Tahran'daki kritik üçlü Zirve sona erdi! 16 maddelik ortak bildiri...

İran'ın başkenti Tahran'da Astana formatı kapsamında gerçekleştirilen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in bir araya geldiği zirve sona erdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in bir araya geldiği Tahran'daki üçlü zirve sona erdi. Zirve sonrası liderler açıklamalarda bulundu.

"İRAN VE RUSYA'DAN BEKLENTİMİZ BU SÜREÇTE DESTEK OLMALARIDIR"

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları: 

Astana formatındaki 3'lü zirvemizin bugün 7.'sini gerçekleştirdik. Suriye'de çatışma ortamının sona ermesi için birlikte atabileceğimiz ilave adımları değerlendirdik.  Terörle mücadele gündemimizin öncelikli konuları arasında yer aldı. Türkiye olarak terör örgütleri arasında fark görmüyoruz. Biriyle mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılmasını kabul etmiyoruz. Milli güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye'den söküp atmakta kararlıyız. İran ve Rusya'dan beklentimiz Türkiye'ye bu süreçte destek olmalarıdır. Terör örgütünün Suriye'nin toprak bütünlüğünü hedef aldığını unutmamalıyız. Siyasi süreçte gelinen noktayı ve önümüzdeki süreçte atılabilecek adımları etraflıca ele aldık.

Maalesef Suriye rejimi bu konuda uslanmaz bir konu içinde. Sürecinin başarıya ulaşması, itilafın BM parametresi çerçevesinde çözülmesi şarttır. Suriye halkının taleplerinin karşılandığı, güven ve istikrarın tesis edilmesi gereklidir. Suriye'de çözüm çabalarımızın merkezinde yaşanan insani dramın sona erdirilmesi yer alıyor. Bizler Suriye'nin kuzeyinde şu anda briket evler yapmak suretiyle Suriyeli kardeşlerimizin bu evlere taşınması için adımlarımızı atıyoruz. 4 milyon Suriyelinin yaşadığı İdlib'i de değerlendirdik. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine geri dönüşleri konusunu da görüştük. Hedeflerimiz, Suriyeli kardeşlerimizin, güvenli, onurlu şekilde ülkelerine dönmeleridir. Bugüne kadar Suriye'de terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye'den yaklaşık 500 bin Suriyeli kardeşimiz geri dönmüştür. Bu çalışmalarımızı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. Türkiye olarak bu yardımları kolaylaştırmak için her türlü desteği verdik. Aynı çabayı dostlarımızın da göstermesi, hayati önem taşıyor.

PUTİN: 9. İSTİŞARE TOPLANTISI BU YILIN SONUNDA YAPILACAK

Konuşmasında toplantının çok verimli geçtiğini vurgulayan Rusya Devlet Başkanı Putin açıklamalarında şunları söyledi: 

Suriye krizi sadece diplomatik ve siyasi yöntemlerle çözülebilir. Suriye'nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve birliğinin korunması ile. Suriye'nin geleceğini Suriyeliler kendileri belirlemelidir. Bugün anlaştık ki Astana formatında düzenli olarak uzman düzeyinde istişareler yapılacaktır. 9. istişare bu yılın sonuna kadar yapılacaktır. Büyük bir önemi Anayasa Komitesi çalışmalarına verdik. Böylece Suriye hükümeti, muhalefet ve sivil toplumu bir araya getirip, Suriye yapısının nasıl olacağıyla ilgili bir diyalog imkanı tanınmıştır. Bugün Suriye'de terörizm konusunda mücadelede konuları detaylıca işledik. İŞİD ana kuvvetleri ve diğer gruplar neredeyse imha edilmiştir. Suriye hükümeti, Suriye'deki toprakların büyük çoğunluğunu elinde tutuyor.

