Türkiye'nin sağlıktaki dijital dönüşümü Apple'ı nasıl şaşırttı?

Sağlık Bakan Yardımcısı Birinci, HES kodu uygulamasının yapım aşamasını ve sonrasında yaşadığı başarı ile Apple çalışanlarını nasıl şaşırttığını anlattı.

Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, 24 TV'de Esra Elönü'nün sunduğu Arafta Sorular programına konuk oldu.

Birinci, Türkiye'nin sağlık sistemindeki dijital dönüşüme ilişkin birçok yeniliği ve projeyi ayrıntılarıyla anlattı.

Özellikle pandemi sürecinde dünyaya örnek olan HES kodu uyagulamasının başarısından söz eden Birinci, uygulamanın 111 milyon kişi tarafından indirilmiş 31 milyon kez risk uyarısı vermiş ve 5 milyar sorgu yapmış olduğunu söyledi.

Uygulamanın çok sayıda insana virüs bulaşmasını engellediğinin altını çizen Birinci şöyle konuştu:

"Öyle bir şey yapalım ki istenilen zamanda silinebilsin"

"Geçici erişim koduyla da muayene sağlayalım diye düşünmüştük. Tam pandemi sırasında yayınlarda şunu söylemeye başladılar: 'Veri ihlalleri oranları çok artacak.' Bir süre sonra gizli olması gereken datalarımız ortalıkta yayınlanacak. Ne yapalım dedik. Öyle bir şey yapalım ki bir kişi birden fazla kez alabilsin, istediği zaman silebilsin...

"Çok arkadaşımız bana karşı çıktı"

Aslında kendisinin yönettiği kimsenin bilmediği bir şey. Çok arkadaşlarımız karşı çıktı bana, uçaklar kalkmaz, trenler hareket etmez diye... Daha Bakan Bey'e sunmadan önceki kavgalarımız bunlar. HGS gibi bir şey çok sıkıntı olur dediler. Toplum hayatını durdurur falan... Kim yapar bunu dedik. Çağırdık. Yarın burada çalışıyorsun dedik arkadaşa.

"111 milyon kişi indirmiş"

Biz HES gibi bir sistem kurduk. 111 milyon kişi indirmiş yabancılar dahil. 31 milyon kez risk uyarısı vermiş. 5 milyar sorgu yapmış. Bir sürü insana virüs bulaşmasını engellemiş...

Tamamıyla bizim kurgumuzla yapılan bir şey. Önemli olan projeydi. Dünyadan gelen projeler oldu. Dışardan Türklerin katkıları oldu. Apple'ın teknoloji müdürü ile bir toplantı yaptık.

"Sisteme böyle bakan bir devlet görmedik dediler"

HES'i yayınlamıyorlar burada ne amaçlıyorsunuz diye sorduk. Biz bir sürü devletle çalışıyoruz, sisteme böyle bakan bir devlet görmedik dediler.

Bizim arkadaşların en motive olduğu anlardan biriydi. Bizim projelerimizin dünya ölçeğinde geri kalmış proje yok.

Uçtan uca bizim kadar dijitalleşmiş bir sistem yok. Bizim benzerimiz bir ülke yok. Türkiye dijital olarak doğup dijital olarak öldüğünüz bir ülke.

"Yaşatma sanayisi öldürme sanayisini geçecek"

Teknoloji önce finansal alanlara girdi. 90'lı yıllarda en çok bankacılık sektörü dijitalleşti. Maliyetin çok olduğu alanlarda teknoloji çok güçlü bir şekilde yer almaya başladı. Sağlık, savunma sanayisinden sonra dünyada en çok para harcanan alan. Yakın gelecekte savunma sanayisini geçecek ve birinci sektör haline gelecek.

Bizim ülkemiz için savunma sanayisi ama diğer ülkeler için öldürme sanayisi. Biz savunuyoruz. Sömüren ülkelerin mottosuyla diyorum ki 'yaşatma sanayisi öldürme sanayisini geçecek'.

"Eski zamanlardaki kayıtları hatırlıyorsunuz"

Bu teknoloji ile olacak. Bu kadar büyük sağlık verisi, İnsan yaşamının her anını kayıt altına alıyorsunuz. Bir süre sonra insanların, hekimlerin dağarcığı buna yetmeyecek.

Eski zamanlardaki kayıtları hatırlıyorsunuz. Hastanelerde hekimlerin insanların çantalarında dosyalar filmler, hekim notları... O günlerden bu günlere gelmişiz. O günlerden çok ciddi dönüşüme ihtiyaç vardı.

İlk başta İstanbul'da çalışırken çalışmaya başladık. Derdim şuydu o zamanlar; hekimleri eşit dağıtmak.

Öyle bir sistem kuracaksınız ki hem yönetim açısından elini güçlendireceksiniz hem de insanların sağlığa erişimi açısından kolay hizmet vereceksiniz.

"Nüfusa göre hekim veriliyor"

Ağrı'da Ankara'nın 13'te biri kadar hekim vardı. Bugün o rakamlar 2 katı seviyelerinde. Şu anda Türkiye'nin her tarafında nüfus başına düşen hekim sayısı hesaplanıp ona göre hekim veriliyor.

Böylece insanların başka illere gitme ihtiyacını azaltıyorsunuz. Tabii ki bazı merkezler belli bir nüfus getiriyor. Bir organ nakil merkezini küçük bir ilçeye kuramazsınız mesela.

"Öyle bir şey yapalım ki..."

Öyle bir şey yapalım ki hasta kendi verisine ulaşsın ve kendi sağlığını yönetsin, hekim hastasının sağlığını yönetsin ve hastası nereye giderse gitsin onun sağlık verisine ulaşsın, ama bu süreçlerin hepsini öyle bir kayıt altına alalım ki merkezde de hangi hasta nerede ne kadar bekleme süresi var, randevu süresi ne kadar, orada muayene başına reçete oranı nedir, yaşlıların bekleme süresi gençlerle eşit mi...

"Herkes sağlığını yönetsin"

Bütün bunları yönetirken aklınıza zaten şu geliyor; Öyle bir sistem kuralım ki herkes faydalansın, sağlığını yönetsin. İnsanların da kendi sağlıklarını yönetip kendi sağlığına arabasından fazla sahip çıkması lazım. O zaman sağlık verisini ona göstereceksiniz.

Bunları insanla yapamazsınız, bunları sistemle yapacaksınız.

Böyle bir şey e-Nabız gibi bir şey olurdu.

"E-Nabız cihazlardan bütün verileri alıyor"

E-Nabız cihazlardan bütün verileri alıyor. Önümüzdeki 10 yılda üzerimizdeki t-shirtlerde bile sensör olacağını düşünüyorum. Çünkü sağlık çok değerli. Şu anda günde ne kadar uyunuyor, ne kadar yürünüyor bunların hepsini ölçebiliyorsunuz.

"Pandemide elektronik ortamda insanları muayene ettirdik."

Geçmişte konuşulduğunda hayalperest bulunurdu, polikliniksiz hastaneler konuşulurdu. Bence gelecekte yataksız hastaneler olacak. Herkes evinde olacak. Bir sanal oda olabilir.

Çok ihtiyaç olursa hekim gelebilir ya da hastaneye taşınabilir. Toplum yaşamından soyutlanmayan ve sürekli sağlığın ve insanın izlendiği bir sistem geliyor. Yataksız hastanenin yakın olduğunu düşünüyorum. Pandemide elektronik ortamda insanları muayene ettirdik."

Ensonhaber - O.G.

27 Haz 2022 - 17:47 - Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak El-Aziz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan El-Aziz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler El-Aziz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı El-Aziz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.