Dolar'ı rezerv para olmaktan çıkaracak hamle geliyor! Türkiye de üye oluyor...

Batı’nın Rusya’ya ambargo kararı sonrası yaşadığı ekonomik sıkıntılar, Euro'nun değer kaybederek 20 yıl sonra ilk kez dolara eşitlenmesi ile gündemde. Türkiye'nin de üye olmak için gün saydığı BRICS ülkeleri ise yeni bir rezerv para birimi oluşma adımları atıyor. Konuyu değerlendiren uzmanlar, AB ve ABD'nin resesyona giderken, diğer ülkelerin BRICS etrafında toplandığı görüşünde.

Siyonizm'in hakimiyet araçlarından Dolar rezerv para olma konumunu tamamen kaybetmek durumunda...

Türkiye'nin başlattığı yerel paralarla ülkeler arası ticaret hamlesi aslında tüm ülkelerin istediği ama cesaret edemediği bir şeydi.

İşte Türkiye bunu çeşitli ülkelerle uygulayıp herhangi bir karşı hamleye muhata olmayınca diğer ülkelere de cesaret oldu bu...

Türkiye'nin de üye olmaya hazırlandığı BRICS ülkeleri şimdi bu hamleye hazırlanıyor. Bu ülkeler büyük enerji ve yer altı kaynaklarına sahip. Batı'nın muhtaç olduğu bu kaynaklara ulaşım için şimdi bu ülkeler yeni bir rezerv para oluşturma adımı atıyor. İşte bu Dolar için bir son demek!

Sputnik'te yer alan haber şöyle:

Avrupa’nın yaklaşık 50 yılın rekorlarını her ay tazeleyen enflasyon rakamları ile mücadelesine, euro/dolar paritesi de eklendi. Enflasyon verilerinin ardından euro, 13 Temmuz’da, 2002 yılının aralık ayından beri ilk kez 1 seviyesinin altını gördü. Rusya'ya Ukrayna'daki özel askeri operasyonu nedeniyle uygulanan yaptırımlar ve enerji tedarikinde yaşanan aksama nedeniyle bölgede ekonomik sıkıntılar yaşanmaya devam ederken, piyasanın durumuna ‘yavaş tepki verdiği’ eleştirilerini üstüne çeken Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) da mevcut durgunluğu etkilediği görüşü tüm kıtayı sarmış durumda.

ABD’de de enflasyon hızla artarak ülkedeki ekonomik verileri alt üst ediyor. En son Uluslararası Para Fonu (IMF), ABD ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme tahminlerinde bir kez daha düşüşe giderek 2022 yılı beklentisini yüzde 2.9'dan yüzde 2.3'e ve 2023 için yüzde 1.7'den yüzde 1'e indirdi. Halihazırda ABD, bu yıl baz oranını üç kez artırarak yüzde 1.5-1.75'lere çekmişti. Avrupa'da bu rakam ise hala negatif. Ekonomistlere göre, Federal Rezerv Bankası’nın (FED) bu ‘agresif davranışı’ Euro üzerinde çok fazla baskı oluşturuyor. Ayrıca AB'de borçlanma maliyetlerinin artması, doları yatırımcılar için daha çekici hale getiriyor. Diğer bir yandan uzmanlar da, Rus enerji kaynaklarının arzındaki azalmanın AB için uzun ve derin bir durgunluğa yol açacağını önceden tahmin edip uyarıda bulunduklarını hatırlatmayı sürdürüyor. Avrupa, Rusya'ya yönelik uyguladığı petrol ve doğalgaz ambargosu nedeniyle enerji kıtlığından en çok zarar gören bölgelerden biri konumunda.

Dolar ve Euro'ya karşı yeni rezerv para birimi mi geliyor?

23-24 Haziran tarihlerinde gerçekleşen 14. BRICS Zirvesi’nde de bu konu gündeme gelmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, kendi ülkesinin yanı sıra Brezilya, Hindistan, Çin Halk Cumhuriyeti ve Güney Afrika’nın da içinde bulunduğu BRICS ülkelerinin toplanarak yeni bir rezerv para birimi oluşturmaya çalıştığını söyledi. Konu ile alakalı henüz detaylar açıklanmasa da Putin, ortak rezerv para biriminin aktif olarak ele alındığını duyurdu. Üye ülkelerin ABD dolarına ve diğer Batı para birimlerine olan bağımlılığını azaltma ihtiyacı sıkça konuşuluyordu. Durum ile ilgili olarak son açıklamayı 12 Temmuz’da yapan Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Medvedev, euro bölgesinde ‘sistemik bir krizin başlangıcına’ ilişkin tahminlerin gerçekleştiğini, mevcut rezerv para birimlerine karşı en iyi korunmanın ‘güvenilir ortaklarla’ ticarette ‘yeni ödeme yöntemlerine geçiş’ olduğunu vurguladı. Medvedev, BRICS ülkelerinin toplanarak yeni bir rezerv para birimi yaratmasının gündemde olduğunu dile getirdi.