"BARIŞ İÇİN HER SURİYELİYE YARDIM ETMELİYİZ"

Suriye'nin Fırat'ın Doğusundaki durumu değerlendirdik. Orada bazı batılı ülkelerin desteğiyle Suriye'nin toprak bütünlüğüne aykırı olarak yabancı askerleri tutma çabaları var. Biz Rusya olarak, oradaki bölgenin kontrolü hükümette olmalıdır. Biz her Suriyeliye yardım etmeliyiz, barışın olması için. Bugün İran'da bulunduğum sırada aynı şekilde çok başarılı ve ikili görüşmelerde bulunduk. Biz anlaştık ki iyi komşuluk, ve karşılıklı işbirliğimizi güçlendireceğiz. Bölgesel ve uluslararası sorunların çözülmesi konusunda bu konuları değerlendirdik. Yine de bizim iki ülke arasındaki ticareti milli paraların kullanılmasının genişletilmesi konusunda anlaştık.

REİSİ: BÜTÜN ÜLKELER TERÖRİZMLE İLGİLİ ÇABA GÖSTERDİLER

"Bu toplantıda 3 ülke Cumhurbaşkanları tarafından gündeme getirilen konular oldu ve bu konuların ekseni bir Suriye egemenliğine vurgu yapmak, Suriye'nin toprak bütünlüğünün önemine vurgu yapmak, Suriye'nin egemenliğinin bütün topraklarında gerçekleşmesine vurgu yaptık" diyen İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi şu ifadeleri kullandı:

ABD'nin Fırat'ın doğusundaki varlığı kesinlikle kabul edilebilir değil ve bu toprakları terk etmesi gerekiyor. Biz hepimiz terörizmle mücadelede işbirliğine vurgu yaptık. Bütün ülkeler terörizmle ilgili çaba gösterdiler. Bugün Suriye'de ve bazı bölgelerdeki terörizmle ilgili endişeler için azim ve irade önemlidir. Suriye'nin mazlum halkı için insanı yardımın ulaştırılması vurgulandı. Bütün taraflar Suriye'nin ekonomik sıkıntısı ve halkın geçinebilmesi vurgulandı. Aynı şekilde Suriye'nin egemenliğini ihlal edecek bir girişimden çekinmek gerektiğini vurguladı.

"MÜLTECİLERİN BİR AN ÖNCE ÜLKELERİNE DÖNMESİ SAĞLANMALI"

Her türlü Suriye halkına ve ordusuna saldırı, uluslararası ihlaldir. Rusya, Türkiye ve İran'ın işbirlikleri ve Suriye'nin hükümetiyle ilgili olan işbirliğimiz çok önemlidir. Öngörülen tedbirlerin uygulanması konusunda Astana formu başarılı olmuştur. Ve bu yöntemin bundan sonra da devam etmesi gerekiyor. Vurguladığımız diğer bir konu da mültecilerin bir an önce ülkesine dönmesinin sağlanması gerektiği oldu. Biz umut ediyoruz ki Astana sürecine üye olan ülkelerin işbirliğiyle Suriye'deki istikrarın sağlanmasına yardımcı olacaktır.

ZİRVE SONRASI 16 MADDELİK ORTAK BİLDİRİ

1. Devlet Başkanları Suriye'de sahadaki güncel durumu ele almışlar, 1 Temmuz 2020 tarihinde video konferans yoluyla yapılan son toplantının ardından meydana gelen gelişmeleri değerlendirmişler ve aralarında varılan mutabakatlar ile Dışişleri Bakanlarının ve temsilcilerinin toplantılarındaki mutabakatlar uyarınca üçlü işbirliğini güçlendirme hususundaki kararlılıklarını vurgulamışlardır. Ayrıca, son uluslararası ve bölgesel gelişmeleri ele almışlar ve Astana Sürecinin, Suriye krizinin barışçıl ve sürdürülebilir çözümündeki öncü rolüne vurgu yapmışlardır.

2. Suriye Arap Cumhuriyeti'nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile Birleşmiş Milletler Şartı'nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli bağlılıklarını vurgulamışlardır. Bu ilkelere evrensel olarak saygı gösterilmesi ve kim tarafından yapılırsa yapılsın hiçbir eylemin söz konusu ilkeleri zayıflatmaması gerektiğine işaret etmişlerdir.

