurt içinde ve yurt dışında terörle mücadelesinde gösterdiği başarı, üst aklı artık kendini deşifre edecek noktaya getirdi. Türkiye'yi dizayn edecek terörist bulamayacak vaziyete geldiler. Zira Türkiye'ye yönelik bu tarz terör eylemlerinin en önemli ana sebebi, Türkiye'nin büyümesini, güçlenmesini, gelişmesini engellemek..."

Analizin tamamı şöyle:

"Yıl 2019... Haçlıların intikamını almak için 52 Müslüman öldürüldü.

...Bu vahşi saldırı sonrasında Avrupa ve Amerika'dan gelen açıklamalarda meselenin "inanç özgürlüğünü" hedef alan Müslümanlara saldırı ve Haçlı kini boyutuna hiç değinilmemiş, böylece Haçlı terörist çaktırmadan himaye edilmişti...

...Haçlı seferleri artık sinsice yapılıyor. Günümüze kadar gelen bu savaş, sürekli gelişen silahlarla askeri olarak devam ettirildiği gibi, tahribatı çok daha büyük olan asıl savaş, iftira operasyonları, beşinci kol faaliyetleri başta olmak üzere çok farklı yöntemlerle " Yeni Tip Haçlı Seferleri" şeklinde yürütülmektedir...

...Haçlı-Siyonist ittifakının İslam dünyasına yönelik kin ve öfkesi o kadar katmerlenmiştir ki, intikama doymuyor, bir türlü tatmin olamıyorlardı.

Nitekim İngiliz ve Fransız komutanlar kendi Haçlı seferlerini bitiredursun. ABD'nin Evanjelist Başkanı George W. Bush 21. Asır başında tekrar başlatmıştı! Siyonistler tarafından organize edildiği ortaya çıkan 11 Eylül 2001 saldırılarından birkaç gün sonra Bush, Haçlı seferlerinin yeniden başladığını ilan etmiş, peşinden de Afganistan ve Irak'ı işgal etmişlerdi. ABD işgallerinin sonraki yıllarda hangi ülkelerde sürdüğüne bakılırsa "Haçlı Seferleri Başlıyor" ifadesinin bir dil sürçmesi olmadığı çok iyi anlaşılacaktır.

...Asıl saldırılar ekonomik, siyasi, kültürel ve aklınıza gelebilecek bütün alanlara yayılmış durumdadır.

"Tapınak Şövalyeleri" artık karşımızdaki televizyon, elimizdeki telefon kadar yakındır. Çoğu zaman da içimizden devşirdikleri işbirlikçiler, Haçlılar adına kendi devleti ve değerleri ile savaşmaktadır"

Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak'ın "İçten Dıştan Entrikalar" kitabından yapılan bu alıntı aslında Taksim saldırısının perde arkasını anlamada bize yol gösterdiği gibi Batı'nın Türk ve Müslümanlara karşı bakışını yansıtması açısından da çok değerlidir.

Zira pazar günü Taksim İstiklal Caddesi'nde terör örgütü PKK/YPG tarafından gerçekleştirilen kanlı terör saldırısına ilişkin, Batı medyasında servis edilen haberlerin diline baktığımızda, insani değerlerin ve empatinin devreden çıktığına acı bir şekilde şahit oluyoruz.

Terör örgütü PKK'yı 'isyankar Kürt grup' ve 'sıradan isyancılar' tasviriyle dünya kamuoyuna servis eden New York Times (NYT), Reuters, BBC, AFP ikiyüzlü bakışını, Taksim saldırısı sonrası bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Beyoğlu saldırısını, sosyal medya hesabından "turizm" vurgusuyla paylaşan Amerika menşeli NYT gazetesinin bu hareketi, Batı medyasının bilhassa terör olaylarında kendinden olmayana karşı yanlı bakışını da yansıtan ve vicdanları zorlayan bir örnek olarak yerini almıştır.

NYT'nin paylaşımında şu ifadeler kullanıldı: "Her yıl dünyanın dört bir yanından Türkiye'yi ziyaret eden on milyonlarca turistin çoğu, pazar günkü bombalamanın gerçekleştiği bölgede vakit geçiriyor."

Görüldüğü üzere NYT, 6 kişinin hayatını kaybettiği ve 81 kişinin yaralı olarak kurtulduğu terör saldırısının haberi üzerinden turizm operasyonuna girişerek, terör örgütlerinin hedeflediği korku ve kaos ortamına katkı sunmaktan da çekinmemiştir. Bu haberin, uluslararası arenada Türkiye üzerinde oluşturulmaya çalışılan "güvenli olmayan ülke" algısına da hizmet etmek için kurgulandığı son derece açıktır.

