El-Aziz’in anlattığı hakikatlerin saklanamayacağını gören Türkiye’deki İsrail yeni önlemler almaya başlıyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir müjde duyuracağım diyerek başlattığı bir kaç günlük süreç içerisinde sosyal medyada pek çok paylaşım yapıldı. Ama o paylaşımlardan biri vardı ki kısa sürer milyonlarca kişi tarafından yayıldı. Belli ki ortada bir organizasyon vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir müjde duyuracağım diyerek başlattığı bir kaç günlük süreç içerisinde sosyal medyada pek çok paylaşım yapıldı. Ama o paylaşımlardan biri vardı ki kısa sürede milyonlarca kişi tarafından yayıldı. Belli ki ortada bir organizasyon vardı.


Alt paragrafta paylaşacağım metin hepinize tanıdık gelecek… Türkiye’ye Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bir müjde açıklanacağının duyurulduğu süreçte sosyal medyada bir anda büyük bir organizasyonla elden ele ülke genelinde hızlıca yayılan gönderi şöyleydi:


ŞAYET PETROL Bulunursa?

CHP: “Bulunan petrolün gravitesi düşük”

FETÖ: “Petrol kuyularının geliri Cumhurbaşkanına bağlanacak”

ÖZDİL: “Mustafa Kemal savaş bitince şuraya bir sondaj yapalım demişti”

Tuncay ÖZKAN: “Ecevit petrolü niye çıkarttı? Enerji maliyetini düşürmek için”

CHP Seçmeni: “Petrol çıkardık dedikleri şey damacana pompası. Bim’de 25 lira”

Celal Şengör: “Sondajlar depremi tetikleyecek”

Emre Uslu: “Petrol kuyusu bahanesiyle kaçmak için tünel kazıyorlar”

Kılıçdaroğlu: “Petrolü çıkarma maliyeti satın almaktan pahalı”

Saadetçiler: “Erbakan hocamızın en büyük hedefi gerçekleşiyor, kendisini rahmetle anıyoruz”

HDP: “Çıkan petrol değil halkların kanı”

Muharrem İnce: “Adam deldi”


Bu paylaşımda muhalefetin muhtemel tepkileri diğer gelişmelerde verdiği tepkilerine göre hazırlanmış… Bir nokta hariç her şey tutarlı, normal görünüyor. Anormal olan husus ise şurası; Saadetçilerin olayı Erbakan’a bağlaması…


Hâlbuki artık Türkiye kamuoyu görüyor ki ne Saadet Partisi ne de Yeniden Refah Partisi Erbakan’dan bahsetmiyor. Yabancı basının da itiraflarıyla Türkiye’yi dünyada süper güç yapan İHA / SİHA’lardır. İşte o üstün teknoloji silahların yapım aşamasında bizzat Erbakan’ın projesini Bayraktar Ailesi’ne uygulatırken fotoğrafları çıkmasına rağmen olayı Erbakan’a bağlamadılar. Bu muazzam gelişmeden hiç bahsetmediler bile.


Ayasofya’nın yeniden cami olması hakkında Erbakan’ın açıkça “Ayasofya’da gümbür gümbür ezan sesi yükseliyorsa biliniz ki o zaman Türkiye’de Milli Görüşçüler hâkimdir” konuşmasının kayıtları mevcutken Saadet Partisi açılışına bile katılmadı. O saatlerde TÜSİAD’ı genel merkezinde ağırlıyordu. Aradan geçen haftalara rağmen de hala camiye bir ziyarette bile bulunmadılar. 


YRP ise Ayasofya’nın cami oluşuna seçim için hazırlık bahanesi gibi türlü kulplar takarken bırakın açılışı Erbakan’a bağlamayı Ayasofya’yı kapatan Atatürk’ü sahiplenip milli lider ilan etmekle meşguller! Şuursuzlar…


İşte yakın zamanda Türkiye için çok büyük önemi olan iki tarihi olaya Milli Görüş’ün siyasi mirası üzerinde hareket eden iki parti SP ve YRP’nin tepkileri böyleydi. 


Erbakan’ın seçim kitapçıklarında yer alan Hürriyet’in de dalga geçmek için karikatürle yayınladığı vaatlerinin mevcut iktidar tarafından eksiksiz hayata geçirilmesini ise bırakın desteklemeyi üstüne üstlük israf diyerek eleştiriyorlar da… 


“Bütün mesele şeftali yerine motor üretmekti” diyen Erbakan’ın davasını temsil iddiasındaki partiler “motor değil saman yok, ithal etmeyelim de üretelim” yaygarası koparır haldeler.


Yani SP ve YRP bırakın gelişmelerdeki Erbakan etkisini konuşmayı Erbakan’dan bahsetmemek, partilerinden izlerini silmek için ellerinden geleni yapıyor.