Euro ve doların eşitlenmesinin ne anlama geldiğini ve BRICS ülkelerinin alternatif rezerv para birimi geliştireceğini açıklamasının mevcut durumu nasıl etkileyebileceğini Ekonomist Evren Bolgün ile Eski Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Müdürü Bartu Soral Sputnik’e anlattı.
‘Avrupa Merkez Bankası’nın ABD gibi tek tip bir para politikası uygulaması mümkün değil’

Bolgün, euro ve doların şu anki durumunu açıklayarak şu ifadeleri kullandı:

“Euro 2000 yılında hayata 1.17 civarından başlamıştı. 2008 ABD krizi sırasında 1.50’nin üstüne çıkmıştı. O saatten itibaren aslında euro özellikle ABD’nin problem yaşadığı 2008 ve 2010 yıllarında en yüksek seviyesini gördü. Ondan sonrasında Güney Avrupa başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerindeki krizler, daha sonrasında kovid süreci ve negatif faiz problemi, Avrupa'da hala devam ediyor ve dolar karşısında bire bir seviyesine geldi. ABD faizleri, dün gelen yüzde 9.1’lik tüketici enflasyon neticesinde, yüzde 0.75 artış zaten yüzde 90’ın üstünde fiyatla almıştı. Şimdi yüzde 100 baz puan, yani yüzde 1’lik bir fiyat artışı bile dün öğlen saatleri itibariyle yüzde 22 civarında bir olasılığa yükseldi. Ama şu gerçek değişmiyor; Avrupa Merkez Bankası’nın ABD gibi tek tip bir para politikası uygulaması çok mümkün değil. ABD sadece kendisi için tek para politikası uygularken, Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde farklı işsizlik oranları gibi temel makro tarafta farklılıklar söz konusu.”

‘ABD enflasyonla mücadele etmek için resesyona razı, AB ise resesyondan korkuyor’

Soral da Euro ve doların eşitlenme sebebine ilişkin konuşarak, “ABD, enflasyonla mücadele kapsamında resesyona razı. Yani düşük büyüme, hatta büyüme durgunluğa razı olarak faizleri arttırıyor. Buna karşılık AB, resesyon korkusunda ve enflasyonla mücadele kapsamında faizleri arttırmıyor. Eşitliğin olmasının sebebi bu” dedi.

‘Ülkeler BRICS etrafında birleşiyor’

BRICS ülkelerinin ortak rezerv para birimi oluşturma fikrine ilişkin açıklamalarda bulunan Soral, “BRICS yanına Asya-Pasifik ülkeleriyle ittifak halindeki ülkeleri de ekleyerek euro gibi bir para birimi oluştursa o zaman her şey değişebilir. Çin, Rusya, Hindistan, Brezilya, Venezuela, Güney Kore, Kuzey Kore, İran gibi ülkeler, hatta Pakistan ve Şangay Beşlisi’ne de dahil olan Türk cumhuriyetleri, şu anda zaten BRICS etrafında birleşiyorlar. Çok ilginç mesela bu ülkelere Suudi Arabistan da ekleniyor” dedi.

‘BRICS ortak bir para birimi oluşturursa doların hakim para olma pozisyonu biter’

Soral, dünyanın üretim gücüne, dış ticaretine, doğal gazına, petrole sahip olan BRICS ülkelerinin ortak para birimi oluşturma adımlarını da değerlendirerek şunları konuştu:

“Bu ülkeler kendi para birimlerini değil de dış ticarette kullanılabilecek ortak bir para birimi oluştururlarsa, o para birimi hızlı biçimde kullanılmaya başlar, sonra da doların ‘rezerv para’ yani ‘hakim para’ olma pozisyonunu indirirler. Euro buydu. Avrupa Birliği siyasi bir birliktelikken daha sonra güçlü olmak için para birliğine geçtiler ama euronun hataları vardı. Avrupa'yı tek bir ülke gibi düşündüler. Halbuki üretim güçleri ve mali politikaları farklı ülkelerin tek bir para biriminde buluşmasının hatası vardı. Dünyaya bakıldığında dış ticarette dolar birinci, euro da ikinci sırada. Foreks işlemlerine de baktığımızda da sıralama aynı ama dünyanın üretimcisi, ihracat şampiyonu olan yuan yüzde 2’lerde. Kimse kullanmıyor. Demek ki o zaman ‘Tek başına para birimlerimizle alışverişi yapalım’dan ziyade, ‘biz de birleşip bir para birimi oluşturalım’ demeli zaten. AB gibi onun eksiklerini almadan bu ülkeler birleşir ve para birimi oluşturursa o zaman ana hedefleri olan ‘doların rezerv para olma’ açısını değiştirirler.”