Türkiye ekonomisi için de oldukça önemli olan "Bacasız Sanayii" üzerinde yapılan operasyonun zamanlaması da tesadüf değildir. Zira, pandemi krizi yerini savaşa bırakınca dünyada turizm mobilizasyonu dramatik bir düşüş yaşamasına rağmen Türkiye, turizm konusunda dünyadan pozitif ayrışmış durumda. Turizm gelirlerimiz önemli oranda artış gösteriyor.

Peki, Türkiye için "güvensiz ülke" algısı oluşturmaya çalışan Batı basını, ABD'nin kalbi olan New York'ta,11 Eylül 2001 sabahı yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olan İkiz Kuleler'e yönelik terör saldırılarında da aynı tavrı göstermiş miydi?

Ya da ABD'de gayet popüler ve turistlik bölgelerde silahlı çatışmalar olduğunda manşetlerde turizmden bahsedilmiş miydi?

13 Kasım 2015 tarihinde, turistik bir şehir olan Paris'te; konser salonu, stadyum, restoranlar ve barlara düzenlenen ve 130 kişinin ölümüne neden olan terör saldırıları sonrası da, Batı basını haberlerinde turizmden dem vurmuş muydu?

Avrupa'da yaşanan ve aşağıda kronolojik olarak sıralanan büyük terör saldırılarını, NYT özelinde Batı basınının manşetlere nasıl taşıdığını gelin birkaç örnek üzerinden birlikte inceleyelim:

11 Mart 2004: İspanya'nın başkenti Madrid'de 3 ayrı trene bombalı saldırı düzenlendi. El Kaide'nin üstlendiği saldırılarda 191 kişi yaşamını yitirdi, yaklaşık 2 bin kişi yaralandı.

7 Temmuz 2005: İngiltere'nin başkenti Londra'da 4 terörist çantalarında taşıdıkları patlayıcılarla yoğun ulaşım noktalarında intihar saldırıları düzenledi. Bu saldırılarda 56 kişi öldü, 700 kişi yaralandı.

22 Temmuz 2011: Norveç'in başkenti Oslo'da, aşırı sağcı Anders Behring Breivik, bombalı saldırı düzenledi. Saldırıdan iki saat sonra da polis üniforması giyen Breivik, Oslo yakınlarındaki Utoya Adası'nda öğrencileri katletti. Saldırılarda toplam 77 kişi öldü, 200'den fazla kişi yaralandı.

7 Ocak 2015: Fransa'nın başkenti Paris'te mizah dergisi Charlie Hebdo'nun ofisine silahlı saldırı düzenlendi. Olayda biri polis 12 kişi öldü, 11 kişi yaralandı.

9 Ocak 2015: Charlie Hebdo saldırganlarından Amedy Coulibaly, Paris'te düzenlediği eylemde bir polisi öldürdükten sonra kentin doğusunda Vincenne bölgesindeki bir Yahudi marketinde müşterileri rehin aldı ve burada dört kişiyi öldürdü. Saldırgan polis tarafından düzenlenen operasyonda öldürüldü.

13 Kasım 2015: Fransa'nın başkenti Paris'te eş zamanlı silahlı ve bombalı saldırılarda 130 kişi öldü, 368 kişi yaralandı. Bu saldırıyı da terör örgütü DEAŞ üstlendi.

22 Mart 2016: Belçika'nın başkenti Brüksel'de havalimanı ve bir metro istasyonundaki intihar saldırılarında 32 kişi öldü. Yine DEAŞ'ın üstlendiği saldırılarda 270 kişi yaralandı.

14 Temmuz 2016: Fransa'nın en önemli milli bayramı Bastille Günü'nde Nice kenti kana bulandı. Kamyonla insanları eze eze ilerleyen DEAŞ üyesi terörist 84 kişinin ölümüne yol açtı.

19 Aralık 2016: Almanya'nın başkenti Berlin'de bir TIR Noel pazarına girerek, insanları ezdi. Saldırıda 12 kişi hayatını kaybederken, 56 kişi yaralandı. DEAŞ'ın üstlendiği saldırıyı gerçekleştiren kişi, İtalya'da çıkan çatışmada öldürüldü.

22 Mayıs 2017: İngiltere'nin Manchester kentinde ABD'li şarkıcı Ariane Grande'nin konser verdiği Manchester Arenayı hedef alan saldırıda 22 kişi hayatını kaybetti, 59 kişi yaralandı. DEAŞ'ın üstlendiği olayda saldırgan da ölü ele geçirildi.

3 Haziran 2017: İngiltere'nin başkenti Londra'da üç kişi minibüsle Londra Köprüsü'ndeki yayaları hedef aldıktan sonra yakınlarda bunulan Borough Market'e girerek çevredekileri bıçaklamaya başladı. Saldırıda, 8 kişi ölürken 48 kişi yaralandı.

17 Ağustos 2017: İspanya'nın Barselona kentinde bir minibüsün kaldırıma çıkarak kalabalığın arasına dalması sonucu 12 kişi öldü, en az 80 kişi yaralandı. DEAŞ'ın üstlendiği olay, 2004'teki saldırıların ardından İspanya'yı hedef alan en kanlı saldırı oldu.

Görüldüğü üzere, Avrupa'da gerçekleşen terör saldırılarının hiçbirinde, terörün hedefi olmuş şehirler için "güvensiz" algısı oluşturulmaya çalışılmamıştır.

Buna ek olarak, konumu itibariyle adeta bir ateş çemberinin içinde yer alan Türkiye'nin, güvenlik güçlerimizin üstün gayretiyle 6 yıldır bu boyutta bir saldırıyla karşılaşmamış olmasına rağmen dünyanın en güvenli metropolleri konusunda yapılan araştırmalara baktığımızda ise, İstanbul'un üst sıralarda yer aldığı gerçeği de ortada iken, Batı basını terör saldırısından istifade ederek alenen Türkiye'nin ekonomisini, iç huzurunu hedef almaya çalışmıştır.

Türkiye'nin dış politikada başarıları ve kazanımları, milli teknoloji ve savunma sanayiindeki gelişmelerle birleşerek avantaj üstünlüğü yakaladığımız bir ortamda, bu üstünlüğü zayıflatma girişimleri de artık aleni bir şekilde yapılmaya başlanmıştır.

"NEDEN BİR ÜST AKIL ARTIK KENDİNİ BİLE DEŞİFRE EDECEK NOKTAYA GELMEK ZORUNDA KALDI?

Uzmanlara göre, Türkiye'nin yurt içinde ve yurt dışında terörle mücadelesinde gösterdiği başarı, üst aklı artık kendini deşifre edecek noktaya getirdi. Türkiye'yi dizayn edecek terörist bulamayacak vaziyete geldiler. Zira Türkiye'ye yönelik bu tarz terör eylemlerinin en önemli ana sebebi, Türkiye'nin büyümesini, güçlenmesini, gelişmesini engellemek...

Amerika'ya rağmen Türkiye'nin Ege'de durum üstünlüğünü sağladığını vurgulayan uzmanlar, şuan Ege'de Yunanistan'ın askeri nitelikli tacizden, diplomatik tacize geçmesinin temel sebebinin Türkiye' nin ürettiği argümanlar. İzmir'in 2800 metre yakınındaki Sakız Adası'na Yunan Genelkurmay Başkanı gelip açıklama yaptığı gün hemen Sinop'un açıklarına Tayfun füzesinin gönderilmesi durum üstünlüğü sağlamamızda hızlandırıcı bir etkisi oldu. Yunanlılar Girit-Rodos hattına çekilmek durumunda kaldılar.

AMERİKA SON KALESİNİ DE KAYBEDECEK

Uzmanlara göre, Sayın Cumhurbaşkanımızın inisiyatifiyle, Esed rejimiyle muhalifleri uzlaştırıp bir ortak güç meydana getirildiğinde ilk yapılacak harekat Ayn el-Arap bölgesinedir, Fırat'ın doğusunadır. Fırat'ın doğusuna girildiği gün artık bu bölgede Amerika'nın barınması neredeyse imkansız hale gelir. Zira Ayn-el Arap, Amerika'nın ve Amerika ile birlikte DEAŞ'a karşı koalisyon bahanesiyle hareket eden diğer Avrupalı emperyal güçlerin son tutunma kalesidir. Bura temizlendiği an, Amerika'nın Kamışlı, Deyrizor hattında PKK/PYD'yi parayla tutabilme şansı da kalmıyor. Bu durumdan çok rahatsızlar. O yüzden kendilerini deşifre riskine de girerek böyle bir üst akıl penceresinden bir terör eylemi planladılar.

Star Gazetesi-O.G.

17 Kas 2022 - 10:13 - Analiz

Muhabir  Osman Gürses


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.