Peki durum böyleyken yukarıda paylaştığımız milyonlarca etkileşim alan sosyal medya gönderisindeki “Saadetçiler: Erbakan hocamızın en büyük hedefi gerçekleşiyor, kendisini rahmetle anıyoruz” ifadesi neyin nesi?


Aslında bununla iki sinsi amaç güdülmüş... Birincisi artık Türkiye’deki İsrail’in en sağlam partisi haline gelen Saadet Partisi’ne Erbakancı imajı sağlanıyor. Bu sayede her geçen gün yıldızı daha da parlayan Erbakan’ın partisi imajıyla daha uzun yıllar tepe tepe kullanmayı amaçlıyor Yahudi…


İkinci amacı ise Türkiye’nin süper güç konumunu Erbakan’a bağlamayı itibarsızlaştırmak… Çünkü biliyor ki Türkiye’nin bugün elde ettiği güç daha başlangıç. 


İşte amacı Erbakan’ın Türkiye’yi dünyanın lideri yapacağı projeleri bir bir hayata geçerken bunların Erbakan’a bağlanmasının önüne geçmek. Yani Yeniden Büyük Türkiye’nin Erbakan’ın eseri olduğunu gizlemek… Nasıl olsa elindeki illüzyoncu medya ve akademiyası ile istediğini kahraman ilan edip gerçekleri de karartabileceğini biliyor.


Yani amacı Türkiye’de bu hakikati yıllardır gerek gazete gerekse de sosyal medyada dile getiren ve toplumda kabul görmeye başlayan yıllardır özel karartma uyguladığı El-Aziz gerçeğine yeni bir önlem almak! 


Türkiye’nin bugün dünyanın süper güçlerine diz çöktüren gücünü üstün teknoloji ürünü savunma sanayisinden aldığını yabancı basın her gün yazıyor. Özellikle İHA/SİHA teknolojisinin dünyanın ağzını açıkta bıraktığı bizzat dış basın tarafından dile getiriliyor.


Özellikle Yunanistan basınında her gün programlarında, gazetelerinde Türkiye’nin bir süper güç olduğu ve bunu nasıl yaptığı konuşulurken İsrail’in eliyle dünyayı yönettiği istihbarat örgütü MOSSAD’ın Başkanı Yossi Cohen de dünyada esas korkulacak tehdidin artık sadece Türkiye olduğunu belirtiyor.


Aslında tüm bu gelişmeleri Türkiye kamuoyu algılamakta da zorluk çekiyor. “Nasıl olur da Türkiye süper güç olur”, “gerçekten de Türkiye süper güç müdür” diye sorgulamaya başlasa bile olaylar malum medyada gereken ilgiyi görüp ciddiyetle değerlendirilmediği için geçiştirip üstünü örtüyor. Yani halkımız inanamıyor, “böyle bir şey olamaz” diyerek şaşkınlıkla karşılıyor. Çünkü malum medya bu gerçekleri toplumumuzdan saklıyor.


Medyamız milli olsa bu hakikat topluma her gün çeşitli yayınlarla anlatılmaz mı? Türkiye gerçekten süper güç müdür, nasıl oldu diye toplumun anlayacağı şekilde izah etmez mi? Etmiyor… Çünkü milli değil!


Ancak tüm bu olumsuz tabloya rağmen Türkiye’nin yaşadığı bu gelişim ve değişimi sürpriz bulmayan bunun aslında bir plan ve proje doğrultusunda adım adım gerçekleştiğini 81 Milyon nüfus içerisinde bilen bir kesim var.


Bu kesim Türkiye’nin atlattığı merhaleleri hafta hafta yirmi yıl boyunca detaylı analizlerle takip ederek yapılan tespitlerin olaylarla doğrulandığını görerek inançları perçinleşen El-Aziz okurları…


Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil’in uzun yıllar büyük bedeller ödeyerek verdiği mücadele sonrasında 20 yıl boyunca El-Aziz’de makaleleriyle topluma anlattığı gerçekler, sosyal medyada dile getirdiği hakikatler bugün yaşanan her gelişme ile teyit ediliyor; gökteki güneş gibi parlıyor ve zeytinyağı gibi üste çıkmaya başlıyor.