‘AB, Rusya’ya yaptırım uygulayarak ekonomik anlamda intihar etti, ABD’nin 51. eyaleti gibi hareket etmeleri AB’ye zarar veriyor’
Soral, Avrupa’daki mevcut ekonomik durumu AB’nin Rusya’ya yönelik aldığı kararların sonuçlarıyla birlikte aktararak şu ifadeleri kullandı:

“AB, Rusya ile Ukrayna arasında sıcak çatışma başlayınca çıktı bir açıklama yaptı ve şunu söyledi; ‘Bundan sonra SWIFT sisteminden Rus bankalarını atıyoruz, Rusya'nın dolar, euro, pound ve yen kullanmasına müsaade etmiyoruz’ dedi. Ben bu açıklamaları duyduğumda güldüm, bunlar boşa tehdittir. Çünkü Avrupa Birliği bu kararlarla ekonomik anlamda intihar etti. NATO’nun başı olan ABD’nin 51. eyaleti gibi hareket etmeleri Avrupa Birliği’ne zarar veriyor ve vermeye de devam edecek. Çünkü bu ABD’nin bir kışkırtması, Rusya'yı ve ittifaklarını zor duruma sokmak için başlattığı yayılmacı bir politikanın sonucu. AB, Rusya'nın enerjisine yüzde 40 oranında ihtiyaç duyuyor. Ayrıca Venezeulla ve İran gibi Rusya'nın ittifak halinde olduğu ülkelerin doğalgazını ve petrolünü kullanıyor. Kullanmazsa ne olacak? AB kendini bitirir. AB’de enerji fiyatları o günden bugüne yüzde 35 oranında yükseldi. Ne, AB ne ABD, bugüne kadar görmedikleri bir enflasyonla yıllık ortalama yüzde 1-2 enflasyonla giderken yüzde 9-10 enflasyona ulaştılar daha şimdiden. Bunun daha kışı var. Almanya aylık ortalama 15 milyar euro dış ticaret fazlası verirken, 1991’den bugüne kadar ilk kez aylık bazda 1 milyar euro dış ticaret açığı verdi. Almanya'da bugünden kışın zor geçeceği, ısınma sorununun olacağı ve hane halklarının dikkatli olarak enerjiyi tasarruflu kullanması konusunda uyarılar gelmeye başladı. Şimdi Avrupa Birliği kendi kendini sıkıştırdı ve ekonomik olarak zor bir duruma düştü.”

‘Önümüzdeki süreçte AB ve ABD küçülme, yoksullaşma ve enflasyon ile karşı karşıya’

AB ve ABD’nin resesyona doğru gittiğine dikkat çeken Soral, “2023’te veriler gelmeye başlayınca resesyon yani ‘büyüme yok, küçülme ve yoksullaşma var. Aynı zamanda da enflasyon var’ olacak. AB ve ABD vatandaşlarını çok zorlayan ve zorlayacak bir süreç başladı. Bu süreç, Ukrayna'daki kriz bitse de bitmeyecek. Çünkü oluş sebebi, tek kutuplu emperyal dünyaya karşı yeni ve güçlü kutupların doğma sürecinin tamamlanmış olması. Silah ve savunma sanayisi güçlü, doğal kaynakları bol bir Rusya, üretim gücü olan Çin ve onlarla ittifak halinde olan BRICS ülkeleri ile bünyelerine alacakları yeni ülkeler ve işbirliği halinde olan diğer ülkelerin her birinin kendi boyutunda birer güç olması ile bu süreç tamamlandı. Ukrayna bahaneydi. Asya-Pasifik ile emperyal tek kutuplu ABD arasındaki soğuk mücadele, sıcak bir ekonomik kavgaya döndü. Bu noktada AB birlik olmasına ve birçok ülkeden oluşuyor olmasına rağmen bağımsız bir politika izleyemediği için bunun sancılarını yaşamaya başladı ve bu daha başlangıç” dedi.

‘Faiz farkı Euro aleyhine işlemeye devam edecek, bu da dolara yarayacak’

Bundan sonraki sürece dair açıklamalarda bulunan Bolgün, “Faiz farkı euro aleyhine işlemeye devam edecek. Yani ABD faizleri, daha yüksek bir şekilde hızlıca arttırmayı sürdürecek. Bu faiz farkı da yılın genelinde dolara yarayacak. Burada tabii 1 seviyesi psikolojik olarak da kritik bir seviye. Onun altında olan birtakım pozisyonlanmalar yani ‘stop seviyeleri şeklinde birtakım türev işlemlerden kaynaklı yığılmalar’ olması ihtimali sebebiyle, paritenin önümüzdeki 1-2 aylık süre içerisinde öncelikle 0.95’ler, daha sonra 0.87 ve 0.90 seviyeleri arasına kadar düşme ihtimali de bence olasılık içerisinde gözüküyor” dedi.

Sputnik - O.G.

16 Tem 2022 - 12:23 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.