3. Terörün her tür ve biçimiyle mücadele etmek amacıyla birlikte çalışmaya devam etme kararlılıklarını dile getirmişlerdir. Sivil tesisleri hedef alan ve masum can kayıplarına neden olan saldırılar da dahil olmak üzere, Suriye'nin çeşitli bölgelerindeki terör örgütlerinin ve bunlarla iltisaklı farklı isimler altındaki grupların artan varlık ve faaliyetlerini kınamışlardır. Suriye'nin kuzeyi ile ilgili tüm düzenlemelerin eksiksiz bir şekilde uygulanması gerektiğinin altını çizmişlerdir.

4. Gayrimeşru özyönetim teşebbüsleri dahil olmak üzere, terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler oluşturulmasına dair her türlü girişimi reddetmişler ve Suriye'nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün yanısıra komşu ülkelerin milli güvenliğini tehdit eden sınır ötesi saldırılar ve sızmalar dahil olmak üzere ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını vurgulamışlardır.

5. Suriye'nin kuzeyindeki durumu ele almışlar, bu bölgede kalıcı güvenlik ile istikrarın ancak ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün muhafazası temelinde sağlanabileceği hususunu vurgulamışlar, bu yöndeki çabalarını koordine etme hususunda mutabık kalmışlardır. Suriye'ye ait olması gereken petrol gelirlerinin yasadışı olarak ele geçirilmesine ve aktarılmasına karşı olduklarını ifade etmişlerdir.

6. Uluslararası insancıl hukuk uyarınca, sivillerin ve sivil altyapının korunmasını sağlarken, terör örgütleriyle bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler ve varlıkların tamamen ortadan kaldırılması amacıyla aralarındaki süregiden işbirliğinin devam ettirilmesi hususundaki kararlılıklarını teyit etmişlerdir.

7. İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesindeki durumu ayrıntılarıyla ele almışlar ve sahada sükunetin sağlanması için İdlip'le ilgili bütün anlaşmaların tam olarak uygulanması gerektiğinin altını çizmişlerdir. İdlip Gerginliği Azaltma bölgesinin içindeki ve dışındaki sivillere tehdit oluşturan terörist grupların varlığı ve terörist faaliyetleri konusunda ciddi endişelerini dile getirmişlerdir. İnsani durum da dahil olmak üzere, İdlip Gerginliği Azaltma bölgesi ve çevresindeki durumdaki normalleşmenin sürdürülebilir olmasını sağlamak için daha fazla çaba göstermek hususunda mutabık kalmışlardır.

8. Suriye'deki insani durumdan duydukları derin endişeyi kaydetmişlerdir. Uluslararası hukuka, uluslararası insancıl hukuka ve BM Şartı'na aykırı tüm tek taraflı yaptırımları, ayrıca, belirli bölgelere yönelik muafiyetler uygulamak suretiyle ayrılıkçı gündemlere yarar sağlayacak ve ülkenin parçalanmasına yol açabilecek ayrımcı önlemleri reddetmişlerdir. Bu bağlamda, başta BM ve insani yardım kuruluşları ile diğer hükümet/hükümet dışı uluslararası kuruluşlar olmak üzere uluslararası topluma, ayrımcılık, siyasileştirme ve önkoşullar olmaksızın ve daha şeffaf bir şekilde tüm Suriyelilere yönelik yardımlarını arttırmaları çağrısında bulunmuşlardır.

9. Suriye ihtilafına askeri çözüm getirilemeyeceğine ve ihtilafın yalnızca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde, Birleşmiş Milletler'in kolaylaştırıcılığında, Suriyelilerin öncülüğü ve sahipliğinde bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğine dair inançlarını teyit etmişlerdir. Bu bağlamda, Astana garantörlerinin belirleyici katkılarının ve Soçi'deki Suriye Ulusal Diyalog Kongresinin kararlarının uygulanmasının sonucunda ortaya çıkan Anayasa Komitesinin önemli rolünün altını çizmişlerdir. Anayasa Komitesi'nin müteakip oturumlarının sürdürülebilir ve etkili çalışmasını sağlamak için Komite üyeleriyle ve kolaylaştırıcı olarak BM Genel Sekreteri'nin Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen ile sürekli etkileşimi desteklemeye hazır olduklarını yinelemişlerdir. Komite'nin anayasa reformu hazırlama ve halkın onayına sunma görevini yerine getirebilmesi ve çalışmalarında ilerleme kaydedebilmesi için çalışmalarında, Görev Tanımına ve Temel Usul Kurallarına riayet etmesi ve üyeler arasında mutabakat sağlanabilmesi için dış müdahale ve dışarıdan dayatılan zaman çizelgeleri olmaksızın uzlaşı ve yapıcı angajman anlayışıyla yönetilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Anayasa Komitesinin faaliyetlerini herhangi bürokratik ve lojistik engel olmaksızın sürdürebilmesi gerektiğinin altını çizmişlerdir.