İşte Türkiye’deki İsrail’in doğalgaz müjdesi öncesinde büyük bir organizasyonla paylaştığı gönderideki Saadet Partisi denerek karartılan, her geçen gün daha da çok kişi tarafından kabul gören Erbakan gerçeğini anlatan o fikirlerin patentinin ait olduğu yer El-Aziz Gazetesi’dir. Saklanmak istenen, itibarsızlaştırmak istenen de budur…


Bugün Türkiye’de ve dünyada yaşanan gelişmeler El-Aziz’in yıllar önce paylaştığı ve patentine sahip olduğu fikirlerini teyit ediyorsa bu yazılanların hakikat olduğunu göstermektedir. İşte El-Aziz külliyatı Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil’in oluşturduğu o hakikatleri anlatan ve Türkiye’deki İsrail’in karartmak için özel bir yöntem uyguladığı önemli ve değerli bir külliyattır. 


Elmas hükmündedir. Nasıl ki elmas çizilmez ama her cismi çizip yok edebilir. El-Aziz’in ortaya koyduğu hakikatler karşısında da tüm karartmalar bir bir yok olup gidiyor.


Erbakan’ın kendisi için söylediği gibi “beni bir tek Yahudi anlıyor” sözü yıllar sonra Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil için hayat buluyor. El-Aziz’i de bir tek Yahudi tanıyıp, önlemini de almaya başlıyor.



NEDEN O FİKİRLERİN EL-AZİZ’DEN BİLİNMESİ ÖNEMLİ?


Erbakan’ın tespit ve analizlerinin olduğu gibi Geçkil’in de tespit ve analizlerinin kabul görüp dillendirildiğini medya ve akademiya çevrelerini dikkatle takip edenler bilir.


Özellikle Erbakan’ın anlattığı gerçekler artık çok büyük bir kitlenin dilinde… Ama ne var ki o gerçekleri dillendiren şahıslar bunu hakikati dile getirmek için değil bir hakikatin yanında topluma çarpıttıkları olayları da kabul ettirmek için kullanıyor.


Mesela medya ve akademiyadan Ramazan Kurtoğlu evanjelistleri anlatırken tamamen Erbakan’ın anlattığı gerçekleri dile getiriyor fakat sonrasında ilave ettikleri ve o hakikatin yanında anlattıkları ise çarpıtılmış mevzular.


Bunları aslında bir illüzyon yöntemi olarak uyguluyorlar. Topluma bir gerçeği anlatırken yanında da yanlış birçok bilgiyi kabullendiriyorlar. İşte bu sebepledir ki hakikatlerin El-Aziz’in anlatımıyla bilinmesi çok önemli…


Yoksa ortaya çıkan doğrulanmış hakikatler toplumlara çarpıtılmış bilgileri sunmak için bir ambalaj mahiyetinde kullanılabilir. İşte bunu bilen Türkiye’deki İsrail de El-Aziz’i karartmak için özel uygulamalar deniyor.



EL-AZİZ HER AY BİR ÖNCEKİ AYDAN DAHA FAZLA OKUNUYOR!


El-Aziz’in ülkedeki tüm medya organlarından farklı, orijinal ama yaşanan gelişmelerle teyit edilen fikirleri her okuyanın bağımlı kaldığı bir ihtiyaç halini de almaya başlıyor.


Son bir yıldır tutmaya başladığımız istatistikler de bunu kanıtlıyor. Her gün artan kullanıcı sayımız ve her sitemizi ziyaret eden yeni kullanıcıların büyük kısmının sürekli olarak bizleri takip etmeye devam eden kalıcı kullanıcıya dönüşmesi El-Aziz Gazetesi’nin her ay istatistiklerini bir önceki aya göre daha da geliştirmesini sağlıyor.


Ulusal ve yerel yayın farkının kalmadığı sanal alemde diğer medya organlarından farklı içerikli orijinal yayınlarımızın fark edilerek günden güne daha büyük bir okuyucu kitlesine hitap etmeye başlaması artık malum yapıyı da önlem almaya itmiş. İşte onun için böyle bir yöntem uyguluyorlar.


Adımızı kullanmasalar da bugün Türkiye’yi süper güç yapan, dünyada süper güçlere diz çöktüren güce ulaştıranın Erbakan olduğu gerçeğini yıllardır sadece El-Aziz Gazetesi yani Zeki Geçkil dile getiriyor. Ve artık yaşanan her gelişme bu tespitlerin hakikat olduğunu da ortaya çıkarıp teyit ediyor. Yani Yahudi’nin çabası boşa… 


Erbakan’ın yıllar önce Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Zeki Geçkil’e bir vesile ile söylediği söz ile haberimizi noktalayalım…


“Hakikat zeytinyağı gibidir; uzun süre suyun altında kalamaz mutlaka suyun üstüne çıkacaktır.”
-ERBAKAN


İşte Erbakan’ın zeytinyağı benzetmesi yaptığı ve suyun üstüne çıkacağı müjdesini verdiği o hakikatler suyun üstüne çıkıyor. 


Hiç boşuna çabalama Ey Yahudi!

DİĞER HABERLER