10. Astana formatının ilgili Çalışma Grubu çerçevesinde tutukluların/kaçırılanların karşılıklı salıverilmesinin sürdürülmesi hususundaki kararlılıklarının altını çizmişlerdir. Çalışma Grubunun, Suriyeli taraflar arasında güven inşa etmekteki etkisini ve gerekliliğini kanıtlayan özgün bir mekanizma olduğunun altını çizerek, tutukluların serbest bırakılması konusundaki çalışmalarını sürdürmeye, cenazelerin teslimi ve kayıp kişilerin kimliklerinin belirlenmesi konusundaki faaliyetlerini görev tanımına uygun olarak genişletme kararlılıklarını açıklamışlardır.

11. Sığınmacıların ve ülke içinde yerlerinden edilmiş kişilerin, geri dönme ve bu çerçevede desteklenme haklarını teminen, Suriye'deki asıl ikamet yerlerine güvenli ve gönüllü geri dönüşlerinin kolaylaştırılmasının gerekliliğinin altını çizmişlerdir. Bu bağlamda, uluslararası topluma, bu şahısların yeniden yerleşimleri ve günlük normal yaşamlarının tesis edilmesi için uygun katkılar sağlama ve yük paylaşımında daha fazla sorumluluk alma; bu meyanda, temel altyapının restorasyonu da dahil olmak üzere, özellikle su, elektrik, sanitasyon, sağlık, eğitim, tesisleri, okullar, hastaneler ile uluslararası insancıl hukuka uygun insani mayın faaliyetleri dahil erken toparlanma projeleri aracılığıyla Suriye'ye yönelik yardımları artırma çağrısında bulunmuşlardır.

12. İsrail'in, sivil altyapı dahil Suriye'deki askeri saldırılarını kınamışlardır. Bu saldırıların, uluslararası hukuku, uluslararası insancıl hukuku ve Suriye'nin egemenliğini ihlal ettiğini değerlendirmişler; bölgeyi istikrarsızlaştırdığını ve gerginliği tırmandırdığını teslim etmişlerdir. İsrail'in bu bağlamda aldığı tüm karar ve önlemleri de geçersiz sayan ve bunların hiçbir hukuki etkisi olmadığını değerlendiren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 242 ve 497 sayılı kararları başta gelmek üzere, Suriye Golanı'nın işgalini reddeden ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının hükümleri dahil, evrensel olarak tanınan uluslararası hukuk kararlarına uyulması gerekliliğini teyid etmişlerdir.

13. Suriye meselesine ek olarak, ortak siyasi ve ekonomik işbirliğini artırmak için farklı alanlardaki üçlü koordinasyonu güçlendirmeye yönelik isteklerini teyit etmişlerdir;

14. Astana Formatında düzenlenen Suriye konulu Uluslararası Toplantının 19.sunun 2022 yılının sonuna kadar düzenlenmesini teminen temsilcilerini görevlendirmekte mutabık kalmışlardır;

15. Bir sonraki Üçlü Zirveyi Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin'in daveti üzerine Rusya Federasyonu'nda gerçekleştirmekte mutabık kalmışlardır.

16. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Tahran'da gerçekleştirilen Astana Formatında Üçlü Zirveye ev sahipliği yapmasından ötürü İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın İbrahim Reisi'ye samimi teşekkürlerini ifade etmişlerdir.

Hürriyet - O.G.

20 Tem 2022 - 06:48